Yaşar Kemal'in "Hüyükteki Nar Ağacı" bir değişik geldiydi bana okurken : biçemi, dili, havada kalan sonu... Meğer basıldığı 1982 yılından çok önceleri, 1951'de yazılmış bu roman ("ince memed"in ilk olarak 1953 yılında Cumhuriyet gazetesinde gün gün yayımlanmaya başladığı düşünülürse, "Hüyükteki Nar Ağacı" yazarın ilk romanı gibi durur). Yitirmiş onu yazar, annesinin sandığından çıkmış da öyle basılmış yıllar sonra.
Bu kısa romanın bir yerinde toprak ağasının teki, kavaklı köyde iş arayan ırgatları aşağılar. ırgatların yanındaki çocuk da çok bozulur bu işe, huyu suyu değişir bu yüzden. Irgatlar şöyle konuşurlar aralarında:
"onun halini hiç beğenmiyorum Hösük. O kavaklı köyden sonra..."
"hiçbir şey anlamadım," dedi Hösük.
"anlarsın sonra," diye çıkıştı Aşık Ali.
Romanın sonuna doğru çocuk, Hösük'ün babasından kalma fildişi saplı, işlemeli çerkes hançerini alarak kaçar gider, imi timi bellisiz olur. O çocuğun adı Memet'tir, Keklikoğlu'nun çobanı. Sonradan adı "İnce Memed" olacak çocuktur o. Gerisi efsanedir artık...