Sonbahar kocayemişleri, beyaz esmer bulutları, yakmayan güneşi, durgun maviliği, bol yeşiliyle kuşlarla beraber olunca insana sulh, şiir, şair, edebiyat, resim, musiki, mesut insanlarla dolu anlaşmış, sevişmiş, açsız, hırssız bir dünya düşündürüyor. Her memlekette kıra çıkan her insan, kuş sesleriyle böyle düşünecektir.
Küçük Prens ertesi gün yine geldi. Tilki ona, “Aynı saatte gelsen daha iyi olurdu,” dedi. “Örneğin, öğleden sonra saat dörtte gelecek olursan ben saat üçten sonra mutlu olmaya başlarım. Vakit ilerledikçe kendimi daha mutlu hissederim. Saat dört olunca heyecanlanmaya ve huzursuz olmaya başlarım. Ne kadar mutlu olduğumu sana gösterebilmeliyim. Ancak herhangi bir saatte gelirsen yüreğimi hangi saatte hazırlayacağımı bilemem. Bazı şeyler için merasim gerek.”
Büyüklere “Pencerelerinde sardunyalar, damında güvercinler olan, pembe tuğladan örülmüş güzel bir ev gördüm…” derseniz sizin nasıl bir evden bahsettiğinizi kafalarında canlandıramazlar. Fakat onlara “Yüz bin frank değerinde bir ev gördüm.” derseniz o zaman “Ne güzel evmiş!” diye haykırırlar.