Her insan tamamlanmış, oluşturulmuş, mükemmel dünyayı kendine özel, uygun bir dünya yaratabileceği bir temel olarak algılar. Maharetli insanlar onu hiç şüphesiz alır ve olduğu kadar onunla baş etmeye çalışırlar. Diğerleri ise onu çekiştirip dururlar ve bazıları da varlığından dahi şüphe ederler.
Bu temel gerçeği, her zerresinde hisseden, kimseyle kavga etmez ve bir diğerinin varlığını, kendisininkinin bir başka fenomeni olarak düşünür. Çünkü biz, her gün birinin rahatlıkla düşünebildiğini, diğerinin düşünemediğini görüyoruz, hem de iyi ve kötü şeylerle ilgili değil, bizim için tamamen anlamsız konularda.
Hayatın her dönemine bir felsefe tekabül eder. Çocuk gerçekçidir, çünkü armutların ve elmaların varlığından öylesine emindir ki. İçinde ihtiras fırtınaları kopan genç, kendisinin farkına varmalı ve kendini yoklamalıdır: o idealiste dönüşür. Yetişkin bir adam ise şüpheci olmak için elzem tüm gerekçelere sahiptir. Hedef için seçmiş olduğu aracın doğru olup olmadığı konusunda şüphe etmekte haklıdır ki, sonradan yanlış bir seçim yüzünden pişman olmasın. İhtiyar ise daima mistisizme yönelecektir. Birçok şeyin tesadüfe bağlıymış gibi göründüğünü görür: akılsız olan gerçekleşir, akıllı olan hedefe ulaşmaz, şans ve şanssızlık beklenmedik bir biçimde eşitlenir. Bu böyledir ve böyleydi. İleri yaştaki daima orada olan, geçmişte var olmuş olan ve gelecekte olacak olanla avunur.