Bir şeyi ilmen bilmek hatta tenkit ve tahlil salâhiyetini kazanmış olmak, o şeyi halletmek demek değildir. Nice bildiğimiz ve bildirdiğimiz gerçekler vardır ki bunları bizzat gerçekleştirmeyiz. 
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bazı küçük gerçekler, çölde kumların arasında kıvrılarak dolaşan yeşil siyah hareli küçük yılanlar gibi, bazen en büyük yalanlardan bile daha zehirleyici olabiliyordu.
İnsanlığın kapalı toplumlardan açık toplumlara geçmesi, ilahi dinler sayesinde mümkün olmuştur. Peygamberler insanları Allah sevgisinden yola çıkarak insan soyunu sevmeye çağırıyor. Felsefe hareketleri ise bunu başaramamıştır; çünkü filozoflar, yalnız akıldan yola çıkarak insanlığın ortak yönü olan akılda insanlığa baktırıyorlar. Oysa ne kapalı toplumda, ne de açık toplumda iradeyi etkileyen güç akıldır. Kapalı toplumda iradeyi etkileyen güç toplum baskısıdır; bu baskı insanlarda sosyal alışkanlıklar doğurur ve insan bu alışkanlıklar sayesinde toplumun isteklerini adeta farkında olmaksızın otomatik bir tarzda yerine getirir. Akıl ise toplumun isteklerine inandırıcı gerçekler bulmakla yetinir. Deyim yerindeyse kapalı toplumlarda sosyal alışkanlıklar, hayvan topluluklarındaki içgüdülerin karşılığı oluyor. Açık toplumda ise iradeyi etkileyen güç, toplum baskısı değil, Allah inancı ve sevgisidir. Din, baskı yapmaz; sadece davet eder ve çağırır.

Gerçeğe ulaşmak, artık ölümden korkmamak demektir. Her ikisiyle de yüz yüze gelmek büyük bir cesaret gerektirdiğinden, ölümle gerçek birbirlerine benzer. Gerçekler insanı öldürdüğü için, ölüm gibidir.