Hem sevdim hem söylendim..
7/10
·167 syf.··
2022 28. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2022 13:25
En uzak zaman diliminin yarın, en güzel şeylerin beş dakika sonra olacakmış gibi olduğu bir çağdayız. Çünkü anlatımın sahibi bir çocuk. Şans, talih, kaderin beş kuruşa olduğu zamanlar. Kırmızı rugan ayakkabılar, komşunun bahçesindeki kiraz ağacı, gazoz kapakları, istopta topu tutmak temel mevzu. Çok güzel, çok çok güzel bir anlatımla başlıyor kitap. Öyle de devam ediyor. Buna sözüm yok. Ama Türkiye’nin yakın tarihinden beslenerek yazılan kitaplardaki hazin sona uğruyor. İçinde yaşanılan yıllar ‘68, 12 Eylül ‘80 gibi, baba baba yıllar. Ama uç uça tutturulan meseleler kumdan kafasını çıkaramamış, bükülüp kalmış sanki. Bir Gülünün Solduğu Akşam değil bu kitap, Darağacında Üç Fidan değil tamam. Bizim edebiyatımızda eksik olan da bu anlatılar değil zaten. Tüm bunların güçlü bir kurgunun içinde eritilmesi eksik. Dertlerini sadece dertlenmek için değil de, onlardan edebiyat devşirmek için anlatan coğrafyalardan tam olarak neyimizin farklı olduğunu anlayamama sorunsalı bu. Biz toplumun gulyabani gibi hatırladığı yılları alıp sayfalara gıdım gıdım serpiştiriyoruz maalesef. Biz tiridine bandırıp bırakıyoruz. Derinleşmiyor, havada asılı kalıyor. Sonra o koca koca ama güdük bırakılmış meselelerin ellerinden tutup kitabın sonuna kadar geçiriyoruz. Okuyucunun vicdanına kalıyor kapıyı açıp uğurlamak. Buradan yola çıkarak bunun kötü bir kitap olduğu anlaşılsın da istemem. Değil. Şükran Yiğit ’in anlatım tarzını sevdim mi, sevdim. Burası Radyo Şarampol ’ü söylenerek de olsa okur muyum, okurum. Bu da yeni bir Nermin Yıldırım vakasıdır benim için: Hem sevdim hem sevmedim, hem söylenirim hem okurum vakası. Kararsızlıkta tavan yapmaksa, hakkını veririm evelallah. Keyifli okumalar olsun.
Edebiyat
Ankara, Mon Amour!Şükran Yiğit · İletişim Yayınları · 20221,641 okunma
··
3.030 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Şu an kapattım kitabın kapağını, edebi anlamda beni tatmin etmedi lakin Ankaralı olmamdan dolayı sanırım, içten içe vefa duydum. Kitaptan daha çok bu yaz sineması çekilecek bir senaryo taslağı gibi geldi, hatta oyuncular ve mekan bile canlandı gözümde…
Emel Keleş
Gönderi Sahibi
Ben de Ankara’da büyüdüm 😊, baştan çok sevesi geliyor insanın zaten, ama çoktan az oldu. Bu arada, ‘yaz sineması çekilecek bir senaryo taslağı’ harika bir tanımlama bu kitap için.
Yazdıklarına, noktasından virgülüne katılıyorum. Beni de pek içine almadı. Tuğla gibi bir romanın acemice yazılmış özeti gibiydi. Güzel olan sadece kitabın ismiydi.
Emel Keleş
Gönderi Sahibi
🤝
Ben de sizin gibi düşündüm. Az önce bitirdim kitabı... Kurguda eksiklik var... Bir yerde tıkanıyor... Ama yine de özellikle Ankara severlere okuyun derim...