Gülseren Budayıcıoğlu (Kitap İncelemesi 5)
10/10
·384 syf.··
2024 49. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2024 23:45
(Spoiler içerir) Kitabın başlarında ben bu kitabı sinir hastası olmadan nası bitiricem acaba diye düşünürken kitap ilerledikçe merakım giderek arttı ve kitabı ağlayarak bitirdim. Sizi bilmem ama beni şu ana kadar çok az kitap ağlatabilmiştir. Kitap içerisinde çok güzel psikolojik tespitler var bununla birlikte bilimin tıbbın psikolojinin aciz kaldığı yerler de var ve bu kısımlar bilinçaltının oluşturduğu adalet mekanizması vs olarak açıklanmış, kader motifi vs denilmiş, sonra ordan konu bigbang’e evrim teorisine kaymış.. zorlamaya gerek yok dümdüz ilahi adalet işte. Hiçbirimiz sahipsiz değiliz Allah güzel bir şekilde bizi terbiye ederken koruyup gözetiyor da… Dünyaya dünya telaşına dalıp gitsek de hatırlasak da unutsak da gerçek bundan ibaret. Bir anne çocuğu için titrerken Allah’ın yarattığı cana ister insan ister hayvan ister bitki olsun fark etmez kılına dokunulduğunda ilahi adalet de bir güzel tozumuzu alıyor. İlahi gazaba uğruyoruz. O yüzden kırmadan dökmeden gitmek lazım bu hayattan. En çok da bunun güzel somut yaşanmış bir örneği olduğu için etkilendim kitaptan hepimize ders olsun, kitapta adı geçen geçmeyen bu yaşam öyküsünde yer alan ve şu anda öteki dünyaya intikal etmiş olan veya hala hayatına devam eden kişilerin de affına vesile olsun çünkü kırılmak kadar birilerini kırmak da çok ağır bir yüktür ve aslında insanın vicdanı hiç susmayacağı için ikincisi daha ağır bir yüktür tabi hala içinde insanlıktan eser kalmış olanlar için.. Kral Kaybederse
Kral KaybederseGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201521,9bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2023 56. kitabı
Yaşadığı dönemi çok iyi yansıtmasıyla, Türk kültürüne, destanlara, halk hikâyelerine ustaca yer vermesiyle tanıdığımız Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un kısacık ama her zamanki gibi etkileyici eserlerinden biriyle geldim. Cemile, her ne kadar roman olarak geçse de olayların çok fazla iç içe olmaması sebebiyle uzun hikâye de denilebilir. 1958’de yayımlanan bu eser Cengiz Aytmatov’un yazın dünyasında tanınmasını sağlamış. Bu yönüyle Aytmatov’un kalemini sevenler için önem arz ettiğini düşünüyorum. Öyle ki yazarın çağdaşı Louis Aragon Cemile’yi “Dünyanın en güzel aşk hikâyesi.” olarak yorumlamış. Kitaba da ismini veren Cemile karakteri güzel, akıllı ve en önemlisi de düşündüğünü yapan, etraftan korkusu olmayan biri olarak karşımıza çıkıyor. Evliliklerinden kısa bir süre sonra eşi Sadık savaş sebebiyle askere gitmek zorunda kalır. Cemile ise Sadık’ın annesi ve erkek kardeşiyle birlikte yaşamını sürdürür. Daha sonra olaylara Daniyar adlı bir genç de dahil olur. Bununla birlikte Cemile ile aralarında olmaması gereken bir aşk yaşanır. Biz olayları Sadık’ın erkek kardeşinin ağzından, yani kahraman bakış açısıyla öğreniyoruz. İşin tuhaf yanı bu erkek kardeş de Cemile’ye içten içe bir hayranlık duymaktadır. Fakat bu duygusuna ve abisinin eşi olmasına rağmen aralarındaki ilişkiyi destekler. Bu aşk gayet güzel işlenmişti yalnız askerde olan Sadık’a karşı yapılan ihanet hiç de hoşuma gitmedi. Onun dışında dilinden bahsetmeme gerek yok sanırım, Cengiz Aytmatov’un eserleri hiç yormaz insanı akar gider. Cemile’de rahatça bitirebileceğiniz kısacık bir kitaptı. Hee bu arada Daniyar ile Cemile’ye ne oldu, Sadık askerden döndü mü acaba? Hemmen okuyun
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,6bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2024 396. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2024 02:10
Bireyin ne olduğunu belirleyen ve onun davranışlarını oluşturan temeli, içinde yaşadığı toplumun siyasi ve ahlaki yapısı oluşturur. Buna katılıyorsanız başlayalım çünkü birey bağımsızdır, herkes ayrıdır gibi düşünceler işi, içinden çıkılamaz bir hale getiriyor sadece. Bu da bizlere zarar verir. Kitap yorumu ayrıca şahsi fikrime daha geçmedik. Kitabın temeli burada. Ahlak ve Siyaset ise birlikte değerlendirilecek bir kavram olarak anlatılıyor. Yani yapılan hiçbir şey sebepsiz değildir, hepsini bir sebebe bağlayabiliriz diyor yazar ve biraz da psikoloji alanına doğru geçiyoruz buralarda. Ayrıca ahlaken siz iyi değilseniz neden iyi yönetilesiniz, yönetenler kötü ise siz nasıl iyi olasınız diyor yazar ki burada ben işte tamamen haklı buldum yazarı. Tabi biraz daha o yönetim ile o yönetime katılanlar üzerinden düşününce yani küçük bir topluluk üzerinde bu daha mümkün ama büyük ve nüfusu yüksek olan toplumlarda bunu yapamazsınız. Mükemmel bir yönetim, zeka ve idarecilik anlayışı olan insanlar maalesef hak ettikleri yahut istedikleri işleri yapamıyorlar. Bu da yönetilenden ziyade yönetenin kendini geliştirmesi gereken kısımlardan. Toplumsal olarak yok olmak istemiyorsak bunlar gerekli ve bir yok oluşa doğru sürükleniyoruz . Ki bizim insanımız her şeyin en güzelini fazlasıyla hak ediyor. Ben bu düşüncedeyim. Kötü örneklere ne gerek var, iyiyi örnek almak varken? Platon eleştirisi de göze çarpan noktalardan. Bir iyi tek başına iyi değildir diyor. Burada da hak verdim kendisine çünkü kötülük olmazsa iyi olmaz. En basitinden sürekli kendisine kötü davranılmış, hor görülmüş birini düşünün. Gerek acıdığınız gerekse içinizden geldiği için olsun, o kişiye iyi davranışınız fark edilir. Çünkü kötülük vardı, yaşandı ve sizden iyilik görüldü. Evet, kıymetiniz bilinmez,
Aristoteles
Nikomakhos'a EtikAristoteles · Say Yayınları · 20141,465 okunma
Ne gerek vardı julien
8/10
·624 syf.·
2024 25. kitabı
Kitabımızın konusu; Genç kahraman Julien Sorel, toplumun saygınlığını almak ve yükselmek hırsıyla doludur. Napolyon döneminde yaşamayı düşler. Şüphesiz bu dönemde yaşasaydı hemen orduya girer, genç bir general olmak için elinden geleni yapardı. Ancak Restorasyon Çağı’nda yükselmek tam tersi bir yol kat etmeyi gerektirir. Julien bunu anlayacak zekaya sahiptir ve özgürlüğü tüm dünyaya taşıyacak bir general olmak yerine bir papaz okuluna gitmek zorunda kalır. Aklı Voltaire’le, Rousseau’yla gelişen Julien, kendisini İncil’i ezberlemeye adar. Bu dönemde Latince İncil’i ezberlemek en önemli meziyet ve yükselebilmesinin en kolay yoludur. Böylelikle soylu ailelerin arasına girmeyi, toplumun saygın zümresiyle tanışmayı başarır. Bu sayede Kırmızı ve Siyah’ta Restorasyon Dönemi’nin toplumsal bir panoramasını görürüz. Soylular sınıfsal ayrımlarının ortaya koyduğu şekli unsurlara ölesiye özen göstermektedirler. Bir gün yeniden patlamasından korktukları Devrim’e nefret saçarlar. Jakobenler’den tiksinirler ve onlardan geriye kalan her bir unsuru bir bir yok etmeye uğraşırlar. (gelenek.org/Eren Selanik) Sallanıyor, çırpınıyordum. Sonunda, ben de bir insandım... Ama fırtına alıp götüremiyordu beni. Sf.610 Kitabı okurken olaylarla o kadar bütünleşip hissettim ki tuhaf bi' ruh haline soktu beni baştan sona kitap. Hırsları, aşkları, soyluları o kadar yorucuydu ki bir ara bıkıp bırakmak istedim... Buna rağmen akıcı ve merak uyandırarak devam etti. Sağlam bir kitap, okurken kesinlikle sağlam bir kafa istiyor. Okuyan herkes eminim kendinden bir parça bulacaktır. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum ve şu alıntı ile bitiriyorum: Ölümün iki adım ötesinde, yüksek sesle kendimle konuşurken bile, ikiyüzlülük yapıyorum... Ey , on dokuzuncu yüzyıl ! Sf.610
Kırmızı ve SiyahStendhal · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202212,7bin okunma
7/10
·524 syf.·
2024 28. kitabı
Yorumum ; Neredeyse 4 ay sonraki aktifliğimi çoğu kişinin bildiği belki de okuduğu kitap ile açmak istedim. Yazardan okuduğum ilk kitap diyerek başlamak istiyorum. Beni bu kitabı okumaya iten şey ise müzesine gitmek istemem oldu. Müzesi'nin videosunu gördüğümde ise ayrıntılar dikkatimi çekti ve kitabı okuyup müzeye öyle gitmek istedim ki gittiğimde daha iyi anlayabileyim . Bana göre kitap iki bölümden oluşuyordu. Kemal'in nişan öncesi ve sonrasındaki sekiz sene ama o sekiz yıl bana bir ömür gibi geldi ve biraz sıktı beni. Olay aşktan ziyade bu sefer film çekimi ve oyuncu olmaya geldi ve bu kısmı uzatmaya ne gerek vardı? Bana sorarsanız çok uzatılmış bir hikaye. Her ayrıntısına çok değinilmiş ve bu yüzden sanki okudukça da kitap bitmiyor gibi geldi. Ana karakter Kemal bence tam bir sadakatsiz volkan yani ne onunla yapabiliyor ne onsuz. Aslında bu kitap beni düşünce olarak ortada bıraktı. Yani bana göre Kemal'in ki aşk değil takıntı. Ama gel gelelim sevdiğin kişinin eşyalarından müze oluşturmak da kulağa güzel geliyor. Ayriyetten kitap o dönemin (70-80 lı yıllar) toplumsal yaşantısına,sınıflarına, siyasisine, kadınlar hakkındaki düşüncelerine de ışık tutuyor. Kitabı sevmedim diyemem ama bayıldım da diyemem dediğim gibi ortada bırakan bir kitap oldu. Masumiyet Müzesi Orhan Pamuk
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2024 70. kitabı
Şatafatlı hayatlarıyla gündeme gelen ve magazin dergilerini süsleyen boy boy fotoğraflarıyla halkın ilgisini ve sevgisini kazanmış Holbeck ailesi, nesiller boyunca zenginliğin ve gücün satın alabileceği her şeye sahiptir. Geçmişi karanlık bir kız, bu aileye gelin gitmek üzere kapıdan içeri adımını atar fakat cehenneme açılan kapıya adım attığının farkında değildir. Bu kitabın kesinlikle bir filmi olmalı. Kitaptan uyarlanan filmleri izleyemeyi sevmiyorum fakat bu kitap bir başkaydı. Son sayfalardaki gerilimi hissetmemek mümkün değildi. Hatta bu yıl okuduğum en güzel psikolojik gerilimlerden biriydi. Kitap ilk satlığa çıktığında ne yalan söyleyeyim hiç ilgimi çekmemişti. Hatta romantik falan sanmıştım. Meğer nasıl bir hikaye barındırıyormuş. Hele ki finali. Son 100 sayfaya gelince finaline dair bazı şüphelerim vardı ama böyle bir son hiç beklemiyordum. Beni sarstı, tüm dengemi bozdu. Fazla uzatmaya gerek yok. Tavsiyemdir
Aile OyunuCatherine Steadman · Nemesis Kitap · 073 okunma