Kartaca, klasikler ile yakın ilişkiler kurmuş çoğu araştırmacıda her zaman için müthiş bir hayranlık duygusu uyandırmıştır. Çünkü kendisi adeta bir güç, bir "kişilikler" imparatorluğuydu. Kartaca'nın bize bırakmış olduğu miras, tarih, kültür kasıtlı olarak silinmiş, ondan geriye hiçbir iz kalmayacak şekilde yerle bir edilmiş ve onu hem yok edip hem de yerini alan Roma'nın siyasallaştırılmış kurgularıyla değiştirilmiştir. Kartaca'nın gölgesi şimdilerde bile antik dünyanın üzerine geniş bir şekilde düşmektedir. Ancak, az önce de belirttiğim üzere, o artık yalnızca karanlık, söylentilerle örtülü bir gölge. Gerçek varlığı, gerçek karakteri bizim için bilinmezliğini korumakta.
Her şeye rağmen bildiğimiz bazı şeyler de yok değil elbette. Bilinene göre Kartaca, kendi başına bir güç haline gelen Fenikelilerin bir kolonisi, denizci Hanno, general Hannibal ve çoğunlukla büyük Barselona soyundan gelen diğer bazı önde gelen figürlerden oluşmaktaydı. Yine de bilgimiz her zaman için Roma gözüyle yapılmış incelemelerden ibaret. Öyle ki, büyük Roma kültürel destanı (Virgil'in Aeneid'i), Kartaca'yı, Roma'nın doğuşunu engellemeye niyetli olan öfkeli, terk edilmiş Dido figüründe kişileştirmiş. Sonuç olarak, savaş çığırtkanı Cato'nun da sık sık tekrarladığı, "Carthago delenda est!", (TR: Kartaca yok edilmeli!) satırı harfiyen uygulanmıştır.
Flaubert, psikolojik Realizm tarafından kabul görmüş şaheseri Madame Bovary'nin devamı niteliği taşıyan bu kitabı için hazırlanırken aylarca araştırma yapmış, kendini antik tarihe gömmüş, kayıp imparatorluğu geri kazanmaya çalışmış, hatta yine bu impratorluğun eski konumunu ziyaret bile etmiştir. Sıkı çalışmasının meyvelerine kitabın satır aralarında ve hoş ayrıntılarında rastlayabilirsiniz. (Çoğunlukla Ovid ve Milton'ın şiirselliğini