Hayat göz ardı edilen yerde saklıdır!
9/10
·167 syf.··
2022 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2022 23:59
“İnsan hayatın ne olduğunu anlayana kadar ömrünün yarısını tüketmiş olur” (Fransız Atasözü).   Ülkemizde psikanaliz, psikoterapi ve psikiyatri denilince ilk akla gelen önemli isimlerden biri de Engin Geçtan’dır. Onun, “Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar”, “Psikanaliz ve Sonrası” ve “Varoluş ve Psikiyatri” gibi eserleri bu alanda yazılmış en iyi kitaplar arasında hâlâ yerini koruyor. Geçtan’ın bu eserleri akademik yönü nedeniyle daha çok psikoloji ve psikiyatri eğitimi alan ya da bu alanda kendini yetiştirmeyi amaçlayan okurlara hitap ediyor. Ancak onun yalnızca akademik eğitim alanlara değil, aynı zamanda toplumun tüm kesimlerine de hitap edebilmek için “İnsan Olmak” ve “Hayat” başta olmak üzere birçok eser kaleme aldığını görüyoruz.* • • • Bu yönüyle Engin Geçtan’ın daha önceden “İnsan Olmak” kitabını okumuş ve insan ruhunun fotoğrafını çekip önümüze koymuş hissine kapılmıştım. Kitabında öyle cümle ve paragraflar vardı ki, kitabı okuyalı üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen hâlâ her biriyle ilgili bir kitabın yazılabileceğini düşünüyorum. Geçtan’ın bu eserini okuduktan sonra onu bütün yönleriyle tanıma adına hem verdiği mülakatlara hem de yazdığı tüm eserlere yönelik ilgim daha da arttı diyebilirim. İşte onun “Hayat” adlı eserini bu duygu ve düşünceler içerisinde satın almıştım ve okumak için de uzun bir süredir bekletiyordum.     • • • Kitabı elime alıp okumaya başladığımda kendi kendime “işin epey zor” dedim. Zira kitap, fizik, psikoloji ve felsefe eğitimi almış, bir bilim kadını olan Danah Zohar’ın dilimize “Kuantum Benlik” ismiyle çevrilen kitabından alıntılarla başlıyordu. Özellikle bu alıntılarda geçen kuantum fiziği, atom altı parçacıklar ve kaos gibi kelimeleri okudukça çok da ilgi alanım olmayan bilimsel bir sahaya girdiğim düşüncesine kapıldım. Ancak kitabın 30-40 sayfasını geçtikten sonra “Hayat”ın tam da ortasında buluverdim kendimi. Neydi hayat? Bir anlamı var mıydı? Onun baş aktörü insanın gölgesine, kendine ve doğaya yabancılaşması nasıl gerçekleşiyordu? Kaygıları ve korkuları nelerdir? Narsisizminin kökeninde yatan biyolojik ve psikolojik faktörler nelerdir? Çağımızda depresyon bulaşıcı bir hastalık gibi neden yaygınlaşıyor? Kentleşme ve modernleşme süreçlerinde insan yalnızlığını nasıl yaşıyor? Günlük yaşamımızda hız, neden uyuşturucu etkisi yapıyor? Mutluluğu yakalamanın bir yolu var mıdır? Cevabı aranan o kadar çok soru var ki, bu soruları uzatarak canınızı sıkmak istemem.       • • • Geçtan, kendime göre tespit edebildiğim bu sorular etrafında insanı; istek ve arzularını; umut ve umutsuzluklarını; zamanı kullanma, doğa ve yaşamla iletişim kurma şeklini; psikolojik ve ruhsal hastalıklarını ve onu çepeçevre kuşatan hayatı geriye dönük olarak sorguluyor. Bunu yaparken batıda ve doğuda yetişmiş birçok psikolog, filozof ve sosyologun düşüncelerine atıflar yapıyor. Bu düşünce insanlarının görüşlerini kendi deneyimleri ve danışanlarının hikâyelerinden verdiği örneklerle harmanlayarak aktarıyor. İçinde yaşadığımız hız çağında koşuştururken kendimize ve hayata dair göremediğimiz alanlarla ilgili bizlere ayna tutuyor. Çoğu zaman kendimizle baş başa kaldığımızda düşünüp anlamlandıramadığımız ve kimseyle paylaşamadığımız birçok konuya tatmin edici açıklamalar getiriyor. Öyle ki “Hayat, ayrıntı olarak bakmaya şartlandırıldığımız için göz ardı ettiğimiz yerlerdedir aslında” (s.30) diyen Geçtan, yaşamın tüm alanlarıyla ilgili sunduğu bu bilgilerle entelektüel açıdan insana farklı ufuklar açıyor.    • • • Velhasıl adında olduğu gibi kitabın içerisinde hayata dair herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği pek çok konu var. Bununla birlikte verilen bazı bilgilerin belirli bir sistematik dâhilinde sunulmaması; psikoloji, sosyoloji ve felsefeye ait bazı kavramların da okurun bildiği düşünülerek aktarılmasının kimi okurları sıkabileceğini ve kitabı yarım bırakmasına neden olabileceğini belirtmeliyim. Böylesi bir handikapın, atıf yapılan kavramlarla ilgili zaman zaman küçük araştırmaların yapılması ve kitabın hazmedile hazmedile okunması durumunda aşılabileceğini düşünüyorum. Doğrusu okurken bir konu bütünlüğü yokmuş hissine kapıldığım, ama bitirip bir bütün olarak değerlendirdiğimde dopdolu bir kitapla karşı karşıya olduğumu anladığım, her bir satırında yaşam deneyimi damlayan, samimi ve içten bir üsluba sahip bu değerli eseri, ilgi duyan tüm okurlara içtenlikle tavsiye ederim.   İncelememe Geçtan’ın hayatı tam da yaşadığımız şekliyle anlatan şu sözleriyle son veriyorum. Hayat, “Önce günaydın, sonra bir haz, biraz acı, biraz aşk, biraz hayal kırıklığı, biraz sıcaklık, biraz yalnızlık, biraz boyun eğme, biraz başkaldırı ve ardından iyi geceler. Düş gücü ve tutkuları engellenmişler için ise hayat, çocukken oynadığımız oyunların büyüyünce izin verilmeyen oyunsuzluğu. Bence hayat, burada saydıklarımla ve saymadıklarımla, tartışılması gerekmeyecek kadar sıradan ve yalın” (s.176).   Tüm kitap dostlarına keyifli okumalar dilerim! …………………………………………………………………............... * Engin Geçtan’ın kitapları şimdilerde Metis Yayınlarında yayınlanıyor. İlgilenen okurlar için bu kitaplar, ilk yayınlanma tarihine göre aşağıda görüldüğü gibidir: ·  Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar (1975) ·  İnsan Olmak (1983) ·  Psikanaliz ve Sonrası (1988) ·  Varoluş ve Psikiyatri (1990) ·  Kırmızı Kitap (1993) ·  Dersaadet’te Dans (1996) ·  Bir Günlük Yerim Kaldı İster Misiniz? (1997) ·  Kimbilir (1998) ·  Kızarmış Palamutun Kokusu (2001) ·  Hayat (2002) ·  Tren (2004) ·  Seyyar (2005) ·  Kuru Su (2008) ·  Zamane (2010) ·  Mesela Saat Onda (2012) ·  Rastgele Ben (2014) ·  Orada, Bir Arada (2017)
Edebiyat
HayatEngin Geçtan · Metis Yayınları · 20236,1bin okunma
··
12,6bin Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Önce İnsan Olmak" Ardından Hayat* okudum. Ama bu esere inceleme yazma yeterliliğini hissedemedim. Ne yazsam eksik olacaktı. Zor bir eser .. okudukça açılıyor. En sevdiğim alıntı aynı zamanda kitabın bitiş cümlesi.. Hayat, “Önce günaydın, sonra bir haz, biraz acı, biraz aşk, biraz hayal kırıklığı, biraz sıcaklık, biraz yalnızlık, biraz boyun eğme, biraz başkaldırı ve ardından iyi geceler. Düş gücü ve tutkuları engellenmişler için ise hayat, çocukken oynadığımız oyunların büyüyünce izin verilmeyen oyunsuzluğu. Güzel bir inceleme okudum. 📚📚📚
nalkan
Gönderi Sahibi
Kitabı okumuş birinden bu yorumu duymak benim için çok memnuniyet verici. Katkınız ve değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim hocam.🙏 Keyifli okumalar dilerim.📚
Uzun zamandır kitaplıkta bekleyen ve okumaktan, hakkını verememekten korktuğum bir eser. İncelemeniz sayesinde zorlasada verilen emeğe değeceğini anladım. Elinize, emeğinize sağlık.
nalkan
Gönderi Sahibi
Evet, biraz "demir leblebi" gibi cümle ve paragrafları var hocam. Ama kitabı okurken acele etmeden aynı zamanda kafamıza takılan kavram ve düşüncelerle ilgili okuma yaparsak karşılaşabileceğimiz sıkıntıları aşabileceğimizi düşünüyorum. Kitap gerçekten okunmaya değer.👌 ... Katkınız ve değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.🙏 Keyifli okumalar dilerim.📚
nalkan
Gönderi Sahibi
🙏📚