Adalet kalmadı dünya bozuldu, Kul belâsı birbirine dizildi, Fakir fukaranın bağı ezildi, Pek yaman haldeyiz bilsin hükûmet! ● Sırtlarımız görmez oldu alığı, Ayaklarımız unuttu gön geliği, Yemeğimiz oldu meşe giliği, Canımız yanıyor bilsin hükûmet! ● Bir meclis var idi adı idare, Tülbendden ak versek iderler kara, Haksız mültezimden yandı fukara, Fukara halinden bilsin hükûmet! ● Biz de bel bağladık okur yazara, En iyisi melul varsın didara, Ruhumuz çıkmadan girdik mezara, Ecelsiz ölüm var, bilsin hükûmet!
Osman'ın bir hânedân kurucusu durumuna gelmesi, 1302'de bir Bizans ordusuna karşı zaferi ile ilgilidir. Bilecik-Yenişehir bölgesinin fethinden (1299) sonra Osman Gazî, Bithynia'da Bizans'a ait iki merkezi, İznik ve Bursa'yı almak için harekete geçmiştir. İznik üzerine yürümeden önce gerisini koruma altına almak için Bursa ovası tarafında Marmaracık ve Koyunhisar'ı itaat altına alır ve 1302'de Avdan dağlarını Kızılhisar vadisinden geçip İznik ovasına iner ve şehri kuşatır. Osman'ın İznik kuşatması ve imparatorun şehri kurtarmak için Heteriarch Muzalon kumandasında gön-derdiği orduya karşı kazandığı Bapheus Zaferi hakkında çağdaş Pachymeres ve Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman etraflı bilgi verirler. Osman'ı tarih sahnesine çıkaran bu önemli olay üzerinde bu iki kaynağın karşılaştırılmasıyla şu sonuçlara varmaktayız: Anonim Osmanlı tarihinin verdiği ayrıntılara göre ilkin, İznik'e götüren vadi girişinde stratejik Köprühisar (bugün aynı adla geniş Göksu ırmağı üzerindedir) alındı. Osman'ın kuvvetleri İznik üzerinde, ilkin ovada etrafı tahrip ve yağma ettiler. Osmanlı ordusuna karşı kaleden düşmanın yaptığı çıkarmalar püskürtüldü. Fakat İznik'i her yandan kuşatmak olanaksızdı. Etrafı bataklıktı ve göle açılan kapı İstanbul ile temasa ve oraya ulaşmaya imkân veriyordu. Osman çekilmeden önce şehri sürekli abluka altında tutmak ve açlıkla teslim almak amacıyla dağ tarafında bir "havâle" kulesi yaptı ve Draz Ali kumandasında küçük bir kuvvet yerleştirdi (Bugün dağ eteğinde Draz Ali Köyü ve Draz Ali Pınarı hâlâ aynı adla görülür: Osmanlı kaynağı bu pınarı da zikreder). İznikliler imparatora haberci gönderip şayet yardım gelmezse teslim olmak zorunda kalacaklarını bildirdiler. "Çün İslambol Tekfuru bu hâle vakıf oldu, hayli gemi cem' edüb içine çok eşkerler koyub gönderdi kim varalar
Sayfa 16 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Nakledildiğine göre Rasulullah (s.a.v): '‘Amellerin Allah katında en sevimli ve en faziletli olanları, Zilhicce ayının ilk on gönünde yapılanlarıdır. O günlerde, bir gön oruç tutmak, bir sene oruç tutmaya eşit olur. Bir gecesini ibadetle geçirmek, Kadir gecesini ibadetle geçirmeye denk olur." ¹ ____________________ ¹ Bkz: Tirmizi, Savm, 52; İbnu Mace, Savm, 39; Beyhaki, Şuabu’l İman, No: 3757.
Sayfa 268 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu
Uzun ama okunursa kıymetli, kazançlı güzel bir bölüm
Annem, kabri cennet olsun, beni bakkal Abdülhadi'ye gön-derdiği gibi Şıh Salih'e de göndermiş; sanki: "Oğlum, gör bak Allah'ın ne kulları var. Sen bir öğle nama-zına gittin diye, bir iş gördüm sanıyorsun, nazlanıyorsun, hava sıcak diyorsun... Bak Allah'ın ne kulları var: Biri zincire tutun-muş, oruçlu, ayakta durur, müşterisini karşılar, güleryüz gösterir, fakir fukaraya yiyecek dağıtır... Diğeri sekiz çocuğu ile seksen ya-şında, ilmine ve yaşına rağmen, ailesinin nafakası için, kimseye muhtaç olmamak için, Ramazan ayında, elli derece sıcakta, Sam'ın altında, oruçlu haliyle ateşin karşısında kadayıf döker... Git de gör ibret al..." demek istemişti. Medine'nin Evliyası Gizlidir Medine-i Münevvere'de bu gibi hållerle karşılaştıkça, daima, merhum amcamın sözünü hatırlarım. Şöyle demişti: "Ne hikmetse, Medine-i Münevvere'de, Cenab-ı Hak, evliyaullahı gizliyor. Kimse kimsenin ayıbını, kusurunu aramasın;hüsnüzanla yaşasın; her gördüğünü Hızır bilsin; her geceyi Ka-dir bilsin... Edeple yaşasın, rahatsız olmasın diye, Medine-i Mü-nevvere'deki tecelli bir sır hålindedir. Bir sır perdesi Medine-i Münevvere'nin manevi âlemini gizliyor. Her şey bir sır perdesi ile örtülü, her şey gizli, ben o kanaate erdim..." Fakir bunları düşünürken Şıh Salih, kadayıfı döktü, verdi. Şu sözü söyledi: "Yâ veledi! Yavrucuğum. Riya için söylemiyorum. Yüce peygamberimizin kadr ü kıymetini bil, diye söylüyorum. Verdi-ği müjdeden sen de hisse ve nasip al diye söylüyorum. Bilirsin, Efendimizin bir hadisi var: Men yasbiru alâ leʼvâihá ve şiddetihå küntü lehu şefian ev şehîden yevme'l-kıyâme... "Medine-i Münevvere'nin sıcağına soğuğuna, çeşitli çile ve imtihan ibtilálarına sabreden bir kimseye ben kıyamette şefaatçi olacağım. Allah ve Resulullah için hicret etmiş, Medine-i Münevvere'de oturmuş,
Sayfa 360
Hititler Suriye'nin güneyindeki Kadeş'e kadar olan bölgeye ha­kimdi, ama Kadeş'in güneyine dokunamıyorlardı. Mısırlılar, Hi­titlerin daha fazla yayılmalarını engelliyordu. Kadeş'te M.Ö. 1274 yılında, Sinaranu'nun gemisini Girit'e göndermesinden yaklaşık on beş ila yirmi yıl önce Hititler ile Mısırlılar arasında büyük bir savaş yaşandı. Bu savaş, hem antik çağın en büyük savaşlarından biri olarak hem de antik dünyada düşmanını şaşkına çevirmek için tasarlanmış yanlış bilgilerin kasıtlı olarak kullanıldığı ilk ör­neklerden biri olarak yankı buluyor. Kadeş Savaşı'nda bir tarafta Hitit İmparatorluğu'nu daha güneye, Kenan Krallığı'nın içlerine doğru genişletmeye çalışan Hattili II. Muvattali, diğer tarafta ise sınırı onlarca yıldır bulun­duğu Kadeş'ten öteye ilerletmemeye kararlı olan Mısır Firavunu II. Ramses vardı. Hikayenin Hititlere göre olan versiyonunu hiç öğrenmiş olmasak da, savaşın ve sonuçlarının hemen hemen her ayrıntısını biliyoruz, çünkü Mısır versiyonu Mısır'daki beş ayrı tapınakta iki ayrı şekilde kaydedildi: II. Ramses'in Krallar Vadisi yakınlarından ölüm tapınağı Ramesseum'da ve Karnak, el-Uksur, Abidos ve Ebu Simbel'de. Savaşın temsil edildiği bir kabartma resim ile bağlantılı olarak bulunan kısa versiyon "Ra­por" veya "Duyuru" olarak bilinir. Uzun versiyona ise "Şiir" veya "Edebi Kayıt" adı verilir. Savaşın son derece şiddetli olduğunu ve iki tarafın da belli noktalarda kazanmaya çok yaklaştığını biliyoruz. Kazananın ol­madığını ve iki taraf arasındaki anlaşmazlığın daha sonra imza­lanan bir barış anlaşmasıyla çözüldüğünü de biliyoruz. Çarpışmanın en çarpıcı yanı, Hititler Mısırlıları gözetlemek için Mısır kayıtlarına göre Şasu Bedevisi olan iki adam gönder­dikten sonra yaşandı. Hititler, bu adamları kasıtlı olarak hemen Mısır kuvvetleri tarafından
Sayfa 97·Kitabı okudu
"Çarık bulup giymek mesele bu dünyada, çarııık!... Dünyada herkes çarık giyse, o zaman gön yetişmez! Helbet bir kısmı da yalnayak olacak!.. " dedi Haceli.
Sayfa 156 - Literatür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı