Kore edebiyatından çok fazla kitap okumadım ama tükettiklerime dayanarak söylüyorum ki ağdasız, gayet yalın bir dille hissettirdikleri duygulara şaşırıyorum. Sözde düz cümleler okuyorum hızlıca geçiyorum, özde hissettirdikleri düğüm düğüm geliyor.
Kitap, doğuştan hiçbir duyguyu hissedemeyen bir çocuğun, Yunjae'nin bakış açısından yazılmış. Başına gelen travmatik pek çok duruma üzülmek ve onun bu acıları hissetmiyor oluşuna sevinmek gibi bir ikilemde bırakıyor okuyucuyu. Daha sonra başka bir çocuk giriyor önce Yunjae'nin akabinde de bizim hayatımıza, Gon.
Gon'un hikâyeye dahil oluşu pek nazik değil, fazla hoyratça oluyor. Hikâyenin kötü çocuğu, baş belası karakteri iken, Yunjae'ye empatiyi öğretmeye, bir şeyler hissetmesini sağlamaya çalıştığı esnada yanlışlıkla onun hakkında Yunjae ve biz okuyucunun empati kurmasına, ona dair bildiğimiz şeyleri sorgulamamıza sebep oluyor. Sevgisiz büyümüş bir çocuğun ona sevgiyle yaklaşılmasına ihtiyacı olduğunu fark ediyoruz. Kitapta aklı başında yetişkinler mevcutken Gon'un, hiçbir duyguyu hissedemeyen, insanları anlayamayan Yunjae tarafından anlaşılması hikâyedeki bir ters köşe mi yoksa insanlığın bencilliğinin hikâyedeki aksi mi bilmiyorum.
Kitabın biraz daha uzun olmasını, Gon ve Yunjae'nin final bölümünden sonraki iletişimlerini okumayı, Gon'un karakter gelişimi görmeyi isterdim. Fakat yazar gidişatı işaret edip anlatmayarak, okuyucuların hayal gücüne bırakmış. Ayrıca kitap genç yetişkin kategorisinde yazılmış ancak ben öncelikle yetişkinlerin okumasını tavsiye ederim. Zira bence alınması gereken mesajlar önce onlar için, algılayabilene.