“Sevdiğin tek bir şey bile yok.” dedi
“Evet var. Evet var” dedim.
“Peki, söyle o zaman.”
“Allie’yi seviyorum,” dedim. “Ve şu an ne yapıyorsam, onu seviyorum. Seninle oturmayı, konuşmayı, bu zımbırtıları düşünmeyi, ve ...”
“Allie öldü. Bunu hep söylüyorsun! Birisi ölmüşse filan, cennete gitmişse, artık ...” “Öldü, biliyorum! Bilmediğimi mi sanıyorsun? Ama onu yine de seve bilirim, değil mi ? Bir insan öldü diye onu sevmekten vazgeçmek zorunda mısın, Tanrı aşkına; özellikle hayatta olanlardan bin kez daha iyi kalpli bir insansa...”