Dünya tarihi, "asi"lerin "kahraman" olma misalleriyle doludur. Tarihin bir devresinde iktidarın hegemonyasına karşı gelenleri, diğer bir deyişle çağının erki tarafından "asi" olarak yaftalananları, -istisnalar bir tarafa- insanoğlu bugün büyük bir hayranlıkla anmaktadır. Otoriteye, zulme, adaletsizliğe baş eğmeyen bu adamlar, başlangıçta asi olsalar da, bugün birer kahramandırlar.
İbrahim Peygamber, Nemrut'a karşı gelip, putları kırdığında asiydi... Sokrates, Atinalı gençleri -güya- yoldan çıkardığı gerekçesiyle asiydi... Molla Mehmed Karayılan, Antep'te Fransızlara karşı çete harbi verdiğinde asiydi... Ömer Muhtar, vatan toprağını savunduğunda asiydi... İskilipli Atıf Hoca, "Frenk mukallitliği" dediği şapkayı giymediğinde asiydi... Galileo, dünya dönüyor dediğinde asiydi... Muhammed Ali, ABD için savaşmak istemediğini söyleyip, askere gitmek yerine, hapse girdiğinde asiydi...
Peki ya bugün?!.. Bir dönem; baldıran zehri içirilen, kurşuna dizilen, ateş yığınlarının üzerine çıkarılan, kellesi giyotine gönderilen, boynu yağlı ilmiklere geçirilenler, bugün birer kahramandırlar. Zira bugün, Sokratese baldıran zehri içirten hâkimlerin hiçbirinin ismini bilmeyiz, tarihten silinmişlerdir, fakat yüzlerce yıldır insanoğlu, Sokrates'in ismini bir kahraman olarak hürmetle anmaktadır.
"Dünya tarihi, asilerin kahraman olma misalleriyle doludur" demiştik. Dünya tarihi aynı zamanda, kahramanların hükümdar olma misalleriyle de doludur. Ve asilerin kahraman, kahramanla rın hükümdar olabildiği tarihin sayfalarında çok fazla rast geli. nebilecek bir durum olmasa da insanoğlu, hükümdarların bilge oluşuna da zaman zaman şahidlik etmiştir. Lakin belirttiğimiz gibi, bu üçüncüsünün sayısı oldukça azdır.
İşte bu yazı, bu üçüncü kategoriye giren bir kişiyle ilgili. "Genç Müslümanlar Örgütüne