Puan vermedi·339 syf.··
2026 249. kitabı
Cemil Meriç, Türk düşünce tarihinin en sarsıcı, en ödünsüz ve entelektüel boyutu en yüksek anıt kitaplarından biri olan bu eserinde; kendi ifadesiyle "fildişi kuleden yabancıların dünyasına fırlatılmış bir Manifesto" sunuyor. *Bu Ülke*, sadece bir sosyoloji ya da felsefe kitabı değil; Doğu ile Batı arasında sıkışmış, kendi köklerine yabancılaşmış, entelektüel krizler yaşayan Türk aydınının trajik bir anatomisidir. Meriç, o muazzam üslubu, keskin zekası ve kelimeleri birer kılıç gibi kullandığı lirik diliyle; sağ-sol, ilericilik-gericilik gibi yapay kutuplaşmaların arkasındaki sığlığı deşifre ediyor. Ona göre izmler, idraklerimize giydirilmiş deli gömlekleridir. Kitap boyunca tarihten edebiyata, oryantalizmden jön türklere, kültürden uygarlık kavramına kadar uzanan geniş bir yelpazede, ülkenin entelektüel hafızasını amansız bir sorgulamaya tabi tutuyor. Geçirdiği talihsiz kaza sonucu gözlerini kaybettikten sonra iç dünyasının dehlizlerinde ve kütüphanelerin derinliklerinde kurduğu o devasa düşünce evrenini okura açıyor. *Bu Ülke*; sömürgeciliğin entelektüel boyutu olan "kültür sömürgeciliğine" karşı çekilmiş en sert bayraktır. Okuru sloganların konforundan düşünmenin çetin coğrafyasına davet eden, bu toprakların ruhunu aramaya adanmış, her satırı bir aforizma gücünde olan zamansız bir tefekkür ve entelektüel namus başyapıtıdır.
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
Bu Ülke
Puan vermedi·339 syf.··
2026 5. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 18:49
Yazar: Cemil Meriç Yayınevi: İletişim Yayınları Tür: Araştırma - İnceleme / Deneme GİRİŞ Cemil Meriç’ in “Bu Ülke” eserinde bizi ilk olarak yazarın kısa not ve günlükleri, bazı alıntılamaları karşılar. Bu notlar yazarın kişisel hayatına, fikir ve düşüncelerine dair okurun önemli ölçüde fikir sahibi olmasını sağlar. Kitabın devamında yazılanlar bir olay örgüsü şeklinde ilerlemez, daha çok yazarın makalelerinden ve tarihsel tespitlerinden oluşmaktadır. Meriç, kitabında çeşitli aydınları ve düşünce adamlarını kimi zaman eleştirmekte kimi zaman takdir etmektedir. Genel olarak vurgulanmak istenen asıl konuysa Türkiye’ nin son iki yüzyıllık batılılaşma serüveninin toplumumuzun zihin dünyasında yol açtığı olumsuzluklar ve bu süreçte kendi kimliğine yabancılaşan Türk aydınının içine düştüğü trajik durumdur. ANALİZ VE DEĞERLENDİRME Kitapta sıkça kullanılmış olan fildişi kule metaforu, yazarın toplumun sığ fikirlerinden kaçmak ve yüksek fikirlere sığınmak amaçlı kendi kabuğuna çekilmesini temsil eder. Bazen bu kuleye kaçtığı için topluma karşı sorumluluk yükü hissetmekte, bazense bu kule onun düşünce dünyasında mistisizm rüzgarları estirmektedir. Bu mistik eğilim, yazarın medeniyet anlayışında İslam tasavvufunun ve irfanın önemini daha da belirginleştirir. Meriç’e göre Batı’nın sömürgeci bir anlayışla dayattığı "kültür" kavramı toplumu köksüzleştirirken; bizim kendi medeniyetimizden doğmuş olan "irfan" kavramı İslam'ın manevi derinliğini yansıtmaktadır. Batı değerlerini yücelterek toplumu zihinsel çöküşe sürükleyen entelijansiya (aydınlar topluluğu) kitapta sıkça eleştirilmiştir. Bu kesim için de fildişi metaforu kullanılmıştır. Ancak buradaki kullanım onların halka tepeden bakmaları,  halkın değerlerini gericilik olarak görmeleriyle ilişkilendirilir. Meriç, kitabında Batı
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir Ruh Macerası
9/10
·192 syf.··
2026 23. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 10:35
Köklerinden ve özlerinden uzaklaşan, geleneklerini reddederek yaşamak isteyen, batının sözde modernliğini savurak onlara özenen İslâm’ı gericilik olarak atfeden bir ailede büyüyen, hayatı derdest edilen Ayşe Şasa, nın hikâyesi. ‘Bir Ruh Macerası’ , korku filmi gibi geçen dünya yolculuğundaki hakikat arayışının, yeniden doğumun, yepyeni bir dirilişini.. Merhum Ayşe Şasa Hanımefendinin cennet mekân olsun ruhu, ardından sadece okunsun diye değil ibret vesikası olsun diye derslerle dolu bir hayatın kitabını, yaşamın kadlarını, sonun da başlangıç olduğunun ipuçlarını bırakmış geriye.. Dersler alınarak okunsun..
Alıntı
Bir Ruh MacerasıAyşe Şasa · Ketebe Yayınları · 20223,043 okunma
Seküler Mit, Apokaliptik Din Ve Ütopyanın Ölümü
Puan vermedi·268 syf.··
2026 35. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 11:31
Ütopya; Kusursuz bir dünya kurulabileceği düşüncesi Apokaliptik Din; Hristiyanlıkta bulunan kıyamet (apokalips) ve kurtuluş fikridir. Kara Ayin, John Gray’in modern dünyaya yönelttiği en sert ve sarsıcı eleştirilerden birini içerir. Bu eser, yalnızca bir siyaset teorisi metni değil; aynı zamanda modern insanın kendine dair kurduğu en temel anlatının —“ilerleme” mitinin— felsefi bir teşhiridir. Modernitenin Gizli Teolojisi Gray’in temel iddiası şudur: Modern dünya kendisini seküler olarak tanımlar; ancak bu sekülerlik, dinin ortadan kalkması değil, biçim değiştirmesidir. İnsanlık, dinlerden kurtulduğunu sanırken aslında onların gölgesinde yaşamaya devam eder; ve bu yanılsama, en büyük siyasi felaketlerin kaynağıdır. Özellikle Hristiyanlıkta kök salmış olan “tarihsel kurtuluş” fikri, modern ideolojilerde yeni bir dil ile yeniden üretilmiştir. Bu bağlamda Liberalizmden Marksizme kadar birçok düşünce sistemi, insanlığın nihai bir kurtuluşa ulaşacağına dair inancı sürdürür. Gray’e göre bu, rasyonel bir çıkarım değil; sekülerleşmiş bir iman biçimidir. Yani modern insan, Tanrı’ya olan inancını kaybetmiş; fakat “kurtuluş fikrine” olan inancını korumuştur. İlerleme Miti ve İnsan Doğasının Direnci Kitapta en güçlü eleştirilerden biri, ilerleme fikrine yöneliktir. Aydınlanma düşüncesinin temel varsayımı olan “insanlık sürekli daha iyiye gider” önermesi, Gray’e göre tarihsel gerçeklikle örtüşmez. Bilimsel gelişmeler, teknik ilerlemeler ve ekonomik büyüme, insanın doğasını dönüştürmez.
Felsefe ve Düşünce
Kara AyinJohn Gray · Yapı Kredi Yayınları · 201326 okunma
8/10
·320 syf.··
2026 9. kitabı
Not: kitabın özetidir. Unutursam kendime hatırlatma amacıyla not alıyorum. Kitabı henüz okumadıysanız incelememi okumamanızı tavsiye ederim. Tom genetik bir rahatsızlıkla doğar. Yüzyıllar geçsede hiç yaşlanmamaktadır. 11 yaşından sonra neredeyse her 10 yılda ancak 1 yaş kadar yaşlandığını farkeder. Bu durum anlaşılınca 1600’lerin başının ingiltere’sinde annesi cadılılla suçlanır. Zaten Fransadan da mezhep çatışmaları yüzünden kaçmışlardı. Gericilik ve bağnazlıktan bu kez kaçamazlar. Annesi elleri bağlanarak nehre atılır. Eğer ölürse cadı değildir, ölmezse cadıdır. Tom orada annesini kaybeder. Daha sonra bu olaya dayanamayıp oradan ayrılır. Açlıktan bayılacak durumdayken bir pazarda meyve satan Rose ile tanışır. Artık Rose ve Rose’un kız kardeşi ile yaşamaya başlar. Rose ile birbirlerine aşık olurlar ve evlenirler. Marion adlı bir kızları olur. Şehre taşınırlar ve Tom Shakespeare’nin tiyatrosunda çalışmaya başlar. Ama burada da Tom yaşlanmadığı anlaşılınca Tom kızı ve Rose’un güvenliği için onları terkeder. Yıllar sonra Rose’u vebadan ölmek üzereyken bulduğunda kızınında kendisi gibi olduğunu öğrenir. Ölmeden önce Rose’a onu bulacağına söz verir. Bundan sonra katıldığı gizli bir cemiyetin kurallarına göre yaşar. 8 yılda bir cemiyetin verdiği bir görevi yapar ve kimliği ve adresi cemiyet sayesinde değişir. Maceralı bir yaşam olur. Bir taraftan kaptan Cook ile denizleri fethederken, bir taraftan Fitzgerald ile içki içer. Ama kızını bulamaz. Cemiyette her şeyi yapabiliyorken kızını bulmayı başaramamıştır. Böylece olaylar günümüze kadar gelir ve Tom Sri Lanka’daki bir görevi tamamladıktan sonra Londra’da tarih öğretmeni olmak istediğini cemiyete bildirir. Kimlikler ayarlanır. Tom bu orta düzey devlet okulunun Fransızca öğretmeni Camilleye aşık olur. Yüzlerce yıldan sonra…
Zamanı Durdurmanın YollarıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202215,3bin okunma
10/10
·496 syf.··
2024 2. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2024 00:00
Sovyet edebiyatının o devasa kaleminden, İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı sonrası dünyada ABD emperyalizminin yükselişini ve Soğuk Savaş'ın başlangıç yıllarını anlatan muazzam bir romandır. Ehrenburg, savaş yıkımından yeni çıkmış Avrupa'da, burjuvazinin faşizmle olan kirli ittifaklarının üstünü nasıl örttüğünü ve Amerikan hegemonyasına nasıl teslim olduğunu ustalıkla resmeder. Dipten gelen o devrimci işçi dalgasının, gericilik ve savaş kışkırtıcılığı karşısındaki enternasyonalist direnişini canlı karakterler üzerinden okura sunar. Sosyalist gerçekçiliğin, güncel siyaseti ve sınıf savaşımını edebiyata nasıl nakşettiğinin en güçlü örneklerinden biridir.
1000Kitap
Dipten Gelen Dalgaİlya Ehrenburg · Evrensel Basım Yayın · 2015160 okunma