our wings are burning
5/10
·144 syf.·
2026 25. kitabı
kuytu bir girdapta kaybolmuş benlik: ölümcül hastalık umutsuzluk umutsuzluğun benliğe etkisi, ben'in kendinden kaçmak ve kendi olma istenciyle ortaya çıkan bireysellikler konularında felsefi bir anlatıma sahip olan metin maalesef ki inanç merkezinde sınırlanıyor kierkegaard'a göre umutsuzluk kavramından kurtulmak tanrı ile bütünleşme gerektirir bu bütünleşme insana "inanç" adı altında bir dayanak sunar, sonsuz bir karadeliğe düşmesini engeller ve benliğin kendini bu karadelik duygusundan kurtarmasını da inanç istenciyle birlikte yorumlar fakat bu düşünce sistemi hristiyanlığı tahtta koyup diğer varoluş biçimlerini tek düzeliğe itmesinden dolayı benlik arayışı yönünde hayal kırıklığı yarattı ki bir felsefi metnin bir kişiye veya dogmaya tamamen bağlanması onun felsefi düşünce sistemine ve bir o kadar filozofun potansiyeline de zarar vermekte ve bu söylemim filozofun insan varlığı tanımını küçümsemek için değil her kapının tek bir noktaya çıkmasını reddettiğim içindir eleştirilerin altında felsefi metni tamamen küçümseyecek değilim umutsuzluk–benlik çözümlemeleri etkileyici olmakla birlikte çözümleri kısıtlayıcı ve kuşku vericidir bu yüzden varoluş felsefesinde gerekli bir yeri olmuştur tıpkı iki çelişkinin düşünce sistemini bulandırarak yönlendirici etkisi gibi... Soren Kierkegaard Ölümcül Hastalık Umutsuzluk
1000Kitap
Ölümcül Hastalık UmutsuzlukSoren Kierkegaard · Doğu Batı Yayınları · 20211,304 okunma
10/10
·508 syf.··
2026 117. kitabı
"Ancak bazen güç, görünenin çok ötesinde bir yerde saklıdır." Hayalleri olan bir genç kızdı Güneş. Okulunu bitirecek, iyi bir gazeteci olacaktı. Ancak hesaba katmadığı bir şey vardı: Asıl kimliği. Başından beri Akay ailesinin hedefindeydi Güneş. Meşhur Akay ailesi. Toplumun zirvesinde, harika ve olağanüstü şekilde güçlü görünen ama duvarların ardında şeytanî bir güce sahip olan ve insanların iradelerini ele geçirerek onları köleleştiren zalim Akay ailesi. Araştırmaya, gazeteciliğe epey bir meraklı olan Güneş başından beri kurbandı aslında. Zamanını bekleyen bir kurban. Ve onun zihnini ele geçirecek olan Çağın'dan başkası değildi. Güneş bir av, Çağın ise bir avcıydı. Fakat o da ne? Aralarında oluşan çekim ikisini de ava çeviriyordu. Sadece Güneş değil, Çağın da kaybolacaktı bu girdapta. Akay ailesi ise kimseye acımazdı, kendilerinden dahi olsa bile. Alp'e acımadıkları gibi. O belki de en masumlarıydı. Ama onlar için gözden çıkarılmış bir zavallıydı ve kimsesiz gibi yok sayılıyordu. Tek isteği ise bu zulme bir son vermek. Bir yanda zalim bir aile, diğer yanda masumlar, başından beri proje olan insanlar, köleleşmiş bir toplum... Asıl güç neydi sahiden? Sistemin kölesi olup sakince yaşayıp gitmek mi yoksa iradeni yönlendirmek mi? Bir zalim ve kalbi olan bir insan tabii ki de aynı pencereden bakamazdı. Kitabı okuyarak onların pencerelerinden bakabilirsiniz özgürce. Güneş... Hayalleri olan bir genç kız. Her şeyin farkına vardığında dengesi şaşacaktı. İradeye sahip çıkmak önemli tabii. Çağın... Başta hiç güvenmedim, sonra çok sevdim. Çisem... Yaşadıkları o kadar ağır ki ister istemez empati kuruyorum. Ve Alp. Minnoş kalplim. Keşke kitaptan çekip sıkıca sarılabilsem ona. En çok onu sevdim. Kitap yetişkin okurlar için! Bu uyarıyı da yapalım. Aşırı güzeldi okuması.
SeçkinlerCan Gözek · Kaktüs Sanat Yayınevi · 20266 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·704 syf.··
2026 2. kitabı
insan doğasının şeytani kibri. başkahramanımız Raskolnikov bir sorunun cevabı uğruna okurken bile dehşete süren bir cinayet planlar ve kurbanını kafasını baltayla yararak öldürür plan dışı gerçekleşen bir cinayetle birlikte 2 cinayet işlemiş olur. karakterimizin derin suçluluk duygusu, vicdan azabı ve iç hesaplaşmaları kitabı sürükleyici ve düşündürücü şekilde okutur. beklenen özgürlük yerini hayal kırıklığına bırakır. vicdanın çektiği derin boğucu girdapta boğulur. hapis parmaklıklarından kaçmak vicdanın pençesine düşmektir.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 31. kitabı
İlk sayfalardan içine çeken bir kitap önerim var bugün. Bir anda internette popüler olan Dilara Hanım'ın gönderilerindeki özlü sözleri yazan* genç bir kadının hikayesini; geçmişi & hayalleri arasındaki girdapta yaşadıklarını, düşüncelerini okuyacaksınız. Kimi zaman şaşırıp kimi zamansa bu bana tanıdık geliyor, benden mi acaba çevremde biri mi yaşamıştı diye insanı düşüncelere de atıyor, bırakıyor demiyorum çünkü sayfalar arası insan dalıp gittiğinde bu fark ediş tam olarak okuyucu için derin düşüncelere de düşüş bir nevi. Benim için Bahar Eriş, tek kitabını okuyup sevdiğim yazarlardandı, nitekim bu kitabını bitirince de haklılığım ortaya çıktı, daha da okurum :)) Kitapla kalın -.-
Baharın İlk ŞarkısıBahar Eriş · Alfa Yayınları · 20251,076 okunma
"İç çekerek anlatacağım bunu yıllar sonra"
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 00:41
Adam Phillips'i severim, onun dağınık fikirlerini de. Çok tanıdıktır benim için çünkü. Bu kitap öncesinde okuduğum üç kitabıyla birlikte bu kitap da istediğim tatmin duygusunu yeterli ölçüde verdi. İnsanın okuduğu kitaplardan, kendisi için "yol gösterici" olduğuna kanaat getirdiklerini bulabilmesi bence çok büyük bir şanstır. Sanırım pek nadir şanslı bir insan olarak bu konuda bütün haklarımı kullanıyorum. Benim ilk yol göstericim Platon'un Devlet kitabı olmuştu. İkincisi, Friedrich Nietzsche'nin İyinin ve Kötünün Ötesinde kitabı, üçüncüsü (bu çoğul tabii ki) Simone de Beauvoir'ın İkinci Cins serisi olmuştur. Nihayet uzun bir aradan sonra dördüncüsünü de bulmuş oldum. Böyle iyi kitapları tekrar tekrar okuyup kaçırdığım detayları fark ederken aslında kendimi sevdiğimi daha çok hissediyorum. Bu yüzden sevinçliyim ve sevincimin nedenini de açıklamak istedim. Phillips bu kitabında evrensel lanetimiz olan modern dünyanın bizi soktuğu ve hapsettiği derin girdapta o daha iyi birisi olma arayışı, adeta yeni bir kimlik yaratma psikolojisi ile kişinin yaşamı içerisinde kaçınılmazı olan kendi değişiminin paradoksal etkileri arasındaki kritik ayrımları dağınık anlatımıyla ifade ediyor. Kitabın en kilit noktası da, yani "beni okumalısın" dediği nokta: İhtiyacınızdan fazla özeleştiri soruları barındırması. Okura düşünce durakları vermiş, durup düşünürken, soruları cevaplamaya çalışırken klasik okur psikolojisinin ilk tepkisi olarak hak verebileceğin noktalara odaklanmaya çalıştıkça, en azından ben öyle yapıyorum arkadaşlar yargılamayın, zihnimin gerisinde zamanın tersine akışı ve tersine değerlendirmeler silsilesi yaşanıyor. Kendini eleştirmek mi? Evet, buyrun benim! Gerçi kendinden çok, bireyin evrensel değişim isteklerinin bir eleştirisi. Bu kitapta değişim sadece kişisel bir
Edebiyat
Değişmeyi İstemek ÜzerineAdam Phillips · Ayrıntı Yayınları · 2023256 okunma
Puan vermedi·554 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
İş başvurusu için bir tatil kasabasına giden Nesil ve Lal, bir otelde konaklar. Bu kısa ziyaret, Nesil’in Barlas’ı görmesiyle bambaşka bir yöne evrilir. Bu bir anlık heves değildir; tam tersine içten içe büyüyen, sessiz bir aşktır. Bir an, bir gece ve söylenmeyen çok şey kalır geriye. Ardından güven, kuşku ve yarım kalan cümleler gelir. Oteli umutsuzca terk eden Nesil için hayat yeni bir sınava dönüşürken, Barlas geçmişinden taşıdığı kırıkları daima yanında sürükler. Roman iki koldan ilerliyor. Bir yanda bugünkü Barlas, diğer yanda geçmişte bıraktığı Yusuf… Çocukluk, tarikatta geçen zor yıllar, koparılan bağlar ve derin yarası ablası Yesra. İnsan bazı yerlerden kaçsa bile, içinden çıkamadığı bir girdapta dönüp durur. Aşk, inanç, travma ve çocukluk yaraları iç içe geçiyor bu hikâyede. İşte bazı hikâyelerde melekler, tam da zamanında ortaya çıkıyor. Tıpkı Nesil gibi... Melekler Zamanı fatma Fatma Erdek
Edebiyat
Melekler ZamanıFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2017421 okunma