Sevginin gücünü tanımlayan en iyi kitap...
9/10
·256 syf.·
2026 41. kitabı
Bana göre hem empati hem de şükretmeye dair bir kitap gibiydi. Hem etkisi büyük hem de yaşantısı... Kitap sevgiyi çok güzel özetlemiş. Çok severek okudum ve çokça tavsiye ederim. Bölümleri de kısa kısa ilerlediği için sıkmıyor ve tam bir yaşam öyküsü... Etkisi büyük ve okuyanların güzel yorumları kadar anlamlı bir kitap... 'Sevgi, insanı canavar yapmasının yanında en çok insan da yapan şeydir.' (devamı biraz spoiler içerebilir) Aleksitimi adlı bir hastalık, beyindeki bir uzvun gereğinden küçük olması ve bunun bir diğer örneği badem hastalığı denilenilir ve tamamen bir annenin çoçuğu üzerinde hamilelik öncesi ve hamile olduğundaki kötü alışkanlıklarına dikkat etme durumu olarak örnek verilebilir. Çocukta, duygulara ait hiçbir kavram yok, hissetmiyor ve tepkisiz... Öfke, nefret, sevgi, sevinç, keder, zevk, arzu hiçbiri yok. Ve çocuk bütün duyguları ezberlemesi gerek ki cevaplarını tepkilerini ona göre versin. Çünkü her tepkisiz kaldığı an, onun için insanların kötü eleştiri ve bakışlarına maruz kalmak demek... Ve yaşanan bir olayla tamamen bütün öğrendiği kavramları unutmayı tercih eden Yunjae, yaşamını artık tek başına sürdürmek zorunda kalır. Karşısına çıkan Gon ile hayatı değişir ve Yonjae için yeni bir başlangıç dönemi olur. Ve zamanla Yonjae, Gon'un zayıf bir çocuk olduğunu ve onu anlamaya başladığını fark eder. Tabii ki bu iyileştiği anlamına gelmez ama aile kavramı onun için artık sıcaklık ve bağlılık demek olduğunu anlar. Hayatına giren Dora ise bambaşka bir kız olup çiçeklerle ve şarkılarla Yonjae için yeni bir kapı açar. İlerleyen zamanlarda ise Yunjae ve Gon'un arasındaki bağlar kuvvetlenir ve yaşanan olaylar Yonjae'nin yaşamına anlam katar.
1000Kitap
BademWon-pyung Sohn · Peta Kitap · 20213,788 okunma
Puan vermedi·536 syf.··
2014 3. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2014 00:00
Birçok şeyi erteliyoruz. Sevdiklerimize göstermek istediğimiz sevgiyi, belki o çok gitmek istediğimiz konsere gitmeyi ya da o çok okumak istediğimiz kitabı okumayı… En nihayetinde, -bir gün- ne kadar geç kaldığımızı fark edene kadar… Vakit varken hiçbir şeyi ertelememeli… Oldukça etkilendiğim ve belki de günlerce etkisinden çıkamadığım bir kitaptı. Sürekli, sonsuza kadar yan yana olmalarını dileyerek ve isteyerek okudum. Nasıl olsa oradadır dediğimiz hiçbir şey, hiç kimse bir daha orada olmayabilir. Bunun bilincinde olunmalı…
Bir GünDavid Nicholls · Pegasus Yayıncılık · 20106,7bin okunma
Reklam
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 02:32
Farklı yazarların kaleminden doğmuş bu öyküler bütünü, bireyin iç dünyası ile toplumun dönüşen değerleri arasındaki gerilimi incelikle yansıtan bir panorama sunar. Ryunosuke Akutagawa, Tokuda Şūsei, Osamu Dazai ve Nimi Nankichi gibi isimlerin anlatıları; açgözlülük, önyargı, yalnızlık ve vicdan gibi evrensel temaları tarihsel ve kültürel bağlam içinde ele alırken, Japon edebiyatının düşünsel derinliğini de görünür kılar. Bu derleme, bireysel zaafların toplumsal sonuçlara nasıl dönüştüğünü gösterirken, okuru hem etik hem de estetik bir sorgulamaya davet eden bütünlüklü bir inceleme alanı açmaktadır. Türk Kralının Dileği (Tokuda ŞUSEİ); Frigya efsanesi olan Kral Midas'ın dokunduğu her şey altına dönüşmesini Japon yazar, Türk Kralı olarak değiştirmiş mi yoksa çevirmenin günümüzdeki durumunun gerçekliğine dolaylı bir eleştiri mi? Bilinmez ama ortada bir görüş varsa o da Japonlar'ın ileri görüşlü olduğu bellidir. Bizim halk, laik ve Atatürk düşmanı olmadan önce bu coğrafyada doymak bilmeyen açgözlü kralların hazin sonlu hikayeleri ve Sabahattin Ali'nin Sırça Köşk'ünü okumalıdır. Ön yargı beter bir hastalıktır. Tengri, bizleri ıslah etsin. Sihir (Ryunosuke AKUTAGAWA); Bu öyküde Bhārat kökenli Mithra'dan sihir yapmayı öğrenen Japon'un öykünün sonunda nefsine yenilince kendini o akşamki Mithra'nın evinde olduğunu gördü çünkü açgözlülükle o yaşadıkları bir rüyaya dönüştü. Bugün Bhāratçılık dininde Tanrı inancı olmasa da büyü öğrenmede açgözlü olmayacaksın diyerek koşul konuluyorsa Harut ile Marut öyküsüne kısmen inanılıyor ve bu öyküden onlara açgözlü olmadan büyü öğrenebilirsin diye söz olarak geçti. Tilki Gon (Nimi NANKİÇİ); Çukurova Masalları'ndaki Tilki ile Çiftçi masalına benzese de farklılıklar fazladır. Birincisi tilki, Türk masalında direkt çobana
Öykü
Aynı Yıldızın AltındaRyunosuke Akutagava · Paris Yayınları · 202518 okunma
7/10
·256 syf.··
2026 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 22:49
Beklentim yüksek olduğundan olsa gerek umduğumdan biraz farklıydı benim için. Ancak yine de hakkını yemeyeyim, altı çizilesi oldukça fazla cümle mevcuttu ve genel olarak kitabın akışından memnun kaldım. Ana karakterimiz aleksitimi hastası. Bu kitaba kadar bilgi sahibi olduğum bir hastalık değildi. Tıp dünyasıyla ilgili fazla bilgisi olmayan sıradan bir vatandaş olarak kendimce bunun türevleri olarak adlandırabileceğim bazı hastalıklar duymuştum ama aleksitimiyi ilk kez burada duydum. Üzüntü, endişe, korku gibi duyguları hissedemeyen Yunjae, ailesini kaybetmesinin akabinde hayatta bir başına kalır. Kitapta beni rahatsız eden, rahatsız etmekten kastım muhtemelen ülke gündeminden kaynaklı olarak tetikleyen bazı unsurlar oldu. Bunlardan ilki Yunjae’nin annesini ve ninesini kaybetme şekli. İkincisi de başlı başına Gon karakteri. Bu detaylara spoiler içererek aşağıda devam edeceğim, o yüzden önce pozitif şeylerden devam edeyim. Yunjae’nin gelişimini izlemek çok güzeldi. Yazar, Yunjae’nin duygusuzluk durumunu ve ruh halini, hayatın olağan akışında şaşılası bulunacak tepkisizliklerini çok güzel aktarmış. Toplumsal linç kültürünü, insanların acımasızlık seviyesini ve Yunjae’nin annesinin söylediği gibi topluma her zaman bir kurbanlık koyun gerektiği gerçeğini çok iyi işlemiş. Okurken içimin acıdığı yerler oldu ama Gon gibi sıkıntılı bir tipi bu kadar konu etmek yerine Dora’yı daha çok okumak isterdim. Gon’u okumaktan fenalık geldi diyebilirim. Gelelim spoiler içeren kısımlara. * Beni tetikleyen unsurlardan ilkinin Yunjae’nin annesi ve ninesini kaybetme şekli olduğunu söylemiştim. Tamamen random bir şekilde, hiçbir sebep olmadan kötü ruhlu bir pisliğe denk gelmeleri sonucu bir vahşetin kurbanları oluyorlar. İkinci unsur da “suça sürüklenen çocuk” Gon. Her iki başlık da ülke
BademWon-pyung Sohn · Peta Kitap · 20213,788 okunma
Hiçbir Şey Hissedemeyen İnsanlar Nasıl Ağlar?
Puan vermedi·256 syf.··
2026 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 23:34
Romanın ana karakteri Yunjae, beynindeki amigdala bölümünün küçük olması nedeniyle korku, öfke, heyecan gibi güçlü duyguları hissedemeyen bir çocuk. İnsanların mimiklerini ezberleyerek “normal” görünmeye çalışır. Annesi ve büyükannesi onu hayata hazırlamaya çalışırken trajik bir olay yaşanır ve Yunjae tek başına kalır. Okulda tanıştığı öfkeli ve asi bir çocuk olan Gon ile kurduğu arkadaşlık, hikâyenin dönüm noktası olur. Roman, “duygusuz” görünen birinin aslında ne kadar derin bir insan olabileceğini sorgular. Sade ve akıcı bir dili var. Kolay okundu. Duygusal derinliği olan ve sakin ilerleyen bir kitaptı. Çok sevdim Won-pyung Sohn Badem
Edebiyat & Roman
BademWon-pyung Sohn · Peta Kitap · 20213,788 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 16:35
Kore edebiyatından çok fazla kitap okumadım ama tükettiklerime dayanarak söylüyorum ki ağdasız, gayet yalın bir dille hissettirdikleri duygulara şaşırıyorum. Sözde düz cümleler okuyorum hızlıca geçiyorum, özde hissettirdikleri düğüm düğüm geliyor. Kitap, doğuştan hiçbir duyguyu hissedemeyen bir çocuğun, Yunjae'nin bakış açısından yazılmış. Başına gelen travmatik pek çok duruma üzülmek ve onun bu acıları hissetmiyor oluşuna sevinmek gibi bir ikilemde bırakıyor okuyucuyu. Daha sonra başka bir çocuk giriyor önce Yunjae'nin akabinde de bizim hayatımıza, Gon. Gon'un hikâyeye dahil oluşu pek nazik değil, fazla hoyratça oluyor. Hikâyenin kötü çocuğu, baş belası karakteri iken, Yunjae'ye empatiyi öğretmeye, bir şeyler hissetmesini sağlamaya çalıştığı esnada yanlışlıkla onun hakkında Yunjae ve biz okuyucunun empati kurmasına, ona dair bildiğimiz şeyleri sorgulamamıza sebep oluyor. Sevgisiz büyümüş bir çocuğun ona sevgiyle yaklaşılmasına ihtiyacı olduğunu fark ediyoruz. Kitapta aklı başında yetişkinler mevcutken Gon'un, hiçbir duyguyu hissedemeyen, insanları anlayamayan Yunjae tarafından anlaşılması hikâyedeki bir ters köşe mi yoksa insanlığın bencilliğinin hikâyedeki aksi mi bilmiyorum. Kitabın biraz daha uzun olmasını, Gon ve Yunjae'nin final bölümünden sonraki iletişimlerini okumayı, Gon'un karakter gelişimi görmeyi isterdim. Fakat yazar gidişatı işaret edip anlatmayarak, okuyucuların hayal gücüne bırakmış. Ayrıca kitap genç yetişkin kategorisinde yazılmış ancak ben öncelikle yetişkinlerin okumasını tavsiye ederim. Zira bence alınması gereken mesajlar önce onlar için, algılayabilene.
BademWon-pyung Sohn · Peta Kitap · 20213,788 okunma
Reklam
Reklam