Bugün dikkatlice duvardaki lekelere baktım. Çocukluğumdan gelen bir alışkanlık bu. Önce bu lekelerden yüzler, hayvanlar, nesneler hayal ediyordum; sonra da hayal ettiklerimle ilgili panige varan korkular üretiyordum. Şimdiyse o lekeleri yüzlere ve nesnelere, korku hissetmeksizin, dönüştürmek güzel bir şey. Ama yarattığım lekenin, hayaletlerden duyduğum en derin korkuya neden olması, şimdi uzak olan yıllarıma biraz olsun özlem duymama neden oluyor. Yetişkin motifler veya belki de sonradan gelen korkuların yetişkin bahaneleri. Hayal gibi değiller, dayanılmayacak kadar gerçekler. Hatta bazen kendi ürünlerimizin hayalleri diye onları ekliyoruz . Nasıl sence ? Yeri gelmişken senin hayaletlerin nasıllar? Onlara zayıf düşmesinler diye protein ver . Hayaletsiz bir hayat , bütün varlığın et ve kemikten olduğu bir dünya iyi değildir.
Işık söndüğünde geriye sadece karanlık kalmaz; insanın kendi içindeki o en derin, en korkulan gerçekler de gün yüzüne çıkar. Kıyamet dışarıda değil, çoktan içimizde kopmuştu...