Yapılabilecek en kötü şeylerden birini yapan biri için nasıl bu kadar acı çektiğimi anlamıyordum ama acı çekiyordum işte ve yaptıklarını düşünmek, hissettiğim kalp acısını hafifletmiyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yapılabilecek en kötü şeylerden birini yapan biri için nasıl bu kadar acı çektiğimi anlamıyordum ama acı çekiyordum işte ve yaptıklarını düşünmek, hissettiğim kalp acısını hafifletmiyordu.
Bir vampir şöyle yazmıştır: "Ölümsüzler ile kurtadamlar arasındaki en büyük fark vampirlerin değişim geçirirken yücelmesi, kurtadamlarınsa alçalmasıdır.
Yazara Man Booker 2011 Ödülü’nü kazandıran kitabı Bir Son Duygusu. Tüm okurlar hemfikir midir bilmiyorum, ama benim için Man Booker ödülü, Nobel’den çok daha prestijli bir ödül. Kendi okuma pratiğimde Man Booker ödülüne layık görülmüş ve bunu hak etmemiş tek kitap okumadım. Bu da onlardan biri.
“Hafıza titrek bir parmaktır. Ve bize işaret ederken her zaman isabet kaydetmez.” der Javier Marias, Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda’da. Bunu söylerken, Barnes’in bir kitabını özetlediğini biliyor muydu acaba? Karakterimiz Tony Webster da tıpkı böyle titrek bir parmakla gösteriyor bize geçmişini.
Kitabın başında halinden sersemlik akan bir ergenin çok da kayda değer olmayan hikayesini okuyoruz. Sıradan bir gençlik hikayesi gibi geliyor her şey. Herkesin başına gelebilecek kadar hayal kırıklığı, çoğumuzun sahip olduğu kadar kendine güvensizlik, biraz haklı, biraz haksız öfke, biraz bencillik. Ve içten içe, bu çok övülen kitabın kendini hangi sayfaya sakladığını düşünüp duruyoruz.
Kitabın ikinci kısmında ergen, emekli bir tarihçi olarak çıkıyor karşımıza. Suya sabuna dokunmadan yaşadığı sıradan bir hayattan emekli. Kırk yıl önceki kız arkadaşının annesinin vasiyetle kendisine bıraktığı bir günlüğün bilgisi bile, bu durağanlığı dağıtmaya yetiyor. Onu elinden tutup çoktan yürüyüp geçtiği yollara doğru bir geziye çıkarıyor, ve aslında bakılan, bize anlatılan manzaraların hiç de hatırlandığı gibi olmadığıyla yüzleştiriyor.
Geçmiş ve bellek, edebiyatta ne kadar işlense az kalacak bu iki izlek etrafında siz de yolculuğun bir parçası haline geliyorsunuz. Çatısı gizemle kurulmuş, kendini merakla okutan bir kitap. Ama ilginç olan şu ki, bir yandan gizemi çözmeye çalışırken, bir yandan da sonunda ne olacağını umursamıyorsunuz. Yazarın bilinmez olanı işleyiş biçimi, aşırıya kaçmayan, sade ve olağan anlatımının
Yazara Man Booker 2011 Ödülü’nü kazandıran kitabı Bir Son Duygusu. Tüm okurlar hemfikir midir bilmiyorum, ama benim için Man Booker ödülü, Nobel’den çok daha prestijli bir ödül. Kendi okuma pratiğimde Man Booker ödülüne layık görülmüş ve bunu hak etmemiş tek kitap okumadım. Bu da onlardan biri.
“Hafıza titrek bir parmaktır. Ve bize işaret ederken her zaman isabet kaydetmez.” der Javier Marias, Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda’da. Bunu söylerken, Barnes’in bir kitabını özetlediğini biliyor muydu acaba? Karakterimiz Tony Webster da tıpkı böyle titrek bir parmakla gösteriyor bize geçmişini.
Kitabın başında halinden sersemlik akan bir ergenin çok da kayda değer olmayan hikayesini okuyoruz. Sıradan bir gençlik hikayesi gibi geliyor her şey. Herkesin başına gelebilecek kadar hayal kırıklığı, çoğumuzun sahip olduğu kadar kendine güvensizlik, biraz haklı, biraz haksız öfke, biraz bencillik. Ve içten içe, bu çok övülen kitabın kendini hangi sayfaya sakladığını düşünüp duruyoruz.
Kitabın ikinci kısmında ergen, emekli bir tarihçi olarak çıkıyor karşımıza. Suya sabuna dokunmadan yaşadığı sıradan bir hayattan emekli. Kırk yıl önceki kız arkadaşının annesinin vasiyetle kendisine bıraktığı bir günlüğün bilgisi bile, bu durağanlığı dağıtmaya yetiyor. Onu elinden tutup çoktan yürüyüp geçtiği yollara doğru bir geziye çıkarıyor, ve aslında bakılan, bize anlatılan manzaraların hiç de hatırlandığı gibi olmadığıyla yüzleştiriyor.
Geçmiş ve bellek, edebiyatta ne kadar işlense az kalacak bu iki izlek etrafında siz de yolculuğun bir parçası haline geliyorsunuz. Çatısı gizemle kurulmuş, kendini merakla okutan bir kitap. Ama ilginç olan şu ki, bir yandan gizemi çözmeye çalışırken, bir yandan da sonunda ne olacağını umursamıyorsunuz. Yazarın bilinmez olanı işleyiş biçimi, aşırıya kaçmayan, sade ve olağan anlatımının