Sevdiklerine sarılıp küçük kızını kucağına
aldığında o minik bedeni, o yumuşak elleri avuçlarında
hissettiğinde bir kez daha anladı ki insan İnsanın
zehrini alır. Ama onu zehirleyenler de insandı; başka insanlardı,
soğuk, uzak, acımasız insanlar. O zaman belki
de doğru olan şuydu: Seven insanlar birbirinin zehrini alır, birbirine şifa olur, birbirini kurtarır. Böylesi daha
gerçek, daha insaniydi. Sartre’ın, "Başkaları cehennemdir,”
sözüyle de çelişmiyordu bu; çünkü yaşamınız boyunca
size değenlerin bazıları cehennemi yaşatır -ayazda titretir, demir parmaklıkların ardında çürütür- bazılarıysa cenneti sunar; sıcacık bir kucakla sarar, masum
bir gülüşle hayata döndürür
Anonimleştirme, belki de tüm dünyada geçerli tek
yönetim şekliydi; seni kendi kimliğinden soyup kalabalığa,
o kalabalığın içinde bir yüzsüzlüğe mahkûm ediyordu.
Oysa o tekti. Diğer insanlardan daha iyi, daha kötü,
daha çirkin, daha güzel, başarılı ya da başarısız her şey
olabilirdi; ama ne olursa olsun farklıydı, benzersizdi.
Düşünceleri, duygulan yalnızca kendisine aitti, kimse
alamazdı, çahnamazdı, ruhu onundu. İşte tam da bunu
onun elinden çekip almaya çalışıyorlardı. Onun varoluşunu
çalmak istiyorlardı, benliğini yok etmek.
Kitabı çok beğendim. yediğimiz ürünlerin büyük çoğunluğunda buğday olduğunu biliyoruz fakat hiç bu kadar tehlikeli olabileceğini düşünmemiştim. Her sabah tükettiğim ekmeğin ya da yulafın, sağlıklı atıştırmalıklar olarak satın aldığım birçok paketli ürünün ben de nasıl bir etki oluşturduğunu bu kitap sayesinde fark ettim diyebilirim, şunu da eklemek istiyorum, son zamanlarda aslında buğday içeren ürünler tükettiğimde yaşadığım duygu/durum değişikliğinin kan şekerimi yükseltip yorgun düşürdüğünün biraz da olsa farkındaydım. Bu durum da biraz beni bu kitabı okumaya itti diyebilirim, Kitap rafları arasında gezerken bu kitaba rastlamak benim için doğru beslenme yolunu bulmamı kolaylaştırdı, Buğdaysız beslenmeyi hayatıma adapte etmek biraz zorlasa da gerçekten uyguladığım zaman, zinde ve iyi hissediyorum.. Bilinçlenmeme sebep olan bir kitaptı, tavsiye ederim 🩷
Hızlı yaşlanmanın etkilerini gözlemleyebilirsek yaşlanma sürecini
daha iyi anlayabiliriz. Bunun için fareler üzerinde bir deney
yapmamız gerekmiyor; yalnızca diyabetli insanları incelememiz
yeterli. Diyabet hızlı yaşlanmanın en etkin alanı; kalp hastalıklarına,
kalp krizlerine, yüksek tansiyona, böbrek rahatsızlıklarına,osteoporoza, artrite ve kansere yol açarak yaşlanmayı hızlandırıyor ve daha erken yaşlanmaya neden oluyor. Diyabet üzerindeki
araştırmalar, özellikle karbonhidrat tüketiminden kaynaklanan
kandaki yüksek glukozun tekerlekli sandalyeye doğru yolculuğumuzu hızlandırdığını gösteriyor.