8/10
·234 syf.··
2026 14. kitabı
hikâye kısaca yaşlanmış bir kralın krallığını üç kızı arasında paylaştırmaya karar vermesiyle başlıyor. Kral, kızlarının kendisini ne kadar sevdiklerini söylemelerini istiyor ama en dürüst olan kızı bunu abartılı şekilde söylemeyince onu cezalandırıyor ve krallığı diğer iki kızına veriyor; sonra da onların aslında çıkarcı olduğunu anlayınca her şey trajediye dönüşüyor. Kitabın önsözlerini ve bazı incelemeleri okurken öğrendiğim ilginç şeylerden biri, Shakespeare’in bu hikâyeyi tamamen sıfırdan uydurmadığı; Britanya efsanelerinde geçen Leir of Britain adlı bir kraldan esinlenmiş olabileceği. Bu hikâye Orta Çağ’da Geoffrey of Monmouth’un yazdığı Historia Regum Britanniae adlı eserde anlatılıyor. Ayrıca oyundaki Gloucester ve oğulları arasındaki ihanet hikâyesinin de Philip Sidney’in Arcadia adlı eserinden esinlenmiş olabileceği söyleniyor. Bazı yorumlara göre Shakespeare bu oyunda krallığın bölünmesinin ne kadar tehlikeli olabileceğini de gösteriyor ve bunun, o dönemde İngiltere’de hüküm süren James I of England zamanındaki siyasi tartışmalarla bağlantılı olabileceği düşünülüyor. Bu yüzden King Lear sadece bir aile dramı değil; güç, ihanet ve insan doğası üzerine yazılmış oldukça karanlık ve düşündürücü bir eser olarak görülüyor.
Kral LearWilliam Shakespeare · Remzi Kitabevi · 201510,4bin okunma
Herkese iyi okumalar dilerim:)
9/10
·190 syf.··
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2026 15:10
Bakın dürüst olacağım: Eğer "yaşlanınca kenara çekilir, bahçemle uğraşırım, çocuklarım da bana hürmet eder" gibi pembe hayalleriniz varsa, Kral Lear o hayalleri alır ve gözünün önünde paramparça eder. Shakespeare’in bu eseri bir tiyatro oyunundan ziyade, insanın ruhuna tutulmuş devasa, çatlak bir ayna gibi. İşte benim penceremden, bu devasa yıkım: Oyunun başında Lear, krallığını üç kızı arasında paylaştırmak için bir "sevgi yarışı" düzenliyor. Bu aslında tam bir narsisizm zirvesi. En çok süslü lafı eden, en büyük payı kapıyor. Goneril ve Regan: Siyasetçi gibi konuşup dünyaları vaat ediyorlar. Cordelia: "Hiç" diyor. "Sizi bir evladın babasını sevmesi gerektiği kadar seviyorum, ne eksik ne fazla." (Hikayeyi okurken Cordelia beni en çok yaralayan kişi oldu. En çok mutluluğu hak eden kendisiydi) Gerçek sevgi dilsizdir, dalkavukluk ise bülbül kesilir. Lear bu ayrımı yapamadığı için aslında kendi sonunu imzalıyor. Bu sahne bana şunu hatırlattı: Duymak istediğin yalanı, bilmen gereken gerçeğe tercih edersen, bedelini her şeyinle ödersin. Velhasıl Lear, gücünü kaybedip fırtınanın ortasında çırılçıplak kaldığında deliriyor. Ama işin garibi şu; adam tahtında otururken kördü, aklını yitirip o meşhur fırtınaya çıktığında ilk kez "görmeye" başladı. Shakespeare burada bizi çok rahatsız edici bir soruyla baş başa bırakıyor: Gerçeği görmek için illa her şeyimizi kaybetmemiz ve çıldırmamız mı gerekiyor? Lear’ın o fırtınadaki feryatları, aslında modern insanın "ben kimim?" krizinin asırlar önceki ilk yankısı. Yan karakterlerden bahsedecek olursak kralın yanında bir Soytarı var ki, adam oyunun vicdanı. Krala "Sen yaşlanmadan önce akıllanmalıydın" diye ayar verebilen tek kişi o. Bir de yan hikâyede gözleri oyulan Gloucester var. Onun şu sözü aslında her şeyi anlatıyor. "Yolum
Kral LearWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 200910,4bin okunma
Reklam
“Kör Bir Kralın Gözyaşları Üzerine”
10/10
·410 syf.··
Beğendi
·
2025 42. kitabı
Bazen insan, kendisini en çok alkışlayanların sesinde boğulur. Shakespeare’in Kral Lear’ı tam da bu sessiz boğulmanın hikayesidir . Bir babanın, bir kralın, bir insanın gururla başlayan düşüşü… Kendi ihtişamının altında ezilen bir adamın çöküşünü izleriz sayfa sayfa. Benim için bu eser, “insan olmanın ağırlığı” üzerine yazılmış en keskin metinlerden biri. Lear’ın krallığı üçe bölüp kızlarından sevgi dilenmesi, bana hep bir çeşit tanrısal sınav gibi gelir ama bu kez sınanan insan değil, baba rolündeki Tanrı’dır sanki. Cordelia’nın sessizliği, diğer kızlarının gösterişli sözlerinden çok daha gürültülüdür. Çünkü bazen sevgi, sözcüklere sığmayacak kadar asil, o kadar da yalnızdır. Eser boyunca körlük teması, fiziksel olmaktan çok ruhsaldır. Lear da, Gloucester da “göremeyen” adamlardır ama kaderin ironisine bak, asıl gözlerini kaybeden Gloucester sonunda gerçeği “görür”. Shakespeare burada, görmenin gözle değil, kalple olduğunu öyle ustalıkla anlatır ki, insan neredeyse kör olmanın bir tür arınma olduğuna inanır. Fırtına sahnesi ise benim için edebiyattaki en kudretli çöküş anlarından biridir. Lear, taçsız kalmış, doğa karşısında çıplak bir adam olarak nihayet “insan” olur. Gücün, tahtın, unvanın hiçbir anlamı kalmadığında geriye kalan tek şey çıplak ruhudur. İşte o anda Lear, gerçekten görmeye başlar. Eserdeki her karakterin kendi felaketiyle bir hesabı vardır Edmund’un hırsı, Goneril ile Regan’ın zehri, Cordelia’nın sessiz asaleti… Hepsi insan doğasının birer parçası gibi. Shakespeare, ahlak dersleri vermez o sadece insanı gösterir, en çıplak haliyle . Sonunda Lear, kucağında ölü kızını tutarken artık kral değildir sadece bir babadır. Ve bu belki de tüm tragedyanın en insani anıdır. Çünkü gerçek krallar tahtta değil, pişmanlığın tam ortasında doğar.
Edebiyat
Kral LearWilliam Shakespeare · Alfa Yayınları · 201910,4bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2025 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2025 19:19
Tanıtım bülteninden; Shakespeare oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, Kral Lear'de yozlaşan dünyanın çaresi olmayan çöküşünü ele alır. Bu oyunun kurgusu, karakterleri, felsefeli konuşmaları, evrenselliği ve zaman aşımına uğramayacak insani boyutuyla ortaya çıkan görünüm, Shakespeare'in hiçbir tragedyasında görülmeyen ölçülere ulaşır. Bu tragedyanın yapısına iyice kaynaşmış olan grotesk özellikler, tragedya-komedya ikilemi, Kral Lear'in kendine özgü niteliklerinin başında yer alır. Ülkesini ölmeden önce üç kızı arasında paylaştırmak isteyen bir Kral ama bunu yaparken sevgi sözcüklerine kanan bir baba. Aslında kitapta iki hikaye var. Biri Kral Lear ve kızları diğeri Gloucester Kontu ve oğulları. Bu iki hikaye hem kendi içinde hem de birbiriyle bağlantılı olarak çok etkileyici bir şekilde işlenmiş. Bu kitabı kesinlikle sizlere de tavsiye ediyorum ve keyifli okumalar diliyorum.
Kral LearWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,4bin okunma
Biçimsiz Herif
9/10
·175 syf.··
2025 51. kitabı
3.Richard, İngiltere’deki Güller Savaşı'nın sonlarına doğru geçer ve hırslı, kambur Gloucester Dükü Richard’ın iktidara ulaşma yolunda işlediği kanlı entrikaları anlatır. Richard, ağabeyi IV. Edward kral olduktan sonra bile taht hırsıyla yanıp tutuşur. Bakalım Richard istediğini alabilecek mi?
III. RichardWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20131,477 okunma
Kendi Soyundan Evlen
8/10
·152 syf.··
2025 50. kitabı
“Kral VI. Henry Bölüm 2” (Henry VI, Part 2), İngiltere’de giderek artan siyasal karmaşayı ve iç savaşın eşiğine gelen bir krallığı anlatır. Genç ve zayıf bir kral olan VI. Henry, Fransız prensesi Margaret ile evlenmiş, ancak bu evlilik halk arasında hoşnutsuzluk yaratmıştır. Ülke içinde iktidar mücadeleleri kızışır; Gloucester düşer, kurnaz ve hırslı York Dükü, taht üzerindeki hak iddiasını güçlendirir. Suffolk’un sürgünü ve ölümü, ardından Cade İsyanı ile halkın ayaklanması krallığın otoritesini sarsar. Bakalım tüm bunlara rağmen İngiltere ayakta kalabilecek mi?
Kral VI. Henry - IIWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2015348 okunma
Reklam
Reklam