"Bu arada," diye devam etti Goethe, "Tiedge'nin Urania'sı yüzünden başına az iş gelmedi; çünkü bir ara Urania'dan başka şarkı söylenmiyor, başka şiir okunmuyordu. Nereye gidersen git, her yerde karşına Urania çıkıyordu; her sohbetin konusu Urania ve ölümsüzlüktü. Gelecekteki yaşama inanma mutluluğundan yoksun olmak istemem, Lorenzino de' Medici gibi başka yaşamdan ümidini kesenlerin, bu yaşamlarında da zaten ölmüş olduklarını düşünürüm; sıradan yorumlara ve düşünceyi rahatsız eden spekülasyonlara konu olmak için böylesi kavranamaz şeyler insana çok yabancı. Ayrıca sonraki yaşama inananlar, içten içe mutludurlar, ama bundan gurur duymak için bir nedenleri de yoktur doğrusu. Tiedge'nin Urania'sı nedeniyle, soylular kadar dindarların da aristokrat olduklarını söylemiştim. Tiedge gibi, ölümsüzlüğe inandıkları için gururlu aptal kadınlara rastladım, bazılarının bu konu hakkında beni kibirle sorguya çekmesine de katlanmak zorunda kaldım. Tabii ben de şöyle konuşarak onların canını sıktım: Bu yaşamdan sonra bir başka yaşam bizi mutlu edecekse, bu hoşuma gider doğrusu; ama ben, şimdi burada bulunan ve buna inananlarla o tarafta karşılaşmayı kesinlikle istemem. Yoksa bu benim için gerçek bir felaket olur! Dindarlar etrafımı sarıp şöyle diyebilirler: Biz haklı çıkmadık mı? Biz size zaten söylememiş miydik? İşte bakın, dediğimiz gerçekleşmedi mi? Yani öbür tarafta da can sıkıntısının sonu gelmezdi."
"Ölümsüzlük düşüncesi ile meşgul olmak," diye devam etti Goethe, "soylu sınıfın, özellikle de işi gücü olmayan kadınların işi. Bu tarafta doğru düzgün biri olmayı düşünen ve bu uğurda her gün çaba gösteren, mücadele eden ve üreten çalışkan bir insan ise sonraki hayat konusuyla ilgilenmez, bu dünyada çalışıp faydalı olur. Ayrıca ölümsüzlük düşüncesi daha çok talihin yüzüne gülmediği