KİTABIN ÖZETİ
Yahudiler Göçebe İbrahim’in dedelerinden biri olan Ever’dir. Ever ismi; “göçebe”, “göçebe adam” ya da “takasçı” olarak çevrilebilir. Ever’in ismi daha sonraları “İbrani” anlamına gelen Ivri olacaktır (14). Yahudilerin Dini Döngüsel Değil (İrade Var) Tanrı’yla insanlığın yazgısını projeye çevirecek bir anlaşma yaparak özel biri haline gelir: Ahlaki masumiyeti geri kazanmak ve kıtlığı ortadan kaldırmak üzere yeryüzünde Tanrı’nın krallığını kurmak. İlk defa olarak bir kozmogoni döngüsel değildir; başladığı noktaya geri dönmeyi amaç edinmez. İlerlemeye bir anlam kazandırır; Tanrı’yla yapılan ahdi zamanın yelkovanı yapar; insana kaderini belirleme imkânı tanır, ki bu hür irade demektir (15). Zengin Olmak Tanrı Buyruğu Tanrı İbrahim'e zengin olması için emir veriyor. O da oluyor. Zengin olmak içinse her yol mubah çünkü tanrı emretti. Eşini kardeşi gibi tanıtıp onunla evlenmek isteyenlerden para bile istiyor. Cana Geleceğine Mala Gelsin İnsan kurban yerine hayvan kurban etme emri geliyor. Cana geleceğine mala gelsin. "Para her şeyden evvel şiddetten sakınma aracı haline geliyor (19)." Mısır Birkaç yüzyıl boyunca, yaklaşık İÖ 1200’e kadar İbraniler Mısır’da mutlu yaşamıştır. Hiksoslu prenslerin dostları (veya kuzenleri) sıfatıyla cemaatleri genişler ve güçlenir, millet içinde millet haline gelirler. Henüz ne kutsal bir kitaba –kutsal kitabı yazıya dökmek yasaktır– ne de kuralları konmuş ayinlere sahip oldukları halde, başkalarına örnek olmak ve Tanrı’nın birliğini kabul ettirmek üzere Seçilmiş Halk gibi davranırlar. Bazıları bir gün vaat edilmiş topraklara dönmeye hazırlanırken, diğerleri Mısırlı gibi yaşar. Hepsi meslek sahibidir: Esnaftan duvar ustasına, marangozdan çiftçiye veya ayin yöneticisine. Çoğu Mısır elitlerinin arasına kabul edilir, Mısır dilini öğrenir, Mısır
KİTABIN ÖZETİ
Yunanda tiyatro, Roma’da oyunlar var. Hayvanlarla dövüş, insanlar arası dövüş ve tiyatro oyunları var. • Seyirciler çoğu zaman kaybedenin canının bağışlanmasını talep ediyorlardı (6). %80 • Halk kendi gücünü deneyimliyor: Halkın gücü amfiteatrlarda sergileniyordu; halk burada yöneticilerle etkileşime girebiliyor, burada onların karalarını doğrudan etkileyebiliyor ve kaybeden gladyatörlerin yaşayıp yaşamayacağına karar vererek kendi gücünü deneyimliyordu (6). o Katılım gösteren seyirci sayısı oyunlara ağırlık kazandırıyordu, çünkü en büyük kalabalıklar siyasi etkinliklerde değil sirk, arena, tiyatro ve stadyumlarda toplanıyordu (11). o Roma Circus Maximus, seyirci tribünleri de dahil olmak üzere 600 metre uzunluğunda ve 140 metre genişliğindeydi ve minimum 150 bin kişilik kapasitesi vardı (13). • Gladyatör dövüşleri sadece Roma’da var (7). Populizm: Akdeniz’in fethinin Roma’ya para girişini bereketlendirmesi değil, aynı zamanda ve her şeyden çok Roma aristokrasisi içindeki rekabetti. Hırslı genç aristokratlar, halka açık gösteriler düzenleyerek kendilerini Roma halkına sevdirmeyi ve gelecek seçimler için oy kazanmayı amaçlıyorlardı (17). Dövüşçüler: 1. Savaş esirleri 2. Köleler 3. Hüküm giymiş suçlular 4. Gönüllüler (37). Gladyatörlerin cinsel çekiciliği sadece edebi bir klişeden ibaret değildi. Pompeii’deki duvar yazıtlarında gladyatörlerden kızların efendileri (42). Gladyatörlerin yaygın bir şekilde hor görülmesi vardır (42). İlginç: İmparatorluk döneminin başlarında, düzenli bir gladyatörlük kariyerini arzulamış ve sadece arenada ölüm riskini değil, aynı zamanda yukarıda bahsedilen sosyal yaptırımları da kabul etmiş bazı yüksek statülüler de olmuştur (44). Gladyatör arkadaşlığı: Birlikte yaşıyor, birlikte uyuyor, birlikte yemek yiyip birlikte idman yapıyorlardı;
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
KİTABIN ÖZETİ
Yahudiler Göçebe İbrahim’in dedelerinden biri olan Ever’dir. Ever ismi; “göçebe”, “göçebe adam” ya da “takasçı” olarak çevrilebilir. Ever’in ismi daha sonraları “İbrani” anlamına gelen Ivri olacaktır (14). Yahudilerin Dini Döngüsel Değil (İrade Var) Tanrı’yla insanlığın yazgısını projeye çevirecek bir anlaşma yaparak özel biri haline gelir: Ahlaki masumiyeti geri kazanmak ve kıtlığı ortadan kaldırmak üzere yeryüzünde Tanrı’nın krallığını kurmak. İlk defa olarak bir kozmogoni döngüsel değildir; başladığı noktaya geri dönmeyi amaç edinmez. İlerlemeye bir anlam kazandırır; Tanrı’yla yapılan ahdi zamanın yelkovanı yapar; insana kaderini belirleme imkânı tanır, ki bu hür irade demektir (15). Zengin Olmak Tanrı Buyruğu Tanrı İbrahim'e zengin olması için emir veriyor. O da oluyor. Zengin olmak içinse her yol mubah çünkü tanrı emretti. Eşini kardeşi gibi tanıtıp onunla evlenmek isteyenlerden para bile istiyor. Cana Geleceğine Mala Gelsin İnsan kurban yerine hayvan kurban etme emri geliyor. Cana geleceğine mala gelsin. "Para her şeyden evvel şiddetten sakınma aracı haline geliyor (19)." Mısır Birkaç yüzyıl boyunca, yaklaşık İÖ 1200’e kadar İbraniler Mısır’da mutlu yaşamıştır. Hiksoslu prenslerin dostları (veya kuzenleri) sıfatıyla cemaatleri genişler ve güçlenir, millet içinde millet haline gelirler. Henüz ne kutsal bir kitaba –kutsal kitabı yazıya dökmek yasaktır– ne de kuralları konmuş ayinlere sahip oldukları halde, başkalarına örnek olmak ve Tanrı’nın birliğini kabul ettirmek üzere Seçilmiş Halk gibi davranırlar. Bazıları bir gün vaat edilmiş topraklara dönmeye hazırlanırken, diğerleri Mısırlı gibi yaşar. Hepsi meslek sahibidir: Esnaftan duvar ustasına, marangozdan çiftçiye veya ayin yöneticisine. Çoğu Mısır elitlerinin arasına kabul edilir, Mısır dilini öğrenir, Mısır
M.Ö. 2. yüzyılın ortalarında çeşitli çiftlik ve yerleşim yerlerinde zaman zaman başgösteren küçük çaplı kalkışma hareketlerinin ardından M.Ö. 135 yılında Sicilya büyük bir isyan hareketine sahne oldu. Suriyeli bir kölenin liderliğindeki hareket, mükerrer Roma ordularının mağlup edilmesinin ardından güçlükle bastırılabildi. M.Ö. 104'te köle azadına dair yaygın söylentilerin ve bazı toplu azat olaylarının ardından büyük bir beklenti içine giren, fakat bu beklentileri gerçekleşmeyen köleler Sicilya'da bir kez daha ayaklanacaktı. Roma tarihinin son büyük köle hareketi olan Spartaküs isyanı, iç ihtilafların ve iktidar mücadelesinin bir iç savaş halinde ülkeyi kasıp kavurduğu bir dönemin hemen ardından M.Ö. 73–71 yıllarında yaşandı. M.Ö. 135 ve M.Ö. 104 yıllarındaki Sicilya isyanları ile Spartaküs (veya Gladyatör) Savaşı, Roma tarihinde sırasıyla I., II. ve III. Köle Savaşları olarak adlandırıldı. Her üç isyanda büyük kalabalıklar halinde köle savaşçılar ile düzenli ordular karşı karşıya geldi. Köleler mağlup edildi, kılıçtan geçirildi, sağ yakalananlar çarmıha gerildi, işkenceyle infaz edildi veya arenada can verinceye kadar vahşi hayvanlarla dövüşmeye zorlandı. M.Ö. 49'da iç savaş başlayınca Jül Sezar'ın aldığı tedbirlerde görüldüğü gibi, kargaşa ve istikrarsızlık dönemlerinde gladyatörlerin fırsattan istifadeyle isyan çıkarmaması için bir arada toplu olarak tutulmamasına ve bunun için ailelere dağıtılmasına özen gösterildi.
Sayfa 222·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Esasen ölüm korkusu her türlü idrakten bağımsızdır; çünkü hayvan, ölümü bilmese de ölüm korkusuna sahiptir. Doğan her şey dünyaya ölüm korkusunu da zaten beraberinde getirir. Ancak bu ölüm korkusu a priori olarak, hepimizin sahip olduğu yaşamı istemenin sadece arka yüzüdür. Bu nedenle, nasıl her hayvanın kendini sürdürme kaygısı doğuştansa, aynı şekilde yok olma korkusu da doğuştandır. Hayvanın kendini ve dahası yavrularını tehlikeli olabilecek her şeyden korumaya çalıştığı kaygı dolu dikkatte açıkça görülen -sadece acıdan kaçınmak değil- budur. Hayvan niçin kaçar, titrer ve saklanmaya çalışır? Çünkü bu saf yaşamı is temedir, fakat bu haliyle hayvan, ölüme mahkûmdur ve zaman kazanmak ister. Insan da tam olarak doga gereği böyledir. Kötü lüklerin en büyüğu, fenalıkların her yerde bizi tehdit edebilecek en beteri ölümdür; en büyük korku ölüm korkusudur. Bizi kary konulmaz şekilde en canlı sempatiye, başka birinin hayatının teh likede olması kadar hiçbir şey çekemez; hiçbir şey bir idamdan daha dehşet verici olamaz. Lakin burada ortaya çıkan, yaşama st-nırsız bağlılık, idrak ve tefekkürden kaynaklanıyor olamaz, daha ziyade bu bağlılık tefekkür için oldukça çılgınca görünür, zira yaşamın nesnel değeri çok düşük durmaktadır ve en azından var olmama durumuna tercih edilip edilmeyeceği şüphelidir, hatta eğer tecrübe ve tefekkür söz sahibi olursa, var olmama kesinlikle kazanmalıdır. Mezarların kapısı çalınıp ölmüş olanlara tekrar dirilmek isteyip istemedikleri sorulsa, başlarını hayır anlamında sallarlar. Platon'un Savunma'sında Sokrates de bu fikirdeydi; hatta o neşeli ve sevimli Voltaire bile "on aime la vie; mais le néant ne laisse pas d'avoir du bont demekten kendini alamaz ve yine "je ne sais pas ce que c'est que la vie éternelle, mais celleci est une mauvaise
Sayfa 657
Tarihin bilinen ilk haber toplama ve dağıtma gazetesi Roma Senatosu'nca İÖ 59'da çıkarılan Acta diurna'dır. Bu gazeteden 2.000 dolayında kopya çıkarılarak Roma İmparatorluğu'nun her tarafına dağıtılır ve halka açık yerlere asılırdı. Okuma bilenler gazetedeki yazıları yüksek sesle okuyarak okuma bilmeyenlere duyururdu. Bu gazetelerde siyasal ve toplumsal olaylar, gladyatör dövüşlerinin sonuçları gibi halkın ilgisini çeken konulara yer verilirdi.
Sayfa 90
Alıntı