VLADIMIR: Seninle geçinmek çok zor Gogo.
ESTRAGON: Ayrılsak daha iyi olur.
VLADIMIR: Hep böyle dersin ve her seferinde de kuyruğunu kıstırıp geri dönersin.
Tolstoy'un, Dostoyevski'nin, Gogoľ'ün dehası rahatsızlığın, uyumsuzluğun dehasıdır; yazarların kendi eserlerinde amaçladıkları idealle yaşadıkları iç çatışmada vücut bulmuş bir deha. Dostoyevski Tanrı'ya inanmazdı ama inanmayı isterdi. İnanacak bir şey yoktu. Ancak inanç üzerine yazmaktan geri durmadı.
VLADIMIR:(sessizlik). Burada yapacak işimiz kalmadı.
ESTRAGON:Başka yerde de.
VLADIMIR: Aman Gogo, öyle deme. Yarın her şey daha iyi olacak.
ESTRAGON: Nereden biliyorsun?
VLADIMIR: Ufaklığın dediğini duymadın mı?
ESTRAGON:Hayır.
VLADIMIR: Godot'nun yarın kesinlikle geleceğini söyledi. Buna ne dersin?
ESTRAGON: Öyleyse bize düşen, burada beklemeye devam etmek.
VLADIMIR : Aman Gogo, öyle deme. Yarın her şey daha iyi olacak.
ESTRAGON : Nereden biliyorsun?
VLADIMIR : Ufaklığın dediğini duymadın mı?
ESTRAGON : Hayır.
VLADIMIR : Godot'nun yarın kesinlikle geleceğini söyledi.
"Gogoľ'u severim, çünkü açıkça,
kötülükle ve ölçüyle çarpıtır. Dostoyevski'yi severim, çünkü tutarlılıkla, öfkeyle ve öiçüsüzce çarpıtır. Balzac'ı severim, çünkü kâhindir.
Kafka'yı severim, çünkü gerçekçidir."
Kaluli diline Bosavi denir, adını ölü bir yanardağın göçük ko nisi anlamına gelen dağdan alır, bu dili bazı kuşlar konuşur.
Kara göğüslü ağaç kırlangıcı ebabil kuşuna "bas-bas bas-bas", kayınbirader, diye seslenir, yiyecekleri paylaşma zamanı geldi demektir. Kara boyunlu çalı bülbülü si yo-gogo-ba yo siyo-gogo bayo der, "Ben burada kalıyorum." Ötücü çalıkuşu kalu- yabe kalu- yabe diye öter, "birileri geliyor." Hep dişi olan kahve rengi sarıasma kuşunun ağzı bozuktur ve yakınından geçen erkeklere hakaret etmekten geri kalmaz: ku-halide ku-halide, "amma da sert penis." Geniş kuyruklu gece kuşu nu-dey-u nu-dey-u, "nine yakacak odun getir" diye öter. Rahipkuşu duvu nevu diye seslenir, "anne! baba!" çünkü bazı çocuklar düşman tarafından öldürülmüştür, rahipkuşu da onların söz lerini ezberlemiştir.
Kaluliler iki dünyada yaşarlar: insanların gözle görünür dünyası ile Bosavi Dağı' nın yamaçlarında yaban domuzu ya da tepeli devekuşu olarak yaşadıkları yansımalarının dünyası.
Bir insan ölünce yansıması da kaybolur ve görünür dünyada bir kuşa dönüşür. Kuşlar birbirlerini insan olarak görür, ötüş leri de birbiriyle konuşan insanların konuşmasıdır. Hayatın akışı bebekten kuşa doğru ilerler.
İnsanların şarkıları kuş şarkılarıdır, bir şarkının sözlerine "kuş sesi sözcükleri" denir. Onlar "ters dönmüş sözcükler" dir, anlaşılabilir ancak konuşma dilinde hiçbir şeye benzemeyen sözcükler, altında, diğer tarafta bir anlamı olan sözcükler.
Bütün eğretilemeler kuşlar, ağaçlar ve sular hakkındadır. Şar kılar birinci tekil şahıstadır; şarkıyı söyleyen kişi bir aile üye sinin ölümünün ardından tek başına kalmıştır ya da evinden uzaklara seyahat etmektedir. Hepsi bir yolculuğu betimler, her yer adı hasret dolu çağrışımları canlandırır, zira bir ağaç evdir, bir bahçe yiyecektir, bir kuş