"Sana bir şey diyeceğim." Ses tonu biraz
çekingen çıkmıştı, aklındaki şeyi söylemek ve söylememek arasındaydı. Gözlerimi ona çevirip onu dinlediğimi belirttim. "Kısıtlama veya hesap sorma olarak algılama kesinlikle. Insanlar daralır, bunalır, uzaklaşmak ister ve uzaklaşırlar da." Konuyu nereye getireceğini bekliyordum. Biraz dolaylı yollardan girmişti söze. "Sadece, öylece gitme." Durdu, kelimelerini tarttı. "Yalnız kalmak istediğinde yalnız kalmanı sağlarım ama lütfen bir sonraki sefere haberim olsun 13.”
"Gitmeme izin verin anne, lütfen baba izin verin." "Senden başka giden var mı oğlum? Bizi ve kardeşlerini bırakıp gitme. Hep yanımızda ol."
"Anne bak, kardeşlerim okula gidemiyorlar, çoğu zaman aç yatıyorlar, hastalandıklarında tedavi olamıyorlar. Bir kardeşim yoksulluğun verdiği imkânsızlıklar içinde ölmedi mi? Sizin için, kardeşlerim için, akrabalarım için, köyümüz için, hatta yoksul ülkemiz için bir şeyler yapmalıyım. Lütfen anne, lütfen."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Herkes gidiyor," diye mırıldandı Biricik. "Herkes gidiyor, Cihan..." Başının yükünü tamamen bu omza yıktı. "Sen de gitme, lütfen, yalvarıyorum."
Dalga geçemedi Cihan. Hatta tek bir kelime dahi edemedi. Herkes git, derdi. Ailesi tarafından bile istenmeyen bir hayata kim kal, derdi ki? Peki, ya dendiğinde ne cevap verilirdi? Bilemedi.
Hayatı parmaklarınla hisset. Yaşamak adına savur bütün yeminlerini.
Her şeyin yeniden başladığını söyle sonra.
Aşkı savun.
Üstü başı kavga kokan çocuklardan söz et onlara.
Dışarıdalar ve senin de çıkmanı bekliyorlar.
Senden nefret ediyorlar sakın unutma.
Ve lütfen...
Lütfen onlarla gitme!
Sakın onlarla gitme.