ayseakkan

ayseakkan
Okul öncesi öğretmeni /
Öğretmen
Lisans
28 Ağustos 1998
32 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Malumatfuruş: bilgiçlik taslayan kimse
Bu yüzden malumatfuruş, dağınık bilgiyi dinleyiciye boca eder ve kendisinin anlaşılmadığını iddia eder. Oysa bi- len anlatır. Alim bilgisini kullanır. Kullanamadığın şey senin değildir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

ayseakkan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·590 syf.·
33 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2025 21:41
·
2025 10. kitabı
İskender Pala
9.6/10 · 13,5bin okunma

ayseakkan

, bir kitap okudu
10/10
·160 syf.·
2025 9. kitabı
Şermin Yaşar
8.6/10 · 4.128 okunma
Kız çocuklarını toprağa gömmek”
"Belki de yarın Kusay Amca'ya gidip yaşamak istediğimi ona söylemeliyim. Acaba beni dinler mi? Sahi annem bugün bana neden 'Meleğim ' dedi? Babam beni kumlara gömdüğünde kendisini çok sevdiğimi yine de biliyor olur mu acaba?"
Sayfa 38·Kitabı okudu
"İçinizdeki putlar" dedi Kusay kardeşlerine, "İçinizdeki putları kırmadan sizi Kâbe'deki putlara asla yaklaştıracak değilim! Kâbe'nin içindeki üç yüz altmış tanrıya and içerim ki sizler atalarımızın yapmadığını yapmak istiyorsunuz ! . ." Kâbe'nin efendisiydi Kusay. Kız çocuğunun sesine karışan sesti. Goncamın kokusunu taşıyan neslin ulu atalarından ... Kâbe'nin çevresinde evler yapmak isteyen kardeşlerine söylemişti bu sözleri. İki sene evvel kendisi, "Darunnedve" adını verdiği bir ev yaptırmış ve o güne kadar hep çadırlarda yaşayan Kureyş kabileleri kendilerinin de ev yapmaları gerektiğini düşünmeye başlamışlardı. Kâbe civarında bir ev demek, tanrılara yakınlık ve itibar demekti çünkü. Uzun yolculuklara başlarken veya dönüşte; çadırlarının kapısındaki putları okşayarak tapınmak onlara yetmiyordu artık. Dışarıdan gelen hacıların da el sürecekleri putlara sahip olmanın itibarını istiyorlardı. Kâbe'nin efendilerinden biri olmak az kâr sayılmazdı. Bu sabah Kusay'ın kardeşi Teym, amcası Zühre ve diğer bir amcasının oğlu Mahzum kavgayı bu yüzden büyütmüşler, dört oğlundan Abdumenaf ise adaletle onları ayırmaya çalışırken birdenbire kılıçlar çekilivermişti. Gök gürlemeye tam o anda başladı. Tutunduğum çadır ipleri sallandı, rüzgar uğuldadı. Bir anda semanın boşaldığını ve Mekke'nin beş tepesinden beş kol halinde sellerin Kusay ve kardeşlerinin üzerine dehşetle akınaya başladığını gördüm. Kâbe'nin saçağındaki kovuklardan birine zor sığınabildim. Şimdi sessizce olup bitenleri izleyecek ve "Her zamanki kavgalardan biri işte!" diyecektim. Ama hayır, bu sefer yağmur kavganın ötesinde bir önemi haiz di. Kâbe'nin taş temelleri sularla doluyordu çünkü. Gördüklerim hayra alarnet sayılmazdı. Ne zaman böyle seller olsa, benim güle neşideler okuduğum seher saatlerinde Mekkeli