Geçip gitmek gerek Hatta ufuklarin kıvrim noktalari dan bile uzağa Ve bazen bir harfin damarinda, çadır kurmak gerek Geçip gitmek Ve bazen, bir dalın ucundan dut yemek gerek Ben gazellerin kenarından geçiyordum. Mevsim bereket mevsimiydi. Ve ayaklarimın altında, Kum tanecikleri ayak şeklini alıyordu. Bir kadın bir şey işitti, Pencere kenanna geldi, mevsime baktı. Mevsim kendi başlangıcındaydı henüz. Hoyrat elleri, dakikaların şebnemini Yumuşakça, ölüm duygusunun teninden kopanyordu Ben durdum.
Lütfen söyler misin bana hangi yoldan gitmem gerek? "Bu nereye gitmek istediğine bağlı" dedi kedi. "Neresi olduğu umrumda değil" dedi Alice. "O zaman hangi yoldan gittiğin fark etmez" dedi kedi. "Yeter ki bir yere varayım" diye ekledi Alice kendini açıklamak amacıyla
Sayfa 72·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bedir söylediklerimden hoşnut kalmamış gibi kaşlarını çatarken derin bir nefes aldı. "Dünya kadar parası var." dedi. "Bir otele geçme teklifini yanındaki adam yapsa daha makul olurdu." Bedir'e laf çarpmak için nefes almadan bekleyen Felix Harold buna karşılık vermedi. Sözleşmemiz uzadığı için oldukça rahattı ve ikimizin evde kalmasından oldukça hoşnut olduğundan gitmesi hususunda bir teklifte bulunmuyordu. Bu adam yarı baygınken beni öpmek istediğini söylemişti. Tabii ki gitmek istemezdi. Felix kaygısız bir tavırla söze girerek, "Sözleşmemizi imzaladık," dedi. "Pat diye her yere gidemem. Kim olduğumu bilmiyorsan bir Google araması yeterli." "Tanımaya gerek görmüyorum." "O zaman sus ve işini yap," dediğinde ikisi de bir müddet bakıştı. Felix meydan okumasını başlatmıştı ama Bedir altında kalmazdı. Bir an sonra Bedir, "Yapacağım," diye yanıtladı. Meydan okumanın altında kalmayacağı aşikardı ama bunu kendi usulünde yapacaktı. Bu durum da beni açıkçası korkutuyordu. İki farklı dünya, iki farklı ruh, iki farklı insan...
1000k
“Doğruluk ne yana giderse oraya gitmek gerek, insanın iki ayağı çukurda da olsa yine böyle yapmalıdır!”
Sayfa 172·Kitabı okudu
“Yaşamın ve dünyanın kutsallığını algılamak için bir tanrıya gerek yoktur. Değerlerimiz olduğunu fark etmemiz için ve onları savunmak üzere gerekirse ölüme gitmek için dışsal teminatlara ihtiyacımız yoktur.”
Sayfa 197·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Bir Yazar Bir Kitap
BEN SÖZLERİ * Ben de bu dünyaya düşmüş biriyim. Kimi zaman şeytan dokunmuş düşünü hayra yoramayan Havva, kimi zaman af dileyerek kırk yıl gözyaşı döken Âdem gibiyim. 15 * Parmaklarımın ucunda yükselerek bir pencere aralığından, batan güneşi gördüğüm günden beri, gökyüzünün rengini, yeryüzünün derdini seçebilirim; ışıklı, bulutlu, denizliyim. 15 * Her ben dediğimde “Affola,” diyesim geliyor oysa. Ben desem bile bu bambaşka bir ben oluyor. Azaplardan azabennâr seçiyorum. Nâr üzeri dört elif, imlâları bozuyorum. 15 * Ben ki, hep özne oldum ömrümün cümlesinde, lâkin hiç eylem olamadım. 16 * “Hiç yara almam,” sanırken aldığı yaralardan tanınan biriyim ben. En şaşılacak yerde kurağa düşmesem adım çöl olmazdı. Kimi taş gemi oldum cam ırmakların üzerinde yüzmeye kalkıştım; kimi cam ırmak oldum taş gemilerin bağrımda yüzmesine alıştım. 16 * Bahtı da tahtı da müjdeleyen Hüma değildim. Turnaydım, gölgem vardı. Habbeyi kubbe eden, ha demeden hayran olan bir kalbin sahibiyim ben. 16 * Ukde düğüm. Benim hâlim düğüm düğüm. Kördüğüm. 17 * Gece geçtiğim yollara sabah olup da gündüz gözüyle baktığımda gördüm uçurumları. Cahilin cesareti. Şimdi sağa çektim bekliyorum. 17 * Hâlâ içimde dar günlerimin kırkıncı odası hâlâ yüreğimde çatlamayan sabır taşı. Hayret! Tufan kopmuş çoktan ama boğulan olmadı. Kocaman bir bulut geldi, üstümde durdu. Sesim geliyor, kendim görünmüyorum. 18 * Yalandır anlaşılmaz olduğum; kalbim açık, dersim açık, yazım açık. Ama kim bir hikâye kahramanına dönüştürüldüğünde kendisini zahmetsiz tanıyabilir? 18 * Bu gece çok ağlayacağım, bunu tarihler yazmayacak ama kâtipler yazacak. Tarihler yazmasın. Ben kendimin tanığıyım. Ama bana hangi lisanla sual edeceksiniz şimdi? 18 * Ben buraya bıçak sırtında yürüye yürüye, sehiv secdesinde bile yanıla yanıla, mahya
TİMAŞ