Sizi ve kendimi suda yüzen yağ damlasına benzettim. Kendine benzeyen bir damla arayan ve bir türlü suya karışmayan iki yağ damlası. Yüzüyoruz işte suda. Başıboş. Öyle parçalanmışız ki artık daha fazla parçalanmak ölmek demek. Ama yine de varız ge velli oluyoruz suyun üstünde.
Bu yaklaşımın sakat tarafı, sonunda kendini insansız bir yaşamın içinde bulman. Belki de içindeki boşluk duygusu kısmen bundan kaynaklanıyor. Şöyle ya da böyle her ilişki bitmek zorunda. Ömür boyu garanti diye bir şey yok. Güneşin batışını görmekten üzüntü duyduğun için doğuşunu izlemekten zevk almayı reddetmek gibi bir şey bu.
Bütün maceralar aslında bir kendini arama, bulma hikayesi, diye geçirdi içinden. Oysa ben bu maceraya kendimi aramak veya bulmak için değil, kaybetmek için çıktım. Kendimi evimde kaybedemezdim. Çöpü saatinde dışarı koydum mu, kanepenin keskin kenarı duvarı çizer mi, buzdolabından ses gelmiyor yoksa bozuldu mu, diye endişe ederken kendimi kaybedemezdim.