Puan vermedi·352 syf.··
2026 43. kitabı
İlk aşkın insanın hayatında bıraktığı izleri ve geçmişin hiçbir zaman tamamen geride kalmadığını anlatan etkileyici bir roman. Beth'in yıllar önce büyük bir aşkla bağlı olduğu Gabriel'in köye geri dönmesiyle birlikte, yıllardır sakladığı duygular ve anılar yeniden gün yüzüne çıkıyor. Bir yanda kurduğu düzen ve eşi Frank, diğer yanda unutamadığı geçmişi arasında kalan Beth'in yaşadığı iç çatışma hikâyenin en güçlü yanlarından biri. Kitapta beni en çok etkileyen noktalardan biri Beth ve Frank'in kaybettikleri oğullarının gölgesinde yaşamaya çalışmalarıydı. Bu büyük acı, karakterlerin verdiği kararları ve birbirleriyle olan ilişkilerini derinden etkiliyor. Gabriel'in oğlu Leo'nun ortaya çıkması ise Beth'in kapanmayan yaralarını yeniden açıyor ve hikâyeye duygusal bir derinlik katıyor. Başlangıçta romantik bir dram okuyacağımı düşünürken, ilerleyen bölümlerde olayların bir cinayet soruşturmasına dönüşmesi beni oldukça şaşırttı. Mahkeme süreci, ortaya çıkan sırlar ve karakterlerin sakladığı gerçekler kitabın temposunu yükseltiyor. Her yeni bölümde farklı bir detay öğrenirken, olayların nasıl sonuçlanacağını merak ederek sayfaları çevirdim. Bu kitapta en sevdiğim şey karakterlerin kusurlarıyla birlikte gerçek hissettirmesiydi. Kimse tamamen haklı ya da tamamen suçlu değil; herkes kendi acıları ve pişmanlıklarıyla mücadele ediyor. Finali ise hem hüzünlü hem de düşündürücüydü. Yaralı Topraklar, yalnızca bir aşk hikâyesi değil; kayıpların, seçimlerin ve geçmişin insan hayatında bıraktığı derin izlerin unutulmaz bir anlatımı. #yaralıtopraklar ,#tavsiyekitap ,#leylaninkitapdunyasi
Yaralı TopraklarClare Leslie Hall · Pegasus Yayınları · 202630 okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:23
Şermin Yaşar okumayı o kadar çok seviyorum ki... "Gelirken Ekmek Al" ve "Söyleme Bilmesinler"i okurken dedim ki; bu iki kitabı favorim, yazar bende artık bunun üstüne çıkamaz diye düşünüyordum. Fakat bu kitabı okuduğumda da favorilerime bir favori daha eklendi. Yahu bir yazar bu kadar mı bizden biri olur, bu kadar mı basit şeyleri görmemize yardımcı olur. Daha ne yapsın Şermin Yaşar. Bayıldımm. Muhakkak, herhangi bir kitabındaki bir karakter sizin belki evinizden, belki yakın arkadaşlarınızdan, belki çevrenizden, iş ortamınızdan biri. Romanlarında, öykülerinde ele aldığı olaylar hepimizin hayatında yaşadığı var olan gerçekler. Şermin Yaşar'ın bana öğrettiği başka bir şey ise empati yapmak ama gerçekten empati yapmak. Hani günlük hayatımızda hepimizin dilinde pelesenktir. Herkes kendince haklıdır. Haklı olduğumuz taraflarda ise karşı tarafın ne hissettiğini ve ne düşündüğünü önemsemeyiz, aslında ilgilenmeyiz. Onun ne hissettiğinin bir önemi yoktur çünkü biz haklıyızdır. Haklılık daha önemlidir ve daha baskın olan duygudur. Gerçekten haklı da olabiliriz bu arada. Ben, bu romanda da bunu gördüm. Bütün karakterler kendilerince haklılardı. Birini dinlesem diğerine kızıyordum, diğerini dinleyince ise birinciye kızıyordum. Sonra baktım ki herkes kendince haklı aslında kimseye kızmanın bir anlamı yok. Bu insanların çevremde de olduğunu görünce bir aydınlanma yaşadım. Dışarıdan baktığımda okuduğum romanın da etkisiyle daha net görebiliyordum artık. İnsan olayların içinde olunca fark edemiyor bazen. Meltem'le ben de yeniden doğdum ve Meltem'le birlikte ben de birçok şeyi daha yeni fark ettim. Şermin Yaşar
1000Kitap
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Spoiler içermez.
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
Şermin Yaşar'dan okuduğum ilk kitaptı bu ama anlatış biçimini, hikayesini ve stilini çok sevdim. Anlatım dili sade ve anlaşılırdı. Başlarda bi anlayamadım ama bu anlatış stili ile ilgiliydi sonrasında birkaç sayfa daha okuyunca aktı gitti. Kitabın konusuna değinirsek; kalabalık bir ailenin bağlarına, her bir bireyin hayat hikayesine değiniyor kitap. Aslında her birimizin de hayatından parça parça izler taşıyor bu hikayeler bence. Roman birçok bireyin ağzından anlatılıyor, herkesten bir parça alıyorsunuz. Ana kahramanız, Ethem. Kitabın sonu öyle vurucu bitiyor ki başındaki ithafı sona geldiğinizde çok daha iyi anlıyorsunuz. Gerisini okuyarak öğrenmenizi tavsiye ediyorum bu yüzden kısaca anlatıp burada bitiriyorum... Kitabı okurken kendimi bir aile meclisinin ortasında oturuyormuş gibi hissettim. Herkes konuşuyor, herkes kendi hikâyesini anlatıyor ama kimse gerçeğin tamamını bilmiyor. Bir tek siz biliyorsunuz ama sizin bildiğiniz bile yarım. Kitap ilerledikçe fark ettim ki aslında anlatılan şey yalnızca bir ailenin hikâyesi değil; sırların, suskunlukların ve yıllarca kitaptaki karakterler gibi bizim de içimizde taşıdığımız yüklerin hikâyesi. Kitabın en etkileyici yanı, karakterlerin tek bir bakış açısından değil, kendi sesleriyle konuşması oldu benim için. Her bölümde farklı bir karakterin gözünden olaylara bakarken, ilk başta doğru bildiğim birçok şeyin aslında eksik olduğunu gördüm. Bir karaktere kızarken birkaç sayfa sonra ona hak vermeye başladım. Bu durum romanı yalnızca bir aile dramı olmaktan çıkarıp insan psikolojisini sorgulatan bir anlatıya dönüştürüyor. Kitap bana bazen insanların birbirlerine söyledikleri yalanlardan çok, söylemedikleri gerçeklerin zarar verdiğini düşündürdü. Bir aile içinde yıllarca konuşulmayan meselelerin nasıl nesilden nesle
1000Kitap
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,1bin okunma
9/10
·392 syf.··
2026 52. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 00:00
Sydney, hayalini kurduğu Madrona Vakfı’na kabul edildiğinde bunun hayatındaki en büyük fırsat olduğunu düşünüyordu. Alzheimer araştırmaları yapan bu gizemli yerde hem kendini kanıtlayacak hem de geleceğini kurtaracaktı. Ama vakfa geldiği ilk andan itibaren hissettiği o tuhaf sessizlik, karanlık atmosfer ve insanların gözlerinde sakladığı şeyler ona burada hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını hissettirdi. Vakfın koridorlarında dolaşan garip olaylar, gördüğünden emin olamadığı hayaletler, yaralı hayvanlar ve insanların davranışlarındaki değişim Sydney’in kendi aklından bile şüphe etmesine neden oluyor. Özellikle profesör Kincaid… Ona yaklaşmak istiyor çünkü yanında kendini güvende hissediyor ama aynı zamanda adamın sakladığı gerçeklerden korkuyor. Aralarındaki bağ güçlendikçe Sydney, vakfın içinde yürütülen deneylerin sandığından çok daha tehlikeli olduğunu anlamaya başlıyor. Diğer öğrenciler de zamanla değişmeye başlıyor ve herkes sanki görünmez bir şeyin etkisi altındaymış gibi davranıyor. Sydney ise hem kendi zihniyle savaşırken hem de gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışıyor. Çünkü öğrendiği her şey onu ya kurtuluşa götürecek ya da tamamen karanlığın içine çekecek. Ve o şaşırtan ters köşe yapan o son!!! Kitap daha ilk sayfalarda beni kendi atmosferinin içine çekmeyi başardı. Çünkü bazı kitaplar vardır, daha ne olduğunu tam anlayamadan bile o havayı okuyucuya geçirir. Düşünsenize; çok ünlü bir vakfın içindesiniz ama dış dünyayla bütün bağınız kopmuş. İnternet yok, telefon yok, dışarıyla iletişim kurabileceğiniz hiçbir şey yok. Sanki görünmez duvarların arasında sıkışıp kalmışsınız gibi… O izolasyon hissi kitabın her sayfasında daha da ağırlaşıyor. Her bölüm bittiğinde “Bir sonrakinde ne olacak?” merakıyla okumaya devam ettim. Bana göre gerilim dozu başlarda sinsice
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202553 okunma
Cinsini Sevdiğim Cinsine Çeker :D
Puan vermedi·288 syf.··
2026 4. kitabı
Freida mcfadden beni her zaman RS'den kurtarmıştır. Kusursuz Çocuk kitabını bir günde bitirdim. Sıkıcı değil anlatımı kısa ve akıcı. Merak var ya o merak hep diri kalıyor. Bu kadın cidden başarıyor bu işi. Kitabı bir noktada tahmin etmeyi başardım. Bunun için yeterince Freida okuyucusu olmanız gereklidir. :D Kitabın konusundan kısaca bahsetmek istiyorum. Liam başarılı ve çoğu öğretmeninin favorisi olan bir lise öğrencisidir. Aynı zamanda annesi Erika'nın favori çocuğudur. Tam olarak kusursuz parmakla gösterilen bir çocuktur. Taa ki iki dedektif bir akşam kapılarını çalıp Liam'la konuşmak isteyene kadar. Kasabada bir kız kaybolmuştur ve onu en son gören kişi Liam'dır. Erika oğlunun kusurlarıyla yüzleşmeye başladıkça gerçekler giderek ağırlaşır. Çünkü Liam kusursuz değildir ama kusursuz rolünü çok başarılı bir şekilde oynuyordur. Artık Erika oğlunun doğru söyleyip söylemediğini ayırt edemiyordur. Bütün oklar Liam'ı işaret ederken kasaba halkı ailenin üzerine gelmeye başlamıştır.
Kusursuz ÇocukFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 2026775 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 12:41
#okudumbitti YAZAR: PEDRO SİMÓN YAYIN: İNKILAP KİTABEVİ ÇEVİRİ: NERGİS GÜRCİHAN Herkese merhabalar bugün Pedro Simón'un kaleme aldığı Nankörler kitabıyla geldim. Kitabımız ilk bakışta bir büyüme hikâyesi gibi görünse de satır aralarında annelik, fedakârlık, sevgi ve zamanın geri döndürülemez etkileri üzerine derin bir anlatı sunuyor. Romanın merkezinde, öğretmenlik görevi nedeniyle sürekli farklı yerlere taşınmak zorunda kalan Mercedes ve oğlu Curro yer alıyor. Curro'nun çocukluk yıllarından başlayıp yetişkinliğine uzanan yolculuğunu okurken yalnızca onun değişimine değil, bir annenin yıllar boyunca verdiği görünmez mücadeleye de tanıklık ediyoruz. Kitabın en güçlü yanı, karakterlerini kusursuz insanlar olarak sunmaması. Mercedes'in aldığı kararlar, Curro'nun yaşadığı kırgınlıklar ve hayatlarına giren insanların bıraktığı izler hikâyeyi son derece gerçek kılıyor. Bu nedenle okurken bazen Curro'nun yanında yer alıyor, bazen de Mercedes'in sessizce taşıdığı yükü hissediyorsunuz. Yazar, büyük olaylardan çok duyguların izini sürüyor. Çocukluk anılarının sıcaklığı, yıllar içinde oluşan kırgınlıklar, özlemler ve geç fark edilen gerçekler romanın her sayfasına sinmiş durumda. Özellikle anne-oğul ilişkisi üzerinden anlatılan sevgi ve fedakârlık, hikâyenin duygusal gücünü daha da artırıyor. Nankörler bana, insanların birbirlerini en çok sevdikleri halde bazen en derin yaraları da birbirlerine açabildiklerini hatırlattı. Geçmişe dönüp baktığımızda bazı fedakârlıkları çok geç fark ettiğimizi, bazı teşekkürleri ise söylemek için geç kaldığımızı düşündüren bir roman oldu. Duygusal yönü güçlü, karakter odaklı ve aile ilişkilerini tüm gerçekliğiyle anlatan romanları sevenler için etkileyici ve unutulmayacak bir okuma deneyimi. #ALINTILAR Sağır birinin yaşadığı sessizlik
NankörlerPedro Simón · İnkılâp Kitabevi · 202612 okunma