• 194 syf.
    ·7 günde·Beğendi·10/10
    Öncelikle bu kitap çocuk edebiyatı olmamalıydı, çocuklar için ağır olduğunu düşünüyorum.. Ama Türk örf ve adetlerine uymayacak, MEB tarafından yasaklanacak bir eser olduğunu da düşünmüyorum. Kesinlikle herkesin zamanı gelince edinip okuması gereken bir başyapıt.

    Yazarın gerçek çocukluk hikayesi oluşu, insanı nasıl bir duyguya sokuyor.. Ah canım Josè, güzelim Zeze.. Ne yaptınız bana? Öyle sevdim, öyle sevdim ki sizi.. Sayfalardan çekip yüreğime sığdırmak istedim.

    Yaşından evvel büyüyen çocuk, büyüklerin dertlerini düşünmek zorunda kalan, çocukluğunu yaşayamayan, yaşamaya kalksa dayak yiyen. Öyle ki sırf yaramazlık yaptı diye kendini şeytanla bağdaştıran, doğmaması gereken bir varlık olarak nitelendiren güzel çocuk. Öyle gördü çünkü.. Sanki 5 yaşında değil, stres atmak için dövülen bir varlıktı o.

    Bu kadar acıya rağmen güzel portakal ağacı ile mutlu olmaya çalışan, küçük kardeşi Luís ve onu aile içi dayaktan koruyan tek ablası Glòria ile ne güzel yaşam sürdürürdü.. Aslında ne kadar zeki; güzel davranılsa, çocukmuş gibi bakılsa nasıl uysal.. Biraz sevgiyi hissetse, Portekizli'de hissettiği gibi. Önce nefreti sonra sevgiyi iliklerine kadar hissettiği insan, istemeden nasıl bir acı çektirdi sana, ah Portuga, neden gittin?..

    "Dayak ile terbiye olur mu! Çocuk, çocukluk yapmadan büyür mü?" dedirten, yeri geldiğinde gerçekten insanı ağlatan, güldüren, kalbini kıran ve içini sıcacık yapan bir kitaptı. Lütfen alın, okuyun.. ️