Bir Şair Bir Kitap
Murathan Mungan – Doğduğum Yüzyıla Veda gözümü alırken her yanımda ışıyan gençliğim kimin yaşındaydım bilmedim. ** Yunus’un yaşına geldiğimde Dünyayı aşk, imkânsızı erkek bildim. ** Kelimelerle dokundum dünyanın hallerine ** geri saydım kendimi sana geldim onca aşk içinden geçtim de kimsenin yaşına değmedim. ** Bildiklerim kadar unuttuklarımla da seni büyüteyim. ** Biliyorum, yenilenler geçmişe kadar kaçar birinde haritamı kaybettim ey Piri Reis! çinisi soldu maviliğimin nice Osmanlı şiirinde odalardan odalara azala çoğala yaşadım da Fatih’in kokladığı karanfili denize bakan bir şiirde düşürdüm. ** Rüyasında koklanmış karanfilini Fatih’in alınmış İstanbul’da düşürdüm içim başka yere sürüldü tarih alındı benden
Metis
Biraz uzun olsa da oxumağa dəyər..
"Türklerin Hristiyan Oluşu" adlı kitap, 1998 yılının Ekim ayında ilk baskısı yapıldıktan kısa bir süre sonra, yaklaşık yirmi gün içerisinde, esrarengiz bir şekilde ortadan kayboldu. Polisiye romanlarda anlatılan gizemli olayları aratmayacak şekilde piyasadan 'çekilen' bu kitabın başına gelecekler, aslın- da daha önsözde, yazarı tarafından tüyler ürpertici bir öngörüyle (kehanet dememek için kendimizi tutuyoruz) müstakbel okuyuculara bildirilmişti. Bizim elimizdeki tek nüsha (Türklerin Hristiyan Oluşu, Giz Yayıncılık, 1. Basım, İstanbul, 1998) toplam yüz elli sayfalık bu ince fakat olağanüstü sarsıcı kitabın, yayımlandıktan bir ay gibi kısa bir süre sonra nasıl olup da ortadan kaybolduğunu ve ilginç bir tesadüf eseri, yazarının ve yayıncısının birer hafta arayla soru işaretleriyle dolu trafik kazalarında nasıl olup da art arda hayatlarını kaybettiklerini anlamamıza hiçbir şekilde yardımcı olmuyorsa da, bu gizemli olaylar zinciri hakkında, düşünen kafalar ve gören gözler için, oldukça sarih ipuçları veriyor. Zira biraz önce de belirttiğimiz gibi, müellif, daha önsözde, adeta korkunç bir kehanet göstererek, bir aya kalmadan kitabın piyasadan çekileceğini' ve kaçınılmaz bir biçimde, kendisinin ve yayıncısının başına kötü birtakım hadiseler gelebileceğini apaçık beyan ediyor. Gizli Yahudi toplantılarından ele geçen dosyada "Türkleri İslam'dan Uzaklaştırmak İçin Yapılacak İşler" başlığıyla aktarılmış belgeler eşliğinde, merhum müellifin yaptığı tahlilin yer aldığı kısımdır. Şimdi de o bölümden doğrudan alıntılar yapalım. Milleti Dinsizleştirmek İçin Kurulan Tezgahlar: 1) Spor: Müsabakalar ile insanlar birbirine düşürülecek. Özellikle futbol, tam bir tutkuya dönüştürülecek. Takım tutmak tam bir asabiyet duygusuyla milleti bölecek. Gerekirse maçlardan sonra yapılan abartılı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ahmet Kaya ㅤ♡
"Daha geçen yıl Magazin Gazetecileri Derneği'nin ödül tö­reninde yılın en iyi sanatçısı ödülünü alırken, "Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayınlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekece­ğim" dediği için, adeta linç edilmişti salonda. Sahneden inince bir nefret imparatorluğunun içine düşmüş, 10. Yıl Marşı okuyanların, masasına çatal bıçak fırlatanların ve bet sesleriyle yuhalayanların arasında kalıvermişti. Çok mu fena bir şey söylemişti? Onun radyonun rengine uygun olmadığı­nı iddia eden Veysi'yi hatırladım. Neydi bu adamın herkesin ahengini bozan renkleri? Ve bu renkler neden böylesine korkutuyordu herkesi? Bu olaydan bir süre sonra vakti zamanında Almanya'da verdiği bir konserin kayıtları ortalığa dö­küldü. Gerisi, bir çadır tiyatrosu. Neticede uzaklara gitmek zorunda kaldı. Sonra o kasım günü, Paris'te, olmak istediği yerden iki bin kilometre uzak bir mesafede, mevsimin adına yaraşır bir yaprak dökümüne ayak uydurarak, geride özledi­ği toprağını, sevenlerini, küfredenleri, havada uçuşan çatal bıçak seslerini ve dahi kır çiçeklerini bırakarak son nefesini verdi. Ahmet Kaya'yı kırk üç yaşında öldüren kalp krizi zamansız değildi de neydi?"
Sayfa 317 - Hep Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Ahmet KAYA ♡
Daha geçen yıl Magazin Gazetecileri Derneği'nin ödül tö­reninde yılın en iyi sanatçısı ödülünü alırken, "Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayınlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekece­ğim" dediği için, adeta linç edilmişti salonda. Sahneden inince bir nefret imparatorluğunun içine düşmüş, 10. Yıl Marşı okuyanların, masasına çatal bıçak fırlatanların ve bet sesleriyle yuhalayanların arasında kalıvermişti. Çok mu fena bir şey söylemişti? Onun radyonun rengine uygun olmadığı­nı iddia eden Veysi'yi hatırladım. Neydi bu adamın herkesin ahengini bozan renkleri? Ve bu renkler neden böylesine korkutuyordu herkesi? Bu olaydan bir süre sonra vakti zamanında Almanya'da verdiği bir konserin kayıtları ortalığa dö­küldü. Gerisi, bir çadır tiyatrosu. Neticede uzaklara gitmek zorunda kaldı. Sonra o kasım günü, Paris'te, olmak istediği yerden iki bin kilometre uzak bir mesafede, mevsimin adına yaraşır bir yaprak dökümüne ayak uydurarak, geride özledi­ği toprağını, sevenlerini, küfredenleri, havada uçuşan çatal bıçak seslerini ve dahi kır çiçeklerini bırakarak son nefesini verdi. Ahmet Kaya'yı kırk üç yaşında öldüren kalp krizi zamansız değildi de neydi?
Sayfa 317 - Hep kitap pdf
Uzun ama Muhakkak okuyun!..
Gizli Yahudi toplantılarından ele geçen dosyada "Türkleri İslam'dan Uzaklaştırmak İçin Yapılacak İşler" başlığıyla aktarılmış belgeler eşliğinde, merhum müellifin yaptığı tahlilin yer aldığı kısımdır. Şimdi de o bölümden doğrudan alıntılar yapalım. Milleti Dinsizleştirmek İçin Kurulan Tezgahlar: 1) Spor: Müsabakalar ile insanlar birbirine düşürülecek. Özellikle futbol, tam bir tutkuya dönüştürülecek. Takım tutmak tam bir asabiyet duygusuyla milleti bölecek. Gerekirse maçlardan sonra yapılan abartılı sevinç gösterilerinde ajanlarımız tarafından özellikle kavgalar çıkartılacak, hatta insanlar öldürülecek. Kimin kupayı aldığı, kimin şampiyon olduğu gibi noktalarda, nefret ve holiganlık pompalanacak. 2) Sinema: Batı kültürü, sinema sayesinde, Türklerin tam beynine enjekte edilecek. Amerikan sineması hassaten bizim en önemli savaş aracımızdır. Batılı yaşam tarzı, sinema sayesinde Müslümanlara güzel güzel kabul ettirilecek. Filmler aracılığıyla bir Amerikan rüyası yaratılacak. Bin yıldır Haçlı ordularının yapamadığını Hollywood yapacak. 3) Tiyatro: Öncelikli olarak Türk kadını sahneye çıkartıldı. Sanat adına açıldı saçıldı ve her türlü rolü büyük bir cüretle oynamaya başladı. Bu silahımızı da çok dikkatle kullanacağız ve Türk aile yapısına uymayan ne kadar ahlaksızlık varsa tiyatro sahnelerinden halka aktaracağız. Ekranda değil de, bizzat karşısındaki sahnede, flörtü, komplimanı, erotizmi canlı canlı gören izleyici, zaman içerisinde bunları meşru sayacaktır ve tabii ki bunlara özenecektir. Yüce ve gizemli bir romantizm sayesinde özellikle erkekler, aile dışı 'aşk' ilişkilerine özlem duymaya başlayacak ve üstelik bunu 'fuhuş veya zina kavramlarıyla değil; yüce bir 'aşk' kelimesiyle kendilerine açıklayacakları için, nikahsız ilişkiler yaygınlaşacak, aileler
Sayfa 76·Kitabı okudu
1000Kitap
Ah benim iki gözüm Ahmet Kaya nasıl da kıydılar ona..
Magazin Gazetecileri Derneği'nin ödül töreninde yılın en iyi sanatçısı ödülünü alırken, "Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayınlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim" dediği için, adeta linç edilmişti salonda. Sahneden inince bir nefret imparatorluğunun içine düşmüş, 10. Yıl Marşı okuyanların, masasına çatal bıçak fırlatanların ve bet sesleriyle yuhalayanların arasında kalıvermişti. Çok mu fena bir şey söylemişti? ........ Neydi bu adamın herkesin ahengini bozan renkleri? Ve bu renkler neden böylesine korkutuyordu herkesi? Bu olaydan bir süre sonra vakti zamanında Almanya'da verdiği bir konserin kayıtları ortalığa döküldü. Gerisi, bir çadır tiyatrosu. Neticede uzaklara gitmek zorunda kaldı. Sonra o kasım günü, Paris'te, olmak istediği yerden iki bin kilometre uzak bir mesafede, mevsimin adına yaraşır bir yaprak dökümüne ayak uydurarak, geride özlediği toprağını, sevenlerini, küfredenleri, havada uçuşan çatal bıçak seslerini ve dahi kır çiçeklerini bırakarak son nefesini verdi. Ahmet Kaya'yı kırk üç yaşında öldüren kalp krizi zamansız değildi de neydi?
Sayfa 317·Kitabı okudu