Gökhan

Gökhan
İnce Memed olacak çocuk
8/10
·93 syf.··
2025 6. kitabı
Yaşar Kemal'in "Hüyükteki Nar Ağacı" bir değişik geldiydi bana okurken : biçemi, dili, havada kalan sonu... Meğer basıldığı 1982 yılından çok önceleri, 1951'de yazılmış bu roman ("ince memed"in ilk olarak 1953 yılında Cumhuriyet gazetesinde gün gün yayımlanmaya başladığı düşünülürse, "Hüyükteki Nar Ağacı" yazarın ilk romanı gibi durur). Yitirmiş onu yazar, annesinin sandığından çıkmış da öyle basılmış yıllar sonra. Bu kısa romanın bir yerinde toprak ağasının teki, kavaklı köyde iş arayan ırgatları aşağılar. ırgatların yanındaki çocuk da çok bozulur bu işe, huyu suyu değişir bu yüzden. Irgatlar şöyle konuşurlar aralarında: "onun halini hiç beğenmiyorum Hösük. O kavaklı köyden sonra..." "hiçbir şey anlamadım," dedi Hösük. "anlarsın sonra," diye çıkıştı Aşık Ali. Romanın sonuna doğru çocuk, Hösük'ün babasından kalma fildişi saplı, işlemeli çerkes hançerini alarak kaçar gider, imi timi bellisiz olur. O çocuğun adı Memet'tir, Keklikoğlu'nun çobanı. Sonradan adı "İnce Memed" olacak çocuktur o. Gerisi efsanedir artık...
Hüyükteki Nar AğacıYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20186,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sağolasın Uzun İhsan Efendi.
10/10
·160 syf.··
2025 2. kitabı
Uzun İhsan Efendi, bir daha roman yayınlamayacağını söyledi zamanında. İçine sinen bir şey olsa zamanında yayınlatırdı diye düşündüğüm bu kitabı okumayı uzun süre erteledim. Okumayanlar için sözüm; kitap şöyleymiş, böyleymiş demeden okuyacağız. Yıllar önce bizi bırakıp giden, bir daha hiç göremeyeceğimizi düşündüğümüz sevgilimiz, pat diye kalkmış gelmiş, şehre dönmüş de kısa bir kavuşma yaşamış gibi olacağız. Yol yorgunu, biraz da kafası karışık olabilir, koyun kafanızı dizine, anlatsın işte. Öncelikle şunu söylemek gerekir ki; İhsan Oktay Anar sıradan bir adam değildir. Onun tek bir romanını bile detaylıca tahlil edebilmek için iyi bir doktora öğrencisi olmak gerekir. kullandığı dilden keyif alabilmek için ise geniş bir kelime kelime dağarcığına sahip olmak elzemdir. Tiamat'ı hakkıyla okuyabilmek için az biraz askeri terminoloji, teoloji ve tarih bilgisine sahip olmak gerektiğini düşünüyorum. Tabii bu durum detaylı bir okuma yapacak olan kişiler için böyle. Yoksa pekala yüzeysel bir okumayla kitabı bir zombi kitabı zannetmek de mümkün. Bu kitap, yazarın diğer eserlerini sevenler için kesinlikle kaçırılmaması gereken bir başyapıt. Ancak, mitolojiye ve felsefi alt metinlere ilgi duymayan okurlar için ağır gelebilir. Eğer karmaşık anlatı yapılarını seviyorsanız, Tiamat sizi büyüleyecektir. Okurken not almanızı ve mitolojik referansları araştırmanızı öneririm. Bu şekilde kitabın katmanlarını daha iyi çözebilirsiniz. Sonuç olarak, Tiamat sadece bir roman değil; edebiyatın gücünü hatırlatan, zihninize kazınacak bir deneyim. Yazarın hayal gücüne ve kelimelerle dansına bir kez daha hayran kaldım!
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2024 1. kitabı
İhsan Oktay Anar pazar listesi bile yazsa okuyacağım için, okuduğum kitap. İhsan Oktay Anar'ın edebiyatçısından, akademisyenine, siyasetçisine, yurdumun ortalama insanına sana laflar hazırladım dedikten sonra bu lafları söyleyebileceği basit bir roman kurgulamış ve başından sonuna hikayenin her yerinde bu lafları bir bir sıralamıştır. Roman olarak sıkıcı olabilir, edebiyat düşkünü biri herhalde teknik açıdan da romanı kötü bulur, çünkü hikaye hep bu lafları sıralayabileceği yerlere varmak amacıyla kurgulanmıştır. Okumayı düşünenler kesinlikle okusunlar, çünkü kitapta güzel tespitler vardır. İhsan abi bu tespitleri ilk yapan insan olmasa da, güzel şekilde anlatmıştır. Kitaptaki eğlenceli şey, ilk sayfada anlatmaya başlanan İdris Amil hazretlerinin başta okuyucuya çok büyük bir şahsiyet gibi gelmesidir. Keza, iki adım sonra aslında bunun dümdüz bir insanın kendisini dünyanın merkezi gibi görmesiyle dalga geçilmesi olduğunu anlarsınız. Yazar kitap boyunca bu mal evladına hazret diye ettikçe hep gülümsedim. Kendini bi b.k sanan Mualla'nın Efgan Bakara yerine gidip 'Muhtar Lüpen' e varması hatunların efendi adam yerine p.ç tercihi ne ne de güzel bir göndermedir. Malum şahıs İdris Amil mi değil mi? Ne fark eder? İlla ki biri ya da başbakan mı olması lazım anlatılan tipin. Bütün ülke bunlarla dolu sonuçta, bir kişi değil ki anlatılan. Zaten sen de varsın ben de varım bu kitapta, ama herkes Efgan Bakara sanıyor kendini... Üstat en büyük eleştiriyi bizim çakma edebiyatçılara yollamış haliyle. Ben şahsen sürekli "ama Puslu Kıtalar Atlası roman değil ki!" diye kafa ütüleyen edebiyatçı/edebiyatçı özentilerinden bıkmış durumdayım. Bu yüzden İhsan Oktay Anar'ın bu elemanlara atarlanmasına hak verebiliyorum. Bir diğer yandan, her ne kadar okumaktan zevk alsam da, sanki İhsan
Galiz Kahramanİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınevi · 20144,076 okunma
Puan vermedi·108 syf.··
2022 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2022 21:09
Kitabı, Yapı Kredi yayınlarından kitap bakınırken kitaplar üzerine yaptığımız söyleşi sonrasında mağaza görevlisi arkadaşın yoğun ısrarı sebebiyle almıştım. Mutlaka okumalısınız, toplumsal, felsefik ve edebi eleştiriler bulacağınız bir yapıt diye vurgulayınca okuma listeme aldım ve sanırım az sayfaları olmasından olsa gerek sırasını hep arkaya attım. Uzun öykü mü, yoksa kısa roman mı bir türlü nasıl tanımlayacağımı bilemiyorum ama içerik sayfa sayılarından kesinlikle büyük. Norveç’te bir lisede edebiyat öğretmenliği yapan Elias Rukla’nın beklenmedik bir öfke anını yaşamasıyla başlayan hayat hikayesinin derinlerine girişimiz, kısa ama yoğun bir anlatımla devam ediyor. Hayatın sorumluluğunu taşıyan onurlu öğretmenimizin mahcubiyetini iç yolculuğuyla birlikte deneyimliyoruz. Toplumsal gerçekçiliğin bölgesel modeli bir kitap. Bütün bir hayatın ve toplumsal yapının sorgulanması üzerine derin bir yazım. Felsefenin bireyin psikolojisi ve toplum gerçekliği ile ilişkisi, Edebiyatın birey üzerindeki etkisi, sosyal yapının birey ile ilişkisi üzerine bir sürü tahlil çıkarabiliriz. En önemlisi bazı kitapları okurken, içselleştirdiğin karakterin omuzuna dokunup bir teselli etme ihtiyacı hissedersin bu kitap hakkında söyleyeceğim en öncelikli şey; “bak içine atıyorsun. Bu hiç iyi bir şey değil, içine atma..." En büyük ihtiyacının birileriyle gerçek bir iletişim, güzel bir sohbetten başka bir şey olmamasına rağmen bunu başaramayan Elias Rukla'nın sıkışmışlığı ve aslında arzusu haricinde yaşadığı bir hayatın içindeki çaresizliğini yazarın noktalama işaretleriyle dolu uzun cümlelerle anlatması yaşanan psikolojik duraksamaları gösteren en büyük başarıdır. Güzel bir edebi yapıt, derin okumalarla çok güzel detaylar yakalanabilir. İyi okumalar dilerim.
Mahcubiyet ve HaysiyetDag Solstad · Yapı Kredi Yayınları · 20253,469 okunma
Sende mi Brütüs?
Puan vermedi·240 syf.··
2022 3. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2022 19:16
İhsan Oktay Anar; düşle yoğurulan hikayelerin ustası. İlginç maceralar peşinde koşan sıra dışı karakterler, felsefe ceketi ile yine İstanbul’da, bu kez parodi ile karşımızda. Kitap üç bölümden oluşuyor: Baba, Oğul ve Hayalet. İlk bakışta bir teslis inancına gönderme sanılsa da okuyunca bunun öyle olmadığını anlıyoruz. İlk bölüm “Baba” nın girişinde Abdülhamid olduğunu anlaşılan padişah hazretlerinin sarayında geçen uykuyla uyanıklık arasında bir düş sahnesi var. Aslının yedi yüz ellide biri ölçüsündeki Dersaadet maketi ile yazarın büyülü gerçeklik dünyasına hoş bir kapı ile giriyoruz. Bu büyülü dünyada İstanbul’da cereyan eden tuhaf vukuatlar ve mübarek zat-ı şeyhlerin cinayeti vakıası olmaktadır. Sonrasında yıllar evvele dönülerek Paşaoğlu denilen batılılaşmacı bir karakter ile tanışıyoruz. Paşaoğlu bir gün girdiği iddiayı kaybedince Sorbon tahsilli ilmini Hak yoluna adamaya hükmedilir. Buradan ise yine “vaktiyle…” denilerek yazarın her kitabında alter ego olarak hizmet eden, okuruna tanıdık gelecek bir karaktere “İhsan Sait”e geçilir. İhsan Sait “baba”dır. İhsan Sait servet peşinde koşarken bir süre sonra Paşaoğlu’nun yerine geçince anlarız ki bu kitap onun hikayesidir. Bir süre sonra oğlu olduğunu iddia eden Ali İhsan ve isimsiz mektuplar hikayemizi bilinmeze sürükleyip esas hikâyenin ortasına atar. Alman mühendislerin ve Japon teknolojisinin yardımıyla inşa etmeye çalıştığı tayyareden sonra “Oğul” bölümünde Ali İhsan’ın Sarıkamış’ta donarak şehit olduğuna tanık oluyoruz. Son bölümde 1934 yılında hayalet olarak karşımıza çıkan İhsan Sait bize yedi uyarlar ile kitabını yazdırıp nihayete erdi. Kitabı cinayet romanı gibi başlatıp, bilimkurgu romanı gibi devam ettirip, tarih eleştirisi yapan bir parodi şeklinde bizlere yansıtıyor yazarımız. Yine ustaca kullanılan dil
Edebiyat
Yedinci Günİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20164,602 okunma