Puan vermedi·680 syf.··
2017 111. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2017 00:03
Huzursuzluğun kitabı epeydir bekler beni kitaplığımın rafında. Hani belki de 3 yıldır falan. O zamanlar nasıl cesaret ettim aldım bunu şu an hayret ediyorum. Hatırlıyorum o günlerimi de kitaplığında belki yarısı bile okunmamış 20 kitap olan bir adamdım. Her halde duydum bir yerlerden. Varoluş sancıları çekiyoruz o zamanlar. Albert Camus ’un Yabancı sıyla başlayan sisifos söyleni ile devam eden sancılar. Yalnız havada olanlarından. Biraz genciz kanımız kaynıyor isyankarlıkta var, alın size Başkaldıran İnsan . Her şeyiyle ABSÜRD vesselam. Bir yerlerden kulağımıza çalınmış Pessoa da alıp koymuşuz kitaplığımıza. Şu an olsa hayatta cesaret edemem. Yahu 680 sayfa anlatımı olur? Ya anlatının ne olduğunu bilmiyordum ya da başım dönmüştü varoluşçuluktan. Ben ki Camus’un Sisifos Söyleni 'nisini 4 akşam Düşüş ’ünü ise 2 akşamda zor okumuş adamım. Zor vesselam bu anlatı denilen mevzuu kasıyor adamı ama tadını aldıktan sonra da bırakamıyor insan. Günlerden hangi gündü ne zamandı, 13 Mayısmış yaklaşık 18 gün önce. Ruhumda bir yavanlık var yine. Yaradan bir ruh vermiş biraz yükü hafifledi mi yavanlaşıyor boşlukta kalıyor. Mazoşistlik mi? Olabilir. Ya da eskilerin deyimiyle rahat batıyor. Gidelim bakalım ne var kitaplığımızda. Elbet vardır derdimize bir çare. Bakıyorum Pessoa Huzursuzluğun Kitabı. Yarar mı işimize, derdimize çare olur mu? Önsözü okumamla, başlamam bir oluyor. Nasıl başlamayacaksın? Adam 70 farklı kişilik altında eser yazmış. Çok enteresan, baya bir ruh hastası. Yarattığı kişilerin bazısına çömez demiş bazısına usta. Neler yapmış neler? Yarattığı kişilikleri birbiriyle kavga da ettirmiş, gemiyle farklı ülkelere de göndermiş geri dönmemecesine. Birde mektup vardı kitabın başında dostuna yazdığı. Mektubu okuyan altı hafta sonra intihar etmiş. Ne hayırlı arkadaş. Yarattığı kişiliklerden birisi de Olaysız bir yaşam öyküsü isimli yaklaşık 500 sayfalık bölümün baş kahramanı Soares. Bir kumaş dükkanında muhasebeci, anlayacağınız sizin benim gibi bir adam. İşine gidip geliyor yemeğini yiyor topluluk içinde takılıyor. Akşam oldu geldi evine. Oturdu başladı, düşünmeye, bir yandan da yazmaya. İnsanların hepsi kokuşmuş mu, kimse birbirini anlayamaz, hiçbir şey gerçek değil mi? Hoop. Ne yapıyorsun yahu? Adamın içinden canavar çıktı. Sen yolda gördüğüm yanından geçip gittiğim ya da işyerimde çalışan alalade bir insan değil miydin? Varlık bilinci mi? Güzel bir yerlere gidiyoruz galiba. Tüm değer yargılarımızı yıkıp yeniden var edeceğiz, tanımlayacağız. Duygular yanıltıcı mıdır diyorsun? Yahu onlar lazım olacak bize ancak öznelleştikçe dünyayı yeniden tanımlayabiliriz. Nesnellik mi? Bu adam bambaşka bir yere gidiyor sanırım bu varoluşçulardan değil. Nesnelleşti, nesnelleşti bütün değer yargılarını alt üst etti. Ne duygu kaldı ne bilinç ne dış dünya. Her şey düşsel aleme taşındı. Dış dünya var biraz hala, gözlem gücü fazlasıyla yüksek. Neymiş efendim bunları düş dünyasının şekillendirilmesi için kullanıyormuş. Bir de en son uzun metinler yazmış, olaysız yaşam öyküsündekiler parça parçaydı ya. Tarifini de vermiş bu düşsel yolculuğun aşama aşama. Pekte lezzetliymiş düşsel alemde yolculuk. Bende mi bıraksam bu öznellik meselelerini, nesnelliğe mi yönelsem? Yalnız uslubu bir harika. İlk başka içine giremiyorsunuz, girdikten sonra da geriye çıkamıyorsunuz. Bir ince uslubu var şiirsel. Metnin kendisi anlatı uslubu şiirsel bolca da felsefe. Nasıl anlatayım çok farklı bir şey. Ben böyle bir şey görmedim. Olay yok bir kere, tutunacak dalınız yok, ayaklarınız yere basmıyor. Bir yerde diyor ki, şiir ve kurgu romanlar kalıplara sıkışır, asıl özgürlük sade nesirdir. Dediği tam da bu her halde. Belki yarın belki yarından da yakın modern edebiyat buna dönecek sanırım. Pessoa da bunun ilk üstatlarından olacak. Okuyun. Metafizik, düşsel düzlem, öznel-nesnellik bunlara bize uzak. Çağımızın felsefesi başka. Yine de böyle eserler bulmak kolay değil. Hiçbir şey için okumazsanız sadece uslübunun verdiği lezzet için bile okunur. Herkese keyifli okumalar dilerim..
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,5bin okunma
··
3.966 Gösterim
19 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Biraz daha yazsaydiniz yahu şöyle 20.sf falan. Öyle güzel okudum. AĞzınıza sağlık. O batan rahatliklar olmasa dusunmeyecegiz zaten. Çok beğendim incelemenizi
İbrahim Sisifos
Gönderi Sahibi
Yirmi ve daha fazla sayfa yazacağımız günlerde gelecek :))
Keyif alarak okudum incelemeyi. Tebrik ederim. Huzursuzluğun Kitabı zaten bende ayrı yer edindi bile. Bana Pessoa'yı da sevdirdi. Üstüne incelemen çok iyi geldi.
İbrahim Sisifos
Gönderi Sahibi
Belki ileriye doğru profesyonel olurum :)) gerçi ben yazdığıma bakarım, imlasına da yayınevleri baksın :DD Ben istiyorum ki bu site özgür fikirlerin döküldüğü özgün edebiyat ürünlerin ve felsefi düşüncelerin ortaya çıktığı bir platform olsun , bu kadar emek vermemiz bundan.
Kızım okudu, güzel de bir yorum atmış. Çok zor bir kitap bravo. Şahsen ben okuyamam bu gibi kitapları.
İbrahim Sisifos
Gönderi Sahibi
Zor kitaptır. Hıssetmek ile ilgili tüm mesele. Keyifli pazarlar dilerim.
Okuduğum en keyifli inceleme. Sanki karşıma geçmiş anlatıyorsunuz. Süper ☺
İbrahim Sisifos
Gönderi Sahibi
Beğenmenize sevindim. Çok teşekkür ederim. Kitaplarla kalın :)
Yarım bırakmıştım ama güzel incelemen beni tekrar cesaretlendirdi. Teşekkürler.
İbrahim Sisifos
Gönderi Sahibi
Rica ederim. Zor bir kitap. Doğru zaman ve birikim önemli.
Reklam
"Hayatın hakaretlerine karşı aldatıcı bir intikam gibi, kalemimin yakalayamadığı bir hızla doğduğunu hissettiğim kanatlanmış anlarda, hevesle, alaycı bir büyünün etkisiyle nesrimin şairi olduğumu sandım! " incelemenizi okudum ve kitabı okumaya devam ederken böyle bir cümle denk gelince paylaşmadan duramadım. Ağzınıza sağlık çok samimi bir inceleme olmuş ama herkesinde beğenisine açık bir kitap olduğunu düşünmüyorum hele yaşam sevinciyle dolu cıvıl cıvıl bir insanın:)
İbrahim Sisifos
Gönderi Sahibi
Edebiyat dünyasında yazanlar, yazarlar ve üstadlar vardır. Yazanlar genelde popülariteleriyle iş yaparlar, yazarlar genel kabul görenlerdir, üstadlar ise bu işin şahıdır. Hem çok üstün yetenekleri ve teknik bilgileri vardır, hem de kitapları bir okul havasındadır. Yüzyıllar sonra bile bir çok talebeleri çıkar bu okulların. İşte bu yazarlardan birisi de Pessoa. Ki okulu bu zamana kadar birçok öğrenci çıkarmıştır. Elbette bu okula kabul evveliyatında birikim ister, bitirmek ise girmekten daha zordur. Kitabın okunma sayısına ve yarım bırakanlara bakılırsa dediklerim daha iyi anlaşılacaktır (Pessoa Türkiye de pek de bilinmez ayrıca onun da etkisi vardır). Yalnız layıkıyla bir kere bitirdiniz mi emin olun hiçbir zaman eski siz olmayacaksınız. Ruhunuz katmer katmer dağılacak ve bir anlatı düşkünü olacaksınız. Bunun altına bolca Dostoyevski üzerine de Louis Ferdinand Clene iyi gider. Daha ötesi de var da( Proust, Musil gibi) bende o kadar yetkin değilim henüz. Velhasıl kelam anlaşılmaması, sevilmemesi normal zira kolay kitap değil. Keyifli okumalar dilerim.. Sağlıcakla..