#recepyıldırım#zeybeksokak#tammura#belgeyayınları#öykü
Tammura, pişmiş topraktan yapılan kumbara, gömü define anlamlarına gelen Arapça bir sözcük. Türk dili ve edebiyatı öğretmeni olmama vesile olan, Türk dili ve edebiyatı öğretmenim Değerli Recep Yildırım 'ın yaşadığı coğrafyanın geçmişi ve bu gününe ilişkin engin bilgilerini, geçmiş yaşantısından aklında kalanları İskenderun'un Zeybek Sokak'ı özelinde anlattığı, Doğu Akdeniz'in kadim coğrafyalarında yaşayan kadim halklarla ilgili bir hatırlama ve güzelleme. Yakın zamanda görüşme imkânı bulduğum değerli hocamın, metinlere illa bir çerçeve çizilmesi zorunluluğunu da hicvederek " estetize edilmiş anısal anlatı" diye tanımladığı Tammura, benim de çocukluğumun geçtiği coğrafyaya; bu coğrafyanın çok kültürlü, çok inançlı yaşamına dair pek çok hikâye anlatıyor. Uzun bir aradan sonra yeniden görüşme imkanı bulduğum Recep hocamın uzun ve keyifli bir sohbetin ardından imzalayıp hediye ettiği Tammura'yı okurken, bir İskenderunlu olarak ben de geçmiş günlere gidip İskenderun'un geçmiş zamanlarını yeniden yaşadım."Recep hocamın anlattığı mekânları ben de gördüm mü, bahsettiği insanları tanıdım mı?" diye geçirdim aklımdan.Kimi zaman hüzünle kimi zaman özlemle okudum kitabı.Kitapta anlatılanlar salt Hatay'a ilişkin yaşantılar hikâyeler değil, Anadolu coğrafyasının dört bir yanındaki yaşamların iz düşümü.
Hakkında pek çok şey söylenebilecek ama ne söylense eksik kalacak bu güzel kitabı okumanızı tavsiye ederim.
"...Ben öykülerini yazdım Zeybek Sokak insanlarının.Başta kadınlarının.Çünkü öykü gerçektir, hatıraya, vefaya dairdir; belleğe sinmişleri kımıldatır, tavan arasına, bodruma atılmışları hatırlatır.
Öykülerim. özellikle düş kırgını kadınları,yavrularına yeniden masallar anlatabilsinler diye cesaretlendirebilirse huzur