Hıristiyanlık pagan kültürüne ve sanatına büyük ölçüde zarar vermiştir. Fakat Hıristiyanlığın ilk yıllarında Hıristiyanlarda inançlarından dolayı paganlar ve Yahudiler tarafından saldırılara uğruyor ve öldürülüyorlar.
Bu süreçte Hıristiyanlığı kabul edenlerin bir kısmının şehrin dışına yerleştikleri, bir kısmının da dağlara yapılan kaya kiliselerinde saklandıkları bilinmektedir. Burada gizli bir yaşam sürdükleri için keşişler kendi aralarında oluşturdukları sembolleri kullanarak iletişime geçiyorlar. Hıristiyanlığı yaymak için gönüllü olanlardan bazıları manastırlarda İncil'i çoğaltmaya başlıyorlar. Fakat halkın büyük bir kısmının Latince okuma yazma bilmemesi yüzünden pek başarılı olamıyorlar. Bu nedenle, İncil'de bahsedilen öyküleri/mucizeleri el yazmalarına resmetmeyi deniyorlar. Böylece daha kısa sürede daha fazla kitleye ulaşıyorlar.
Hıristiyanlık inancı güçlendikten sonra İncil'deki sahneler kilise ve manastırların duvarlarını süslüyor. İsa, Meryem, Dört İncil yazarı, Melekler, Hıristiyanlıkta kutsal olarak kabul edilen haç, balık, anahtar, güvercin, sarmaşık sembolleri halk için koruyucu tılsım haline geliyor.
Sanatsal anlamda ise; Gotik dönem'de Giotto'dan başlayan ikonografik anlatım, Michelangelo, Raffaello, Caravaggio, Rembrandt, Rubens, Bruegel, Tintoretto, Tiziano, Poussin, Dürer, Velazquez, Botticelli, El Greco, Hieronymus Bosch, gibi birçok ünlü ressam tarafından tekrarlanıyor ve İncil'deki öyküler farklı bakış açılarıyla yeniden yorumlanıyor. Böylece Avrupa Resim Sanatı'nın da temeli oluşuyor.
Günümüzde hâlâ "Meryem ve çocuk İsa", "Meryem'e Müjde", "Adem'in Yaratılışı" gibi ikonik sahneler, AVM'lerin, kafelerin ve bir çoğumuzun da evlerinin dekorlarını, kitaplığını ve telefonların duvar kağıtlarını süslüyor. Büyük bir saygıyla kabul ettiğimiz ya da