6/10
·184 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 00:32
Değerli tarihçi, düşünür, eleştirmen, bilim insanı ve İtalyan Edebiyatı'nın güçlü ve zorlu yazarı Umberto Eco'yu, vefatının 11. yılında, bugün saygıyla anabiliriz. Çünkü kendisi ilk 10 yılda anma günlerinin yapılmamasını vasiyet etmişti. Dünyanın ilk 100 entelektüeli arasında yer alan, takma adı Dedalus olan Eco, yalnızca tarih, sanat ve kültür değil çocuk kitapları da yazmıştır. Hepimizin çok iyi bildiği, benim de en sevdiğim romanı olan Gülün Adı bilindiği gibi ilk romanıdır. Roman Aristoteles el yazmalarını korumak uğruna, bir manastırda işlenen cinayetleri ele alırken; toplumsal aydınlanma ve din adamlarının bu aydınlanmaya etkisine dikkat çeker. Bizans ve 4. Haçlı Seferlerini konu aldığı Baudolino romanı için İstanbul'a geldiğindeyse Orhan Pamuk'la bir söyleşi yapmıştır. Ben bugün Eco'nun okuduğum son kitabı olduğu için belki de çok bilmediğimiz bir derlemesine yer vereceğim. Il Verri Edebiyat Dergisi için yazdığı elestirilerden oluşan Yanlış Okumalar. Zaten kalemi zorlu, dili keskin olan Eco bu kitapta biraz daha anlaşılması zor bir hal alıyor. Çünkü kitabı anlamak için; 1. Klasik Edebiyat ve İtalyan Edebiyatı çok iyi bilinmeli. 2. İtalya'nın popüler ve geleneksel kültürünü yaşamak ya da o boyutta benimsemek gerekli. Hatta 60'lı yıllara da hakim olunmalı. Elestirilen bazı kitaplardan Dante'nin İlahi Komedyası, Kafka'nın Davası, Nabokov'un Lolitası, Cervantes'in Don Kişot'u gibi eserleri okuduysanız bu bölümlerden bir şeyler yakalayabilirsiniz. Ayrıca kutsal kitabı da elden geçirmiş olmanız da fayda var. Ya da Antonioni, Jean-Luc Godard, Ermanno Olmi filmlerini izlediyseniz buradaki hicivler belki bir şey ifade eder. Yeni kültürel keşifler yapmaya da katkı sağladığını kabul ettiğim Yanlış Okumalar, genel olarak okunması zor ve bölüm bölüm
1000Kitap
Yanlış OkumalarUmberto Eco · Can Yayınları · 2020486 okunma
10/10
·960 syf.··
2026 13. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 19:11
Gizli zincir olarak yapılmış bir destan. İçinde tonlarca, binlerce hayal edemeyeceğiniz kadar siyah-beyaz estetik, kara film, neo-noir düzinelerce inşa edilmiş nimet. nevi şahsına münhasır olarak hazırlanan bu yapı, o döneme gitmeye bize teşekkül olarak intiba sağlıyor. Murnau'dan, Fritz Lang'dan, John Ford'dan, yeni dalga zamanları Godard'a, Traffurd'a kadar çeşit çeşit milim milim inşa edilmiş bir lejyondur. Ben takdir ettim Kolektifi, sahiden ne güzel nimet bu mükafatlandırmak için tasarlanmış sanki. Başucu.
1000Kitap
Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 FilmKolektif · Caretta · 200633 okunma
Reklam
10/10
·190 syf.·
2025 88. kitabı
Kitapların sunduğu en büyük güzelliklerden birisi de okuyucuyu alıp bambaşka zamanlara , bambaşka odalara , bambaşka sohbetlere dahil edebilmesi ve kendi hayatlarımızda asla deneyimleyemeyeceğimiz psikolojilere bizi yaklaştırabilmesi. Bu kitap da buna gerçekten güzel bir örnek. Fazla aşina olunmayan bir ortamda geçen bir hikaye olması , kitaba ayrı bir tansiyon vermiş. Dünyaya geldiği koşullardan dolayı çok erken yaşta gözleri açılan Momo'nun büyüme basamaklarını alışılagelenden farklı olarak tırmanmasını , değer yargılarını da buna göre şekillendirmesini konu alıyor. İnsanın hangi koşullar altında olursa olsun sevgiye ve değer ilişkisine olan ihtiyacını Madam Rosa üzerinden başarıyla anlatan yazar , finaliyle de yalnızlık duygusunu sonuna kadar hissettirip okuyucuyu bir kenara bırakıyor. Godard sinemasından çıkmışlık hissi veren bu eser , the 400 blows filmini de anımsattı. Son zamanlarda okuduğum en etkileyici kitaptı. Okunmalı.
Onca Yoksulluk VarkenRomain Gary (Emile Ajar) · Sel Yayıncılık · 20225,8bin okunma
Morgue Sokağı Cinayetleri
9/10
·142 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2025 13:08
Edgar Allan Poe, 19 Ocak 1809’da Boston’da doğmuştur. Gizem ve korku dolu eserleriyle tanınan Amerikalı kısa öykü yazarı, aynı zamanda bir şair, eleştirmen ve editördür. Morgue Sokağı Cinayetleri (1841) isimli öyküsü modern edebiyatın ilklerindendir. Poe, dedektif hikâyeleri ve korku öykülerinde çok başarılıdır. Hatta polisiye kurgu türünün yaratıcısı sayılabilir. Bilim kurgu türünün ortaya çıkışında da önemli katkıları olmuştur. Boston’da hayata gözlerini açan Poe, oyuncu anne babanın ikinci çocuğudur. Trajik hayatı, babasının 1810 yılında evi terk etmesiyle başlamış, bir yıl sonra annesinin ölümüyle devam etmiştir. Evlatlık olarak büyüyen Poe, gençlik yıllarını bu ailenin yanında geçirmiştir. Parasızlık nedeniyle gittiği Virginia Üniversitesi’nden ayrılmıştır. Kumar borçları ve içki düşkünlüğü yüzünden ailesiyle sürekli sorunlar yaşamış ve sonunda evden ayrılmıştır. 1835 yılında, 27 yaşındayken 13 yaşındaki kuzeni Virginia Clemm ile evlenmiştir. 1847 yılında genç yaşta veremden eşini kaybetmesi, Poe’yu derinden sarsmıştır. Eşinin ölümünden sonra o muhteşem “Kuzgun” şiirini yazmıştır. 1849’da hayata veda eden Poe, sadece 40 yaşındaydı. Ölüm nedeni hiçbir zaman tam olarak anlaşılamamıştır. Hastalık, madde bağımlılığı hatta intihar gibi birçok olasılıktan söz edilir. Poe, zekâsı ve analitik düşüncesiyle hem edebiyat dünyasında hem de dedektif kurgu türünde öncü olmuştur. --- Morgue Sokağı Cinayetleri Polisiye hikâyemizin ilki Morgue Sokağı Cinayetleri’dir. Bir anne ile kızının kendi evlerinde korkunç bir şekilde öldürülmesini konu alır. Cesetlerden, cinayeti işleyen canlının çok vahşi olduğu tahmin edilir. Kızın cesedi bacanın içinde bulunur. Bir insanın bunu yapma olasılığı çok zordur. Cinayetin işlendiği saatlerde sokaktan geçenler, evden tuhaf sesler
İnceleme
Morgue Sokağı CinayetiEdgar Allan Poe · Notos Kitap · 201919,3bin okunma
Puan vermedi·313 syf.·
2025 654. kitabı
"Fransa ve Fransız kültürüyle kurduğu tutkulu ilişkiyi kurmaca yapıtlarından çok iyi bildiğimiz Julian Barnes, Bir Çift Söz başlıklı deneme kitabıyla bizleri bu kez kapsamlı bir kültür turuna çıkarıyor. Fransız edebiyatından, İngiliz ve Fransız yeme-içme kültürlerinin karşılaştırmalı bir değerlendirmesine; 1901 ve 2000 Tour de France yarışlarının son derece ayrıntılı ve soluk kesici hikâyesinden, Truffaut-Godard çekişmesinin estetik ve ideolojik arka planına; yazarın ilk gençlik yıllarında ailesiyle birlikte yaptığı Fransa yolculuğu anılarından, Brötanya’daki bir yıllık ilginç İngilizce okutmanlığı yaşantısına; Cobb’ın “taşra” eksenli ve muhalif kültür tarihçiliğinden, Edith Wharton’ın Henry James’le birlikte çıktığı kültür gezilerine; "tarihçiliği.Edebiyat söylenegeldiği gibi bir yolculuksa, mesafe tanımaksızın çok sayıda konu ve yazar arasında mekik dokuyan Barnes’ın Bir Çift Söz’ü bu metaforu fazlasıyla haklı çıkaran,ü her satırında bizde keyifli bir yolculuk yapıyormuşuz duygusunu uyandıran, bilgiyle yüklü, çok boyutlu ve derinlikli bir kitap.Barnes’ın Fransa’nın etrafında, telaş içinde sevgilisinin etrafında dolanan arzulu bir âşık gibi çırpınması size biraz gülünç gelebilir. Ama bu bağlılık son derece dokunaklı. Ve bugüne dek okuduğum en iyi denemelerden biri çıkmış ortaya. Bir Çift Söz
Deneme, İnceleme, Edebiyat
Bir Çift SözJulian Barnes · Ayrıntı Yayınları · 20047 okunma
Sandman Üzerinden Sanat ve Toplum Eleştirisi
Puan vermedi·168 syf.··
2025 4. kitabı
Üçüncü ciltteki ilk hikaye üzerine biraz konuşmak istedim ama çizgi romanın fantastik evreninden sıyrılıp gerçekçi bir tavır sergiledim. Spoiler! İlk hikayedeki Kalliope; Fry’ın sanatının ana kaynağı olmasına rağmen pasifize edilmiş şekilde bir köşede duruyor, üstelik onun cinsel hazlarını karşılamak da onun görevi. Benzer bir durumun avrupa sanat sinemasında da olduğunu söyleyebiliriz; özellikle Godard filmlerinde kadın karakterlerin nesne gibi durmaları ama senaryonun duygusal ekseninin onlar etrafında dönmesi buna bir örnek. Godard’ın veya öbür yönetmenlerin amacı toplumdaki cinsiyet rollerini eleştirmek mi yoksa başka bir amaç mı taşıyorlar tartışılır (Sonuçta Godard’ın Anna Karina ile olan ilişikisi malumumuz). Erasmus Fry hatta Kalliope’nin bir sonraki “sahibi” ilham perisi Kalliope’nin asıl amacı bu olmamasına rağmen karşılarında güçsüz, itaat etmekten başka çaresi olmayan bir kadın olunca tecavüz etmekten çekinmiyorlar. Bu durum insanın fırsat bulduğunda merhametini tamamen yitirip kendi hazzına odaklanmasını gözler önüne seriyor. Yasaların kadında kusur bulup müdahale etmemesi ve hikaye sonunda bir erkek tarafından kurtarılması çok ayrı bir konu ama neyse ona girmeyelim. İkinci hikayedeki, yeterli sayıda kişi inanırsa iktidarın veya düzenin değişeceği felsefesi bana biraz gerçekdışı geldi
Sandman 3Neil Gaiman · İthaki Yayınları · 2019792 okunma
Reklam
Reklam