7/10
·96 syf.··
2019 40. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2019 00:00
Sanat kitaplarını en basan yayınevi şeklinde ban salmış Taschen Yayınları, Türkiye’de Remzi Kitabevi’yle beraber ortak bir işe kalkışıp, Türkçe edisyonunu da uyarlamışlar. Haberin kötü kısmı şu: serisi pek azı çevrilmiş. 16 eser kadar. Neyse efendim, kitabı dönelim. Rönesans sözcüğünün kökeni, ilk olarak 1550’de Vasari’nin “Sanatçıların Yaşamı” adlı sanat/biyografisinde “rinascita” sözcüğüyle sanatı yeniden doğuşundan ilk söz eden kişi olmuş. İyi sanatın doğuşunu müjdelemiş. İtalyan sanatı, en başta Giotto ve Donatello gibi isimler tarafından temsil edilmiş. Erkan Rönesans dönemi sanatçıları, doğanın kusursuz bir şekilde taklit edilmesini savunmuş. Giotto ve Masaccio, yeniden doğuşun birinci ve ikinci aşanlarını temsil etmiş. Yüksek Rönesans’ta ise, doğanın kusursuz taklit edilme aşaması sona ermiş, hatta bozma yoluna gitmiştir. Michelangelo’nun “manyerizm” akımı tam da bunu temsil eder. Parmagionino’nun “Uzun Boyunlu Meryem”i buna en güzel örnektir. Kuzey’de ise Almanya ve Hollanda’da, Erken Rönesans sürecini aynen takip etmişlerdir. Van Eyck kardeşler özellikle önemlidir. Jan Van Eyck, boyaların karışımını daha iyi ve birkaç kat sürerek daha parlak objeleri boyayabilmek için, boyaya yağ ilave ederek “yağlı boyayı” ilk kez kullanan ressam olmuş. Reform Hareketinin ilanı (16. Yüzyılda) Martin Luther tarafından başlatılan bu boykot süreci, coğrafi keşifleri, Rönesansı ve diğer önemli tarihi olayları Avrupa ile izleyen Almanya’yı taşralaştırıp, köylü sınıfı oluşturmuş ve sonrasında gelişen bütün devrimler ve hareketlerde Almanya’yı diğer ortak coğrafya ülkelerince geride bırakmış. Guiseppe Arcimboldo ise, sebze, meyve ve belirli hayvanları kullanarak resmettiği portreleri, zamanının “Kübizm” akımının başlangıcı sayılabilir. Her sanatseverin okuması gereken, kronolojik
RönesansManfred Wundram · Taschen-R · 20089 okunma
9/10
·168 syf.·
2025 166. kitabı
Yine şahane bir kitap.... "Oh be! Ne güzelmiş özgür ve dümdüz düşünüp duymak, algılamak!" dedirtti, bir kez daha. Salâh'ın kitaplarında en sevdiğim şey; metin aralarında hiçbir duvarın, hiçbir çitin olmayışı. Daldan dala konmasını ve başladığı yerde değil, başlamadığı yerde bitmesini seviyorum. Başta kendini yazının içinde bir paravananın arkasına gizleyip, denemeyi ordan yönetiyor. Ama benden yüzünün mostrasını kaçıramadı yine :d Kitabı, sadece şu söylemi için bile okuyabilirdim: "Selim İleri de güçlü portrecilerdendir. Onun çıkartmalarına da 1978-1979 yıllarında Dünya gazetesinde döşendiği çiçek dürbünlerinden Hatırlıyorum adlı kitabına varınca, her yazısında raslarsınız. O dört dörtlük bir Veronez’dir. Bir cenkçi ressamdır. Fırçasından sarılar, ateş kırmızıları, erguvanlar, şekerler ve şerbetler şıplar." Resime ve fırçaya duyduğu saygıya hayranım. Kitabında; Cimabue, Giotto, Utrillo, Monet, Van Gogh gibi ustalara da yer vermiş olması beni çok mutlu etti. Bunun yanı sıra denemesine buyur ettiği isimleri görseniz siz de zevkten dört köşe olursunuz: Vazgeçilmezi Proust, Henry James, Georges Bataille, Valéry, Mallarmé, Apollinaire, Sevim Burak, Füruzan, Edip Cansever... Ve ismini ilk defa duyacağınız onca yazar, şair, kitap var. Bu bağlamda edebiyata ilginizi oldukça artıracak, sözcüğe sizi doyuracak biri Salâh Birsel. Okuyacak olmanız benim için büyük bir armağandır... "Beni tanıyıp, Salâh okumayan birine gönül koyarım" da demek istiyorum :d
Yapıştırma BıyıkSalâh Birsel · Özgür Yayın Dağıtım · 198563 okunma
Reklam
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
Puan vermedi·152 syf.··
2025 42. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2025 03:41
Spoiler içerir..! Emeti karakterinden nefret etmemek neredeyse imkansız. O kadar gerçek o kadar itici ki bu nefret bile romanın gücünün bir kanıtı. Roman 1910 yılında Halley Kuyruklu Yıldızı'nın dünyaya yaklaşmasıyla birlikte İstanbul'da yayılan kıyamet söylentileri etrafında şekilleniyor. Hüseyin Rahmi Gürpınar bu eserinde yalnızca bir kıyamet söylentisi etrafında dönen bir hikayeyi anlatmıyor; korku, söylenti ve bilinmezlik karşısında insanların (özellikle toplumun büyük bir kesiminin) nasıl yönlendirilebileceğini gösteriyor. Üstelik bunu mizah, zekâ ve yer yer hıncın iç içe geçtiği bir dille yapıyor. İrfan Galip romanın merkezinde yer alıyor. İlk bakışta aklı ve bilimi temsil eden bir aydın gibi görünüyor: pozitif bilimden, rasyonaliteden ve cehalete karşı duruştan bahsediyor. Ancak yakından bakıldığında bu bir maske altında derin bir kırgınlık, öfke ve güvensizlik yatıyor. Kadınların kendisine ilgisizliği onun hem özsaygısını hem de dünyaya bakışını zehirlemiş. Halley Kuyrukluyıldızı'nın etrafında yükselen kıyamet korkusunu kendi amacına uygun bir sahneye dönüştürüyor. Burada bilim değil, korku ve manipülasyon ön planda. İrfan evini bir tiyatro sahnesine çevirip kadınları toplayarak onlara korku temelli bir senaryo sunuyor. Adeta zihinlerinde bir kıyamet resmi çiziyor. Kadınları korkutarak kontrol etmeye ve üzerlerinde üstünlük sağlamaya çalışıyor. Bu üstünlük aslında içten içe yaşadığı aşağılık kompleksinin ve öç alma arzusunun bir yansıması. Karşısına çıkan Feriha ise bambaşka bir figür. İsmi sıkça geçmese de mektuplardan tanıyoruz onu: aklını kullanan, sorgulayan ve mücadele eden bir kadın. Feriha İrfan'ın kurguladığı dünyayı altüst eden zihinsel bir rakip. Onunla mektuplaşmaları iki farklı dünyayı ve bakışı çarpıştırıyor. Feriha aşkı yalnızca bir duygu
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202525,7bin okunma
8/10
·408 syf.··
2023 80. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2023 13:25
Hıristiyanlık pagan kültürüne ve sanatına büyük ölçüde zarar vermiştir. Fakat Hıristiyanlığın ilk yıllarında Hıristiyanlarda inançlarından dolayı paganlar ve Yahudiler tarafından saldırılara uğruyor ve öldürülüyorlar. Bu süreçte Hıristiyanlığı kabul edenlerin bir kısmının şehrin dışına yerleştikleri, bir kısmının da dağlara yapılan kaya kiliselerinde saklandıkları bilinmektedir. Burada gizli bir yaşam sürdükleri için keşişler kendi aralarında oluşturdukları sembolleri kullanarak iletişime geçiyorlar. Hıristiyanlığı yaymak için gönüllü olanlardan bazıları manastırlarda İncil'i çoğaltmaya başlıyorlar. Fakat halkın büyük bir kısmının Latince okuma yazma bilmemesi yüzünden pek başarılı olamıyorlar. Bu nedenle, İncil'de bahsedilen öyküleri/mucizeleri el yazmalarına resmetmeyi deniyorlar. Böylece daha kısa sürede daha fazla kitleye ulaşıyorlar. Hıristiyanlık inancı güçlendikten sonra İncil'deki sahneler kilise ve manastırların duvarlarını süslüyor. İsa, Meryem, Dört İncil yazarı, Melekler, Hıristiyanlıkta kutsal olarak kabul edilen haç, balık, anahtar, güvercin, sarmaşık sembolleri halk için koruyucu tılsım haline geliyor. Sanatsal anlamda ise; Gotik dönem'de Giotto'dan başlayan ikonografik anlatım, Michelangelo, Raffaello, Caravaggio, Rembrandt, Rubens, Bruegel, Tintoretto, Tiziano, Poussin, Dürer, Velazquez, Botticelli, El Greco, Hieronymus Bosch, gibi birçok ünlü ressam tarafından tekrarlanıyor ve İncil'deki öyküler farklı bakış açılarıyla yeniden yorumlanıyor. Böylece Avrupa Resim Sanatı'nın da temeli oluşuyor. Günümüzde hâlâ "Meryem ve çocuk İsa", "Meryem'e Müjde", "Adem'in Yaratılışı" gibi ikonik sahneler, AVM'lerin, kafelerin ve bir çoğumuzun da evlerinin dekorlarını, kitaplığını ve telefonların duvar kağıtlarını süslüyor. Büyük bir saygıyla kabul ettiğimiz ya da
Sözden İmgeye Batı Sanatında İkonografiSerap Yüzgüller · Hayalperest Yayınevi · 201851 okunma
Puan vermedi·136 syf.·
2023 112. kitabı
Yıldızlı Gece, Ayçiçekleri, Çiçek Açan Badem Ağacı gibi tabloların ressamıVincent Van Gogh‘un adını duymayan kalmamıştır belki de günümüzde. Kendi tarzı ve kullandığı renklerle kalbimizde taht kuran 1853 doğumlu ressam, ne yazık ki yaşadığı dönemde anlaşılamamış. Başka birçok sanat/edebiyat insanı gibi kıymeti öldükten sonra anlaşılmış. Hal böyle olunca nasıl bir hayat yaşadığı sorusu zihinlerimizi kurcalıyor. İşte tam bu noktada kendinden 4 yaş küçük kardeşine olan mektupları bir otobiyografi niteliğinde karşımıza çıkıyor! 19 Mart Canım mektubunda öyle kardeşçe bir kaygı sezdim ki, artık susmaktan vazgeçip sana yazmak boynumun borcudur. Tam şuurumla, bir deli olarak değil, senin bildiğin kardeşin olarak yazıyorum bu mektubu. İşin doğrusu şu: buranın bir kısım adamları belediye bir bildiri göndermişler (80 kadar imza varmış), benim serbest yaşamaya hakkı olmayan bir adam olduğumu ya da buna benzer bir şey yazmışlar bildiride. Bunun üzerine polis komiseri ya da merkez komiseri beni yine tımarhaneye atmak emrini verdi. Durum şu ki kaç gündür deli hücresinde, kilit ve anahtar altında başımda gardiyanlarla kapalıyım, oysa suçlu olduğum ne kanıtlanmıştı ne de tanıtlanabilir. Tabii içimden çok içerliyorum bütün bunlara. Gene tabiidir ki kızmam doğru olmaz, çünkü bu durumda özür dilemek suçlu olmayı gerektirir sanırım. Yalnız haber veriyorum ki kurtarasın; ama dilediğimi sanma. Çünkü bütün bu suçlamanın sonunda boşa çıkacağından eminim. Yalnız, beni kurtarmak için güçlük çekersin. Kendimi tutmasam, öfkemi dizginlemesem, hemen tehlikeli bir deli derler bana. Sabırla, umutla beklemeli, zaten sert heyecanlar durumumu ancak kötüleştirebilir. Onun içindir ki bu işe karışmamanı, işi oluruna bırakmanı istiyorum. Bilmiş ol ki araya girmen belki işleri karıştırır, büsbütün çıkmaza
Theo'ya MektuplarVincent Van Gogh · Remzi Kitabevi · 20188,2bin okunma
10/10
·189 syf.··
2023 179. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2023 02:22
Giotto Di Bondone (Colle di Vespignano, Floransa yakınları - d. 1267, Floransa - ö. 8 Ocak 1337), İtalyan ressam ve mimar. Rönesans resminin öncüsüdür.Giotto, Batı sanatının gelişmesinde en önemli sanatçılardan biridir. İtalyan Yüksek Rönesansının birçok meşguliyetini ve kaygısını bir asır öncesinden ön plana çıkaran resimleri, dini antikiteyi ve gelişen Rönesans Hümanizmi fikrini bir araya getiren resimde yeni bir çağ başlattı. Aslında, onun Avrupa sanatı üzerindeki etkisi öyleydi ki, birçok tarihçi, Michelangelo'nun mantosunu yaklaşık iki yüzyıl sonra devralana kadar eşleşmediğine inanıyor.Giotto en çok perspektif ve resimsel alanın olanaklarını keşfetme şekliyle tanınır ve bunu yaparken dini mesellerine yeni bir gerçekçilik duygusu getirdi. Hümanizme olan ilgisi, onun İncil ikonografisi ile sıradan tapınanların gündelik varoluşu arasındaki gerilimi keşfetmesini sağladı; sanatı yaşadıkları deneyimlerle daha alakalı hale getirerek onları Tanrı'ya yaklaştırır. Figürleri, yüksek sanatta daha önce görülmeyen bir duygusal nitelikle aşılanmışken, mimari ayarları optik orantı ve perspektif yasalarına göre işlenmiştir.
İnceleme
Giotto'nun SanatıBedrettin Cömert · De Ki Yayıncılık · 201823 okunma
Reklam
Reklam