Uzun İhsan Efendi, bir daha roman yayınlamayacağını söyledi zamanında. İçine sinen bir şey olsa zamanında yayınlatırdı diye düşündüğüm bu kitabı okumayı uzun süre erteledim. Okumayanlar için sözüm; kitap şöyleymiş, böyleymiş demeden okuyacağız. Yıllar önce bizi bırakıp giden, bir daha hiç göremeyeceğimizi düşündüğümüz sevgilimiz, pat diye kalkmış gelmiş, şehre dönmüş de kısa bir kavuşma yaşamış gibi olacağız. Yol yorgunu, biraz da kafası karışık olabilir, koyun kafanızı dizine, anlatsın işte.
Öncelikle şunu söylemek gerekir ki; İhsan Oktay Anar sıradan bir adam değildir. Onun tek bir romanını bile detaylıca tahlil edebilmek için iyi bir doktora öğrencisi olmak gerekir. kullandığı dilden keyif alabilmek için ise geniş bir kelime kelime dağarcığına sahip olmak elzemdir. Tiamat'ı hakkıyla okuyabilmek için az biraz askeri terminoloji, teoloji ve tarih bilgisine sahip olmak gerektiğini düşünüyorum. Tabii bu durum detaylı bir okuma yapacak olan kişiler için böyle. Yoksa pekala yüzeysel bir okumayla kitabı bir zombi kitabı zannetmek de mümkün.
Bu kitap, yazarın diğer eserlerini sevenler için kesinlikle kaçırılmaması gereken bir başyapıt. Ancak, mitolojiye ve felsefi alt metinlere ilgi duymayan okurlar için ağır gelebilir. Eğer karmaşık anlatı yapılarını seviyorsanız, Tiamat sizi büyüleyecektir. Okurken not almanızı ve mitolojik referansları araştırmanızı öneririm. Bu şekilde kitabın katmanlarını daha iyi çözebilirsiniz.
Sonuç olarak, Tiamat sadece bir roman değil; edebiyatın gücünü hatırlatan, zihninize kazınacak bir deneyim. Yazarın hayal gücüne ve kelimelerle dansına bir kez daha hayran kaldım!