ayseakkan

ayseakkan
Okul öncesi öğretmeni /
. Oysaki kime dostluk etmek gerek Fesleğenim, kimi yar edinip, bir yanımızı emanet etmek gerek? Kimlere yarandık, yaranmak için neler yaptık. Peki, yaradana yaranmak için ne yaptık? Parmağın kesilse sarmayacak insanlara kendimizi sevdirmek için yaptıklarımızı, O'nun için yaptık mı? Onun bizi sevmesi için bir şey yaptık mı? Bir Cuma vakti cemaat tek tük camiye girmekte. Meşhur İmam Abdürrezzak Hoca kürsüde. Girenlerin arasında Hızır (a.s) da var. Hz. Hızır cemaatten biri gibi gidiyor, bir köşede oturuyor. Kürsüde imam sohbete başlıyor, çok feyizli bir sohbet oluyor. Hızır (a.s)'ın yanına kırklarında bir adam gelip oturuyor. Cami yavaş yavaş dolmakta. Adam, bir müddet sonra uyuklar bir vaziyette sallanıyor, ha uyudu ha uyuyacak. Hızır (a.s) adamı dürtükleyip: "Bu sohbet kaçmaz, uyuyacaksın," der. Adam: "Uyumam, beni rahat bırak," diye cevap verir. Hızır (a.s) ses etmez; ancak sohbet de çok feyizlidir. Adam ha uyudu, ha uyuyacak bir durumdayken, Hz. Hızır bir daha dürtükleyerek: "Uyuyacaksın, dedim!" Hikmet Anıl Öztekin Adam: "Ben de sana uyumam, beni rahat bırak, dedim!" der ve ekler: "Biz feyzimizi Abdürrezzak' tan değil, Rezzak olan Allah'tan alıyoruz. Rahat bırak beni. Yoksa senin Hızır olduğunu söylersem, bu cemaatten yakanı zor kurtarırsın." Hızır (a.s) şaşırır, susar ve gözlerini kapar, boynunu büker, Allah' a yönelerek: "Ya Rabbi! Bu nasıl iştir, bendeki listede bu zatın ismi yok!" Cenab-ı Hak lisan-ı münasiple cevap verir: "Ya Hızır! Sana verdiğim liste beni sevenlerin listesidir. Bir de bende bir liste var ki, o da benim sevdiklerimin listesidir ... " Seviyorum dediklerimiz arasında kaçıncı sıraya koyduk O'nu?
Reklam
Biz birçok şeyi seviyoruz. Onlara vakit harcıyoruz. Ama Allah'ı sevmiyoruz Fesleğen. Sevsek böyle olmazdı. Sevsek, sevmiyor ,gibi davranmazdık. Dayanamaz, yüreğimiz elvermez, onun istediği gibi biri olmaya çalışırdık. Neyle uğraşıyoruz Fesleğen? Ne için uğraşıyoruz? Ne ile vakit harcıyoruz? Neyin peşinden koşuyoruz? Nereye gidiyoruz? Ne zıman varacağız? Ne için çalışıyoruz Fesleğen? Bu soruya ne cevap vereceğiz? · Ne için varsak, onun için çalışıyoruz!' diye net bir cevabın hayatımızın ram ortasında koca bir çınar ağacı gibi büyümesi duaısıyla. Hak'tan geldik, Hakk'a gideceğiz ... -ne kadar doğru, ne kadar gereksiz bomboş şeylere vakit harcıyoruz ve birisini sevdiğimizde yaptığımız hiçbir şey yük gelmiyor isteyerek yapıyoruz, en sevdiğimiz çağırsa bir fırsat bulur(oluşturur) gideriz. koşarak gideriz en sevdiğimiz çünkü. En sevdiğimiz Rabbimiz. Biz her şeye eyvallah çektik.
Allah'ı sevmek
Sevsek böyle mi olurdu Fesleğen? Sevsek, onun için yaptıklarımız yük, külfet olur muydu? Emirleri eziyet olur muydu? Tembel olur muyduk böylesine? Allah'ı sevsek korkmak yerine bağlanmaz mıydık! Talip olmaz mıydık, hüzne de sevince de? O'nu sevmek ... Allah'ı sevmek
Çarşıların Gerçek Sahibi
Gözlerinden hüznünü satır sam okuyabiliyorum sevgili Fesleğen ... Seni üzdüler mi, sana haksızlık mı ettiler, güneşine mi gölge oldular? Kötü söz mü söylediler? Kalbini mi kırdılar? Suyunu mu kestiler? Toz duman mı oldun? Ciğerin mi yandı? Hıyanet mi erciler sana? Merak etme Hak hesabını sessizce sorar. Sabret. .. Behlül Dana bir gün Harun Reşid'den bir vazife istedi. Harun Reşid de ona çarşı pazar ağalığını (denetimini) verdi. Behlül hemen işe koyuldu. İlk olarak bir fırına gitti. Birkaç ekmek tarttı, hepsi normal gramajından noksan geldi. Dönüp fırıncı ya sordu: "Hayatından memnun musun, geçinebiliyor musun, çoluk çocuğunla ağzının tadı var mı?" Adam her soruya olumsuz cevap verdi. Memnun olduğu bir şey yok mu. Behlül bir şey demeden ayrıldı ve bir başka fırına geçti. Orada da birkaç ekmek tarttı ve gördü ki bütün ekmekler gramajından fazla geliyor, eksik gelmiyor. Aynı soruları bu fırının sahibine de sordu ve her soruya olumlu cevap aldı. Bundan sonra başka bir yere uğramadan doğru Harun Reşid' in huzuruna çıktı ve yeni bir vazife istedi. Harun Reşid, "Behlül daha yeni vazife verdik sana, ne çabuk bıktın?" dedi. Behlül açıkladı: "Efendimiz, çarşı pazarın ağası varmış. Benden önce ekmekleri tartmış, vicdanları tartmış, buna göre herkes hesabını ödemiş, bana ihtiyaç kalmamış." İşte böyledir onun düzeni. Kimsenin haksız yediği yanına kalmaz. Haklılar da mükafatsız kalmaz. Her şeyin sahibi bellidir. Hesap gününe bile bırakmaz bazı hesapları. Sabret Fesleğenim, ne kadar çalsalar da tartından, sabret ... Sabret ki; Yarınlar değil sadece, akıbetimiz güzel olsun ... Bu dünya onlara kalsın, ahretimiz bizim olsun ...
Dua
Ne kadar da farkında değiliz olan bitenlerin. İçimizin. Böyle bir dünyada, dua etmediğimiz tefekkür etmediğimiz her gün biraz daha kirleniyor, bulanıklaşıyor içim izdeki sular
Reklam