Puan vermedi·208 syf.··
2025 60. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2025 23:55
GÜNÜBİRLİK HAYATLAR İRVİN D.YALOM KAPAK TASARIMI Kitabı daha hiç okumadan kapağa baktığımda çok beğeniyorum çünkü eserin adıyla Günübirlik Hayatlar ile oldukça uyumlu olan Türk kahvesi fotoğrafı çok hoşuma gitti hepimizin her gün kaç defa gördüğümüz tabloyu gözler önüne sermiş ancak kitabı okuduktan sonrada keşke İrvin’in odasının fotoğrafının kapak fotoğrafı yapılmasını düşündüm ve bu fikir daha da hoşuma gitti. ESERİN ADI Eserin adı Günübirlik hayatlar eve ama orijinal adı Creatures of a Day yani Bir Günün Yaratıkları ismini gerçekten kitap toplantımızda bir üyemiz fark etmişti ve İrvin’in neden danışanlarına yaratık dediğini garipsedim ve çözemedim. Pegasus yayınevinin ve çevirmenin de neden Günübirlik Hayatlar olarak çevirdiğini daha da anlamadım. Üslup-Akıcılık Eseri okurken o kadar heycanlandım,hüzünlendim,heycanlandım,mutlu oldum ama en çok empati kurmanın ve insanların hayatlarına hangi pencereden bakmamı sağlayacak bir biçimde yazması ve bu durumu anlatırken kullandığı üslup gerçekten çok güzeldi. Eve gidip kitabı okumak için sabırsızlıkla zamanın geçmesini bekliyordum bu kısımda kitaptan ve yazarın kaleminden hiçbir kusur göremedim, mükemmeldi. GENEL Eserde ilk seans olan Buruk Tedavi başlığı ile zaten bana bir sarsıcı geldi. Bir e-postadan gelen mesajda ilhamını yitiren bir yazarın yazı yazamadığını ve acaba kendisiyle seans yapmak ister mi diye sorması İrvin’in dikkatini çekmiştir. Bu hikayede en sevdiğim yer olan irvin 80 yaşında seansa gelen hastanın 84 yaşında olması ve İrvin’e sen daha gençsin demesi gerçekten o yaşları görebilsem ve biri bana 80 yaşında sen daha gençsin dese ne tepki verirdim merak ettim ve güldüm gerçekten o yaşlardaki düşünce ve deneyimin değerini düşünemedim. Bir başka etkilendiğim yer olan ve İrvin’in bazı seansa gelen
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,3bin okunma
Balance is the key of life
Puan vermedi·312 syf.··
2024 11. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2024 21:28
Sabah giyecek bir şeyler bakınırken karman çorman olmuş dolabın raflarından birinde babamın öldüğü gün giydiğim tişörtü gördüm. Elime aldım ama giymek gelmedi içimden. O günden sonra bir daha hiç giymedim onu zaten. En sevdiğim giyim tarzı tişört kot pantolondur. Öyle çok kombinasyonum var ki bir giydiğimi bir daha giymiyorum sanırsınız. Bazen çok sevdiğim birkaç parçayı takıntı haline getirip sık tekrarlar yaptığım olur. O bile göze batmaz inanın. Gözümü açtığım psikolojiye göre güne hazırlanmamı sağlayacak bir tişört seçerim ve sonrası gelir. Rutin dışı özel günler beni bu yüzden çok etkiler. Farklı bir şey giymem gerekiyorsa, resmî giysiler örneğin, bayram kutlama vesaire, bu benim için gerilim anlamına gelir. O günler genellikle sıkıntılı ve zor geçer. Ne giydiğin bence önemlidir, seni gösteren şeydir. Saçma hissetmemek ve kafamı yormamak için sevdiğim şeyleri giyerim. Düğünlere, derneklere özellikle de törenlere tişörtüm, kot pantolonum ve botlarımla gitmeyi tercih ederim zira kalabalıklar yorar ve ben zırhımı kuşanarak giderim. Siyah rengi çok severim tişörtlerimin büyük bir çoğunluğu farklı baskıları olan siyah tişörtlerdir. Üzerinde aforizmalı yazılar varsa eğer değmeyin keyfime. Cebimdeki son kuruşu bile o tişörte verebilirim. Yırtık pırtık kot pantolonlarım ve kalın tabanlı asker botlarım ile tamamlarım tişörtlerimi. Belki her gün beni görseniz size sıkıcı gelebilirim. O sabah yani babamın öldüğü günün sabahı giydiğim pembe (pek tercih etmediğim bir renk) tişörtü yatağın üstüne bıraktım. Yanına oturdum. Babamın yanına oturur gibi. Babam öldüğü gün kulağıma beni hiç sevmediğini söylemişti. Muhtemelen doğduğum gün de aynı şeyi söyledi. Çünkü doğumum ve öldüğü gün arasında geçen zaman diliminde bu duygu bir tişört gibi hep üzerimdeydi. Ebeveynlerin
1000Kitap
Afili HafiyeMurat Menteş · Alfa Yayınları · 20231,554 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·125 syf.··
2024 29. kitabı
1Nisan 1954 Tarihinde çıkan kitap için Ferit Edgü şöyle der: “ Sait Faik’in,son en son kitabı o gün çıkmış.O gün almışım.O gün hatmetmişim.O Günlerde böyleydi sevdiğimiz yazarların kitabını dört gözle bekler, çıktığını duyar duymaz alır,alır almaz da okur sonra bir daha okurduk.” Tüneldeki Çocuk,Az Şekerli ve Alemdağ’da Var Bir Yılan kitapları yazarın üçüncü dönemine aittir.Gerçekçi anlatıma sahip olan yazarın bu döneminde kalemine sürrealizm hakimdir.Yine bu dönemindeki üretiminde eşcinsellik ayrıntısı bulunur. Yazarın ilk dönemine ait İstanbul ile ilgili fikirleri değişmiştir.İstanbul sevgiyle anlatılmaz.Özellikle Alemdağ'da Var Bir Yılan öyküsünde İstanbul çirkin bir şehir olarak tanımlanır.Üçüncü döneminin öykülerinde yalnızlık odaktadır,bu döneminde karakterler hemen hemen aynıdır ve yazar imgelem kullanır.İmgelem bu kitabında Yalnızlığın Yarattığı İnsan öyküsünde yoğundur.Yazarın ilk dönemini yansıtan,belirgin biçimde ilk döneminde görülen insan sevgisi ikinci döneminde git gide azalır ve üçüncü döneminde yok olur.İkinci döneminin belirgin özelliklerinden olan devrik cümle kullanımı yer yer üçüncü döneminde devam eder ki kitabın adına baktığımızda bu çok aşikârdır. “Yazmazsam çıldıracaktım”diyen Sait Faik’in bu kitabında yer alan öyküler ölümü öncesi yayına hazırladığı son öykü kitabıdır,yenilikçidir, gerçeküstücü öğeleri barındırır.Kitapta yer alan bazı öykülerden bahsedeceğim. Çarşıya İnemem öyküsü yazarın mutsuzluğunu çoğaltan etrafın durumuna bir tepkidir;yasaklar !İnsanın yaşamla ilişkisini yansıttığı öykülerde insanın karşılaştığı durumlar,bu durumlara karşı hissettiği ve yaptıkları işlenir.Yazar bu kitabındaki öykülerde gerçeği çok boyutla anlatma biçimini dener.Okuduğum baskıda Fikret Ürgüp’ün kaleme aldığı Sait Faik Realitesi adlı bir son söz yazısı
Alemdağ'da Var Bir YılanSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 202013,4bin okunma
Tespih Ağacının Gölgesinde
8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2024 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2024 00:00
Kitap, Bülbülü Öldürmek kitabının devamı. Bülbülü Öldürmek'i 9 yaşındaki Scout'un gözünden olayları görüştük. Scout'un, Jem ve Dill ile olan maceraları bizi heyecanlandırmış hatta yüzümüzü gülümsetmişti. Bu kitapta ise o bizim 9 yaşındaki Scout büyüdü ve yirmili yaşlarda genç bir kadın oldu. New York'ta yaşayıp kendi ayakları üzerinde duruyor. Scout Maycomb'a babasının yanına dönmeye karar verir. Louise Maycomb'a gelmesiyle çoğu şeyi değişmiş olması onu hayal kırıklığına uğratacak ama tabi ki değişmeyenlerden birisi de halası Alexandra. Onun sınıf ayrımı konusunda fikri değişmemiş olup ayrıca Scout'un yaşama biçimine müdahaleleri karşısında Scout'un özgür yapısı onların sık sık tartışmalarına sebep olacak. Siyahiler, toplum üzerinde biraz daha yer edinse de sınıflar arası ayrım daha da artmıştır. Scout'un adalet, eşitlik, özgürlük ve ırkçılık kavramları üzerindeki düşünceleri değişmemiş olsa da babası Atticus'un değişimi hayal kırıklığına uğratmıştır. Bir zamanlar onun örnek aldığı onu büyüleyen babasının şimdiki düşünceleri midesini bulandırmaktadır. Bu iki düşünce farklılığı kitabın son kısımlarında Atticus ve Scout arasında geçen tartışma bizi inanılmaz derece de büyülüyor ve hayranlığımızı daha da arttırıyor. New york’tan Maycomb’a giden bir tren yolculuğuyla başlar. Jean Louise Finch bu yolculuğu her zaman uçakla yapardı, fakat bu kez, yani evine yaptığı yıllık ziyaretlerin beşincisinde, trenle gitmeye karar vermişti. Nedeni ise pilotun bir hortumun tam ortasından geçmekte bir sakınca görmemesi ve de babasının sabahın üçünde uyanmak zorunda kalmasıydı. Jean Louise’nin memleketi Maycomb’du; uzunluğu yüz, en geniş yeriyse elli kilometreye kadar uzanan bir seçim bölgesi;en büyüğü ilçe merkezi Maycomb olan minik yerleşimlerin üzerine serpildiği kırsal bir alandır. Yörenin
Edebiyat & Roman
Tespih Ağacının GölgesindeHarper Lee · Epsilon Yayınevi · 20206,6bin okunma
ABİ İKİ ÇAY, BİR DE ELLİ İKİ GETİRIVER SANA ZAHMET
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2021 14:16
22 kısa hikâyeden oluşan kitaba, "Mahalle Kahvesi"nden giriş yapıyoruz. Mahalle Kahvesi'nin en akılda kalıcı yanı Sait Faik'in gözlemciliğini zirveye çıkarmasıdır. Ayrıca Sait Faik bunu, kahvede en azından bir saat bile bulunmuş herkesin fark edeceği üzere oldukça gerçekçi şekilde aktarmıştır. Bu hikayeyi okurken benim aklıma, okuldan kaçıp veya haftasonu dersaneye diyerek gittiğimiz kahve geldi. Hatta haftaiçi bir gün kahvenin bahçesinde bizim okuldan olmayan bir masa vardı sadece. Neyse, o kahvenin müdavimi ön dişleri dökülmüş, geri kalanı da sigara içmekten sararmış, başının ortasındaki saçlar yine dökülmüş, yanakları içe göçük zayıf, kuru bir abi vardı. Lakabı Müdür'dü, ve kimse de adını bilmezdi. Hiç sıkılmadan yancılık yapar, masa üç kişiye düştüğü zaman ise hemen dördüncü olarak oyuna dahil olur. Müdür gibi varlığı kimsenin umrunda olmayan, yokluğu ise eksiklik hissettiren insanlar kesin bulunur her kahvede. Bu kitapta Sait Faik'in hikayelerinde bizim Müdür gibi insanlar, insanların her gün yadsıdığı veya üzerine hiç düşünmediği olaylar, yoksulluk, hüzün, yaşama sevincinin nasıl ve nerede bulunabileceği gibi konular işlenir. Birçok hikayenin başları okunduğu vakit Sait Faik hakkında karamsar bir insan yorumu yapılabilir; lakin hikayeleri nasıl sonlandırdığına bakılırsa bunun tam tersinin geçerli olduğunu fark edeceksiniz. Örneğin; "Hallaç" ve "İzmir'e" hikayeleri. Hallaç hikayesinde anlatıcı hüzünlü bir şekilde dolaşmaktadır. İnsanları gözlemler ve onlarda da hüzünden başka bir şey yoktur; ta ki üstü başı bakımsız yetmişlerinde bir dedeyi görene dek. Yastık yapma gibi işler yaptığı için üzerine bir hallaç kondurmuş, bundan dolayı hikayeye de bu isim verilmiş. Anlatıcı, hallaç babanın bu yaşına rağmen yürüyüşündeki dinçliği ve hayata bağlılığını görünce, sanki o
Edebiyat
Mahalle KahvesiSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20129,1bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2016 40. kitabı
Sait Faik beni kitabın içine soktu. Anlattığı kahramanlarda beni yaşattı resmen. O kadar bizden ki hikayeleri. Yaşama sevincimin kaybolmakla parlamak arasında git-gel yaptığı bir dönemde kendi karamsarlığımı, üzüntümü; kısaca hissettiklerimi bu hikayelerde bulmak öyle değişik bir duygu verdi ki bir solukta okudum kitabı. Yer yer gülümseten yer yer dumanlı hava sahası hissettiren bir kitap. Okumayanlar çok şey kaçırmış demektir :)
Mahalle KahvesiSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20129,1bin okunma