Kimlik Kıskacındaki Devletin Somut Reçetesi: Üç Tarz-ı Siyaset
Puan vermedi·75 syf.··
2026 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:42
Yusuf Akçura’nın 1904 yılında Kazan’da (Rusya) kaleme aldığı 'Üç Tarz-ı Siyaset' makalesinin ve ona muasır gelen eleştirilerin yer aldığı bu kitabı incelemeye geçmeden evvel, eserin telif edildiği döneme dair ufak hatırlatmalar yapmak gerekir. Osmanlı’nın Balkanlar’da isyanlarla kaynadığı, iktisadi iflasın eşiğine gelip varidatını Düyun-u Umumiye’ye kaptırdığı bu süreçte, alternatif siyaset üretmek çok sıkı bir sansür rejimiyle engelleniyordu. Bu istibdat ortamında muhalif Jön Türkler, hukuken Osmanlı’ya tabi olsa da fiilen İngiliz idaresinde olan Kahire’ye sığındılar. Sansür zincirinin kırıldığı ve radikal fikirlerin serbestçe tartışılabildiği Türk Gazetesi’nde neşredilen bu makale, kendisi de bir sürgün olan Akçura’nın Osmanlı’ya dışarıdan bakarak yaptığı rasyonel ve duygusallıktan uzak tahlilin en somut örneğidir. Dolayısıyla bu derleme, yalnızca maziye gömülen imparatorluğun çöküşüne dair bir reçete sunmakla kalmıyor; aynı zamanda günümüz Türk siyasi düşüncesinin de temel taşlarını döşüyor. Akçura, bahsettiğimiz bu üç siyasi akımı faydalı ve uygulanabilirlik açısından inceliyor ve bir siyaset bilimci gibi, “Ben size hayal satmayacağım. ‘Bu fikir tüm insanlığı kurtaracak’ gibi boş ve süslü safsatalarla analiz yapmayacağım,” diyor. Bu doğrultuda sırasıyla her bir fikre, “Hangisi Osmanlı toplumuna daha çok kuvvet kazandırır ve onun bu acımasız dünyada hayatta kalmasını sağlar?” şeklinde yaklaşır. Akçura’ya göre Osmanlı Devleti’nin güçlenmesi; bütün Müslümanların ve Türklerin menfaatine ters değildir. Fakat sadece İslamcılık siyaseti izlemek, Osmanlı Devleti’nin ve Türklerin çıkarlarına tamamen muvafık düşmez. Osmanlı topraklarında yaşayan gayrimüslim tebaayı göz önünde bulundurursak, bu fikrinde pek de yanlış sayılmaz. Türkçülük menfaatine gelince; bu fikir de ne
Üç Tarz-ı siyasetYusuf Akçura · Kaynak Yayınları · 1907154 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 21:58
Nina, küçük yaşta babası tarafından terk edilmiş, annesiyle birlikte hayatta kalabilmek için sürekli şehir değiştirmek zorunda kalmıştır. Annesinin dolandırıcılık yöntemleriyle büyüyen Nina, bu hayattan uzak durmak istese de şartlar onu aynı yola sürükler. Zamanla sosyal medyada lüks ve gösterişli hayatlar yaşayan insanları hedef alan başarılı bir dolandırıcıya dönüşür. Vanessa ise dışarıdan bakıldığında kusursuz bir hayat süren, zenginlik ve ayrıcalıklar içinde büyümüş bir kadındır. Ancak bu mükemmel görüntünün ardında yıllardır saklanan sırlar vardır. Yıllar sonra yolları yeniden kesişen Nina ve Vanessa, geçmişte gömülü kaldığı düşünülen gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır. Nina’nın geçmişten gelen intikam arzusu, olayları bambaşka bir noktaya taşırken kimin haklı, kimin suçlu olduğu sorusu da giderek belirsizleşiyor. Her şeyimizi paylaştığımız sosyal medyaya ne kadar güveniyoruz? Bu kitabı okuduktan sonra sosyal medyanın ürkütücü gerçekliği üzerine uzun uzun düşündüm. Artık bir şey paylaşmadan önce çok daha fazla düşüneceğime eminim. Hatta özel hayatla ilgili hiçbir şey paylaşmamak belki de alınabilecek en doğru kararlardan biri.Kitap her ne kadar dolandırıcılık üzerine kurgulanmış olsa da bana göre asıl vermek istediği mesaj, farkında olmadan hepimizin içinde yer aldığı sosyal medya yanılsamasını gözler önüne sermesi. Özenilen hayatların, kusursuz görünen ilişkilerin ve imrenilen yaşamların perde arkasında neler olduğunu sorgulatıyor. Okurken sık sık “Gerçek dolandırıcı kim?” sorusunu kendime sordum. Günümüzü oldukça başarılı yansıtan bu hikâyede, bazı olayları yanlış bulsam da zaman zaman “Ben olsam ne yapardım?” diye düşünmeden edemedim. Geçmişe dönüşlerin yoğun olduğu bazı bölümler beni biraz yordu ve temposunu düşürdü. Finali benim için çok büyük bir sürpriz
Kıymetli Küçük ŞeylerJanelle Brown · Altın Kitaplar · 2026156 okunma
Reklam
Puan vermedi·256 syf.··
2026 50. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 09:20
Merhaba Bugün sizlere Waris Dirie'nin "Çöl Çiçeği" adlı kitabıyla geldim. Bu oldukça popüler bir kitaptı ve hala öyle; bu nedenle beklentilerim oldukça yüksekti. Beklentilerimi karşılayıp karşılamadığı konusunda emin değilim. Yorumum burada, takdir sizin. Yazarın kendi yaşam öyküsünü anlattığı bir otobiyografi ve anı türünde bir kitaptır. Waris Dirie, kadınlara dayatılan ağır sorumluluklara karşı durmuş, kadın haklarını savunmuş ve toplumsal meselelere dikkat çekmiştir. Kitapta anlatılan gerçek olaylar, özellikle çocukluk döneminde yaşananlar, akıl almaz niteliktediydi. Bunların bir yerlerde yaşanıyor olması dehşet verici. Şu alıntıyı buraya bırakayım "Böyle devam edecek, ta ki dünya kadınlar için güvenli bir yer hâline gelene kadar. " Okurken bazı bölümlerde zaman kavramını yitirdiğimi, olayların ne zaman ve nasıl gerçekleştiğini idrak edemediğimi fark ettim. Hayat mücadelesini sürdürme çabası içinde bazı tabularını yıkması beni bir nebze üzdü. Bazı bölümlerde ahlaki değerleri hedef alması gereksizdi. Akıcı, sade günlük dil kullanılmıştı. Genel olarak, güçlü bir kadın profili çizmesi ve yerinde mesajlar vermesi nedeniyle tavsiye ederim.
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201411,7bin okunma
7/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 02:10
Moby Dick'i okurken beni en çok zorlayan şey, romanın sürekli olarak hikâyenin akışını kesen balina ve balinacılık üzerine uzun açıklamalara sapması oldu. Melville zaman zaman bir romancıdan çok bir doğa tarihçisi gibi davranıyor. Balina türleri, avcılık yöntemleri, gemicilik detayları ve dönemin denizcilik kültürü üzerine sayfalarca süren bölümler var. Bu bölümler bazen o kadar uzuyor ki insan ana hikâyenin ne olduğunu unutmaya başlıyor. İlk bakışta bu kısımların atlanabileceği düşünülebilir. Ancak ilginç olan şu ki, Melville bu teknik bilgilerin arasına insan doğasına dair gözlemlerini de yerleştiriyor. Bir bölüm boyunca balinaların anatomisinden söz ederken son birkaç sayfada insanın kibri, bilgiye ulaşma çabası ya da evrendeki yerinin belirsizliği üzerine düşündürücü tespitler yapabiliyor. Bu yüzden bu bölümler romanın ritmini bozsa da tamamen gereksiz olduklarını söylemek zor. Romanın asıl gücü ise benim için Kaptan Ahab karakterinde yatıyor. Ahab yalnızca intikam peşindeki bir kaptan değil; takıntının insanı nasıl ele geçirebileceğinin neredeyse uç bir örneği. Moby Dick'in kopardığı bacağının intikamını almak için tüm hayatını tek bir amaca indirgemiş durumda. Gemi, mürettebat, güvenlik, mantık ve hatta kendi yaşamı onun için ikinci planda kalıyor. Burada ilginç olan nokta, Ahab'ın yalnızca bir balinayı kovalamıyor oluşu. Balina zamanla gerçek bir hayvandan çok daha fazlasına dönüşüyor. Ahab'ın gözünde Moby Dick, dünyanın adaletsizliğinin, acının ve kaderin sembolü haline geliyor. Bu yüzden onun savaşı bir hayvanla değil, varoluşun kendisiyle yapılmış bir hesaplaşma gibi görünüyor. Ahab üzerine düşünürken aklıma şu soru geldi: Eğer bu intikam arzusu olmasaydı Ahab'ın hayatında ne kalırdı? Belki de onu ayakta tutan şey gerçekten de nefretidir. İnsanların çoğu
Edebiyat
Moby DickHerman Melville · Yapı Kredi Yayınları · 20217,3bin okunma
Yanlış Hedef
7/10
·166 syf.··
2026 40. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 08:57
Yanlış Hedef – Domenico Starnone Bir yanlış mesajla başlayan hikâye, kısa sürede insanların arzularını, zaaflarını ve kendilerine anlattıkları hikâyeleri sorgulatan psikolojik bir romana dönüşüyor. 38 yaşındaki bir senarist, eşine göndermek istediği mesajı yanlışlıkla iş arkadaşı Claudia'ya gönderiyor. İlk bakışta küçük görünen bu hata, beklenmedik bir karşılık alınca giderek büyüyor ve karakterlerin iç dünyalarını açığa çıkarıyor. Kitap boyunca aldatma, sadakat, arzu, takıntı, evlilik ve orta yaş krizi gibi temalar işleniyor. Ancak benim için romanın asıl gücü, bunları bir aldatma hikâyesinin ötesine taşıyabilmesiydi. Çünkü okuduğum şey yalnızca bir ilişki hikâyesi değil; insanların kendi zihinlerinde kurdukları senaryoların, bazen gerçeğin önüne nasıl geçebildiğinin hikâyesiydi. Bir aldatma hikâyesini bir erkeğin zihninden okumak benim için oldukça ilginç bir deneyim oldu. Karakterin, karşı taraftan gördüğü küçücük bir ilgiyi zihninde büyütmesi, hatta bazen ortada olmayan duyguları bile gerçekmiş gibi kurgulaması dikkatimi çekti. Bu da bana aldatmanın kadınla ya da erkekle değil, insanın kendi arzuları ve zaaflarıyla ilgili olduğunu düşündürdü. Kitapta beni en çok düşündüren karakterlerden biri Carlo oldu. İlk bakışta yardımsever ve iyi niyetli görünen bu karakter, zamanla bana insan doğasını inceleyen bir gözlemci gibi görünmeye başladı. İnsanları bir araya getiriyor, fırsatlar sunuyor ve sonra ortaya çıkan sonuçları dikkatle izliyor. Bu yönüyle bana bir satranç oyuncusunu hatırlattı; taşları doğrudan hareket ettirmiyor ama oyunun gidişatını etkileyebiliyor. Ayrıca Starnone'nin hiçbir karakteri tamamen haklı ya da tamamen haksız göstermemesini çok sevdim. Bir karaktere yakın hissederken birkaç bölüm sonra ona kızmaya başlayabiliyorsunuz. Bu gri alanlar romanı
1000Kitap
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 2026138 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 22:53
Kitap, Bosna'daki savaş sırasında toplama kamplarına götürülen, sistematik şiddet ve işkenceye maruz kalan Leyla adındaki genç bir kadının gerçek yaşam öyküsüne dayanıyor. Ben o dönemlere ait kitapları okurken duygusal olarak daha çok etkilenirdim ama bu kitap da o olmadı onda da en büyük etken yazarın bir gazeteci olarak üslubu, yaşanan dramı yumuşatmadan veya dramatize etmeden, olduğu gibi kronolojik bir sıralama ile doğrudan aktarmaya odaklanmasından kaynaklı olabilir. Bu durum bazen bir romandan ziyade, acı olayların alt alta sıralandığı bir "gazetecilik raporu" okuyormuş hissi verebiliyor. ​ "Leyla", sadece çekilen acıları değil, aynı zamanda insanın en zorlu ve vahşi koşullar altında bile hayatta kalma dürtüsünü, onurunu koruma mücadelesini anlatır. Kitap boyunca Leyla’nın psikolojik gelgitlerine, yaşadığı travmanın büyüklüğüne ve hayata tutunma çabasına tanıklık ederiz. Bu yönüyle insan iradesinin sınırlarını sorgulatan bir yapıya sahiptir Yakın tarihte, Avrupa'nın göbeğinde yaşanan Bosna Soykırımı'nı ve özellikle kadınların savaşta bir "savaş malzemesi" veya "silah" olarak nasıl hedef alındığını anlamak açısından tokat gibi bir kitaptır. Unutulmaması ve ders çıkarılması gereken tarihi gerçekleri bireysel bir trajedi üzerinden hafızamıza kazır.
LeylaAlexandra Cavelius · Pegasus Yayınları · 20168,9bin okunma
Reklam
Reklam