Bireyin ne olduğunu belirleyen ve onun davranışlarını oluşturan temeli, içinde yaşadığı toplumun siyasi ve ahlaki yapısı oluşturur. Buna katılıyorsanız başlayalım çünkü birey bağımsızdır, herkes ayrıdır gibi düşünceler işi, içinden çıkılamaz bir hale getiriyor sadece. Bu da bizlere zarar verir. Kitap yorumu ayrıca şahsi fikrime daha geçmedik. Kitabın temeli burada. Ahlak ve Siyaset ise birlikte değerlendirilecek bir kavram olarak anlatılıyor. Yani yapılan hiçbir şey sebepsiz değildir, hepsini bir sebebe bağlayabiliriz diyor yazar ve biraz da psikoloji alanına doğru geçiyoruz buralarda.
Ayrıca ahlaken siz iyi değilseniz neden iyi yönetilesiniz, yönetenler kötü ise siz nasıl iyi olasınız diyor yazar ki burada ben işte tamamen haklı buldum yazarı. Tabi biraz daha o yönetim ile o yönetime katılanlar üzerinden düşününce yani küçük bir topluluk üzerinde bu daha mümkün ama büyük ve nüfusu yüksek olan toplumlarda bunu yapamazsınız. Mükemmel bir yönetim, zeka ve idarecilik anlayışı olan insanlar maalesef hak ettikleri yahut istedikleri işleri yapamıyorlar. Bu da yönetilenden ziyade yönetenin kendini geliştirmesi gereken kısımlardan. Toplumsal olarak yok olmak istemiyorsak bunlar gerekli ve bir yok oluşa doğru sürükleniyoruz . Ki bizim insanımız her şeyin en güzelini fazlasıyla hak ediyor. Ben bu düşüncedeyim. Kötü örneklere ne gerek var, iyiyi örnek almak varken?
Platon eleştirisi de göze çarpan noktalardan. Bir iyi tek başına iyi değildir diyor. Burada da hak verdim kendisine çünkü kötülük olmazsa iyi olmaz. En basitinden sürekli kendisine kötü davranılmış, hor görülmüş birini düşünün. Gerek acıdığınız gerekse içinizden geldiği için olsun, o kişiye iyi davranışınız fark edilir. Çünkü kötülük vardı, yaşandı ve sizden iyilik görüldü. Evet, kıymetiniz bilinmez,