Leylim Leylim - A. ARİF/Kendine iyi bak. Bir daha hiçbir ana doğurmaz seni!
9/10
·207 syf.··
2022 47. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2022 08:11
Buram buram samimiyet kokusu geldi burnuma! Burnumun direği sızladı! Yazılan her satırda sevgiyi, özlemi, acıyı en derinine kadar hissettim. Leylim Leylim Ahmed Arif'ten Leyla Erbil'e Mektuplar... Ne kadar inceymiş birçok şey eskiden, ne güzel sevgiler varmış. Karşılık bulamayınca başkasına gidilmez, sevgi sevilmediği yerde bitmezmiş. Ah be adam, Öyle güzel cümlelerle anlattın ki sevgini, Franz Kafka'nın Milenaya Mektuplar'ından sonra tek taraflı mektuplar okumamaya yeminli olan ben daha onlarca mektup yazsan bıkmadan okurdum. Ama insan söylemeden edemiyor. Leyla Erbil'in mektuplarına da ulaşılabilseydi keşke dedim. İşte o zaman tam bir şaheser olurdu! Eser boyunca Ahmed Arif'in cümlelerinden yola çıkarak tahmin yürütmeye çalıştım! Yine de doyamadım okumaya. "Gözlerinden öperim canım. En çok da burnundan. Gülme, ciddi söylüyorum." (s. 11) Eserde öyle yerlere geldim ki... Şimdi dedim Ahmed Arif yazmayı bırakacak. Burada canına tak edecek... Hatta bir yerde "Belki son defa gözlerinden öpüyorum. Sade, mezara kadar götüreceğim tek sevdasın. Bunu unutmanı istemiyorum." (s. 176) dediği anda konu kapanacak dedim. Ama öyle bir sevda ki kapanmak bilmedi. Attila İlhan'ın çok sevdiğim bir dizesinde "Ben sana mecburum," diyordu. Leyla Erbil'e olan sevdası da adeta ona mecburcasına devam etti: “Ben senin mecburunum - başkaca yokum.” (s. 83) "Pişman değilim. Bir daha dünyaya gelsem aynı hayatı, daha bir ustaca ve korkusuz yaşarım. Ama bu sefer seni tanımakta gecikmem!" (s. 66) Sahi, insan çekeceği çileye aşık olurmuş değil mi? Görmezmiş onu çile olarak. Canı yandıkça üzerine gidermiş. Bir daha dünyaya gelse yine... Biz yapamayız bunu aynı cesaretle. Ama öyle bir sevda ki eminim Ahmed Arif yapar. Bazı yerlerde -birçok yerde- argo kullanımlar var. Sansürlü olarak yer alsa da günlük hayattan aşinalığımızla gözümüze batmadan edemiyor. Ama diyorum ya "günlük hayattan"... Edebiyatın da hayatın bir yansıması olduğunu düşünürsek çok görmemek gerek. Ben kendi adıma yazarın çektiği sıkıntılı hayata ve samimiyetine verdim. Benim de ağzım bozuk olduğu için çok yadırgamadım. Siz yadırgar mısınız bilemem... Mektuplar! Bir dönemin aynası aslında. Eserde de o dönemin edebi, sosyal, siyasi özelliklerini de görebiliyorsunuz. Ahmed Arif'in el yazısı var birçok yerde. Duyguları gibi yazısı da eşsiz. Kendi adıma birçok yönden hayran kaldığımı ifade edebilirim. Eser bittikten sonra küçük çapta bir araştırma yapmak istedim Leyla Erbil hakkında. Ana hatlarıyla anlatan birçok yerde Ahmed Arif'in adı geçmiyordu bile. Hayat çok acımasız değil mi? Kim bilir, merkezine aldığı insanın merkezinde değildi belki de... Belki de diyorum çünkü kimsenin duygularından emin olamayız. Ama isterdim ki her iki mektuplar da ortada olsun ve iki edebiyaçıdan bir edebiyat şöleni yaşayalım. Hem de en samimisinden! Ne keşfettim biliyor musunuz? Kimse bu kitabı kendine almıyor. Herkes bir başkasına hediye etmek için alıyor. Bir sevdalığa verilebilecek en güzel kitap olarak görüyor belki de. Ya da bir dosta. Bana da kıymetli bir okurdan armağan kalmış olmalı. Kimden anımsamıyorum, affola... Uzun tutmak istemiyorum. Son günlerde okuduğum kitaplarda aradığımı buluyorum. Bu da öyle bir eser oldu benim için. Türünü en güzel şekliyle temsil ediyor. Okuyun, tartışın, hediye edin... Sonuna kadar okuyan herkese teşekkür ediyorum. Keyifli okumalar dileklerimle. Ha son olarak, incelemelerimi çok ilgisiz bırakmayın. -paylaşın mesela- Bugünlerde ben mutsuzum, onlar da öyle olmasın...
Mektup
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,7bin okunma
··1 alıntı·
1 +1'leme
·
32,5bin Gösterim
15 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Mutlu sabahlar dileklerimle! 🌦🌈
Mikail Balcı kargo biraz önce geldi aslında elimdeki kitabı bitirip öyle başlamaya karar vermiştim. Ara verdim biraz alışveriş yapayım derken hazırlanırken elim kitaba kaydı ilk sayfalarına baktım hızlıca gidiyorum okuma alıp götürüyor, ama içimde hissettiklerim daha şimdiden harika bir aşk çilesinin yazıya dökülmüş olacağı. Çocukluğumdan beri el yazısına, yazıya hele hele mektuba olan düşkünlüğümden olsa gerek neden böyle dedim - köyde okuyan azdı, benim de yazım çok güzeldi, köyümüzdeki genç kızların çok aşk mektuplarını yazmıştım, asker mektuplarını, hatta babama gelen tüm mektupları da otomatik okuyan da bendim, mektup kokusunu çocukluğumdan sevmek sanırım oralardan- neyse burada bırakayım heyecanla elimdeki kitabı bitirip gelen yeni dört kitap sanki iki gün içinde okutacak kendini…🖋️ biR’ münZ’evî üstâd…
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Ne güzel bir katkı oldu yine... 👏
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Kitaplığımı düzenlerken fark ettim. Hasretinden Prangalar Eskittim yok. 😔
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Ne çok kişiye hitap etmiş! Kitlelerce okunması temennisiyle! 👏
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Kitaplığımı düzenlemeye gidiyorum: şimdiden okuyan, yorumlayan, paylaşan herkese teşekkür ediyorum. 🌼
Reklam
Milena'ya Mektuplar'dan sonra mektup türüne karşı bende de bir önyargı oluşmuştu hocam bu kitapla önyargım yıkılır belki benim de, kaleminize sağlık 👏 👏
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Eminim yıkacaktır. Teşekkür ediyorum. 🙏
İncelemeniz samimi ve içten olmuş Hocam. Ellerinize sağlık. Bu kitapta ne vardı? Bir aşkın şekilden şekile evrilmesi vardı. Bazen 'dostum', bazen ' arkadşım', ve daha ne hitaplar vardı ki, Ahmet Arif Leylasına en doğal duygularıyla bağlanmış dedim. Hatta onun mutluluğunu isteyecek kadar, onu eşini mutlu etmesini uyaracak kadar nerdeyse. Yalnız en büyük aşıklar bunu yapar. Ama bana sorarsanız, bu sevda karşılığı olmayan sevdalardan. Leyla Erbil sadece saygı duymuş Ahmed Arifin o eşsiz duygularına. Kitap bende bu dünceyle yer etti.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Keşke mektuplarını görme şansımız olsaydı. Sevgisini, saygısını, düşüncelerini tanıma şansı bulmuş olsaydık... Teşekkür ediyorum katkınız için.