James Joyce Ulysses ile edebiyat dünyasıyla çok sağlam dalga geçmiş. Aslında sadece bu cümleyi yazıp incelemeyi bitirmek istedim. Çünkü zaten bundan sonra yazacaklarımı bu sitedeki diğer kitapseverler detaylıca yazmışlar. Olsun. Tekrardan zarar gelmez.
Bu kitabı okuyacaklara uyarı! Bu roman bilindik romanlardan çok farklı. Daha kitabın 100.sayfasına gelmeden ne anlatıyor bu adam, dedim. Hatta kitap için onca güzel yorum olmasa elimden atabilirdim de. Ancak her şeyden önce bilinç akışı tekniği ile yazılmış bir eser var elimizde. Bilinç akışı tekniğini romandaki kişilerin iç sesleri diye açıklayabiliriz kabaca. Bu iç sesler de bazen anlamsız, birbirinden kopuk cümlelerin birbiri ardına gelmesiyle, ne diyor bu yahu dememize yol açıyor. Bu romanı diğer romanlardan ayıran en önemli şeylerin başında da bu geliyor bana kalırsa. O yüzden ilk başta ben ne okuyorum, bu adam ne anlatıyor diye sık sık soruyorsunuz. Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar kitabını okuyanlar bu tekniğe aşinadırlar. Kaldı ki Oğuz Atay'ın da James Joyce'tan etkilendiğini biliyoruz.
Bu kitabı okumadan önce Homeros 'un Odysseia destanını mutlaka okuyun. Hatta yine Homeros'un İlyada destanını da okuyun. Çünkü bu eserlere atıflar var. Odysseia destanından hareketle yazılmış bir roman Ulysses. On sekiz bölüm Odysseia destanını arka plana alarak ilerliyor. O yüzden Ulysses'i okumadan önce destanı okumanızı kesinlikle öneririm. İnternette de Ulysses'le ilgili bölüm bölüm açıklamalar var. Mutlaka oraları da kitapla eş zamanlı okuyun derim. Yoksa işin içinden çıkmanız çok zor. Ben bu şekilde bile çıkamadım.
Ulysses'ten önce William Shakespeare 'in Hamlet 'ini mutlaka okumuş olun. Kaldı ki Ulysses'i okumasanız da Hamlet'i mutlaka okuyun. Bunun haricinde sanki kitap okumuyorsunuz da bin parçalı bir yapbozun parçalarını birleştirmeye çalışıyorsunuz gibi bir hisse kapılabilirsiniz. Bazı bölümlerin içinde boğulabilirsiniz. Ancak yazar o denli çalışmış ki bu kitaba hepsinden önce buna saygı duyuyorsunuz. Mesela kitabın 14.bölümünü yazar 1000 saatte yazmış.
Kitapta o kadar çok edebi esere, kişilere, olaylara vs. vs. atıf var ki, bir yerden sonra afallıyorsunuz. Mesela 73.sayfadan bir cümle; "Muhammed, kediyi rahatsız etmemek için harmaniyesinin ucunu kesermiş." Semavi dinlerle, peygamberlerle ilgisi olmayan kişiler özellikle yabancılar ilk etapta Muhammed kim diyeceklerdir muhtemelen. Ancak bizler Hz.Muhammed'i İslamiyetten ötürü çocukluğumuzdan beri biliyoruz. Bir başka örnek 76.sayfadan; "Çin'deki milyonlar için dua edelim. Merakım o ki bunu dinsiz Çinlilere nasıl anlatmışlar. Bir gıdım afyonu tercih ederler." Kitabın çevirmeni Fuat Sevimay çok güzel, açıklayıcı dipnotlar almış sayfaların alt kısmına. Bu cümlede din toplumların afyonudur sözüne gönderme var. Karl Marx'ın bu sözünü çoğumuz duymuşuzdur. Ancak bu dipnot olmasa belki de bunu düşünmeyecek okur sayısı çok olabilir. Ulysses neden zorun açıklaması işte burada saklı. Kitapta birçok alıntı, gönderme var sağlam bir okuma geçmişine sahip olmadan bu kitabı okursanız yine de zevk alırsınız ama eksik olur alacağınız zevk. Kısacası zor bir kitap Ulysses. Zor çünkü çok dolu. Zor çünkü yazarın bilinçaltı sayfalar boyunca yüzeye çıkıp türlü oyunlarla okuyucuyu afallatıyor.
James Joyce Ulysses romanıyla klasik anlatının duvarlarını yıkıyor, sıradan insanın, insanların tek bir gününü kaleme alıyor. Hepsinden önemlisi yazarın bilinçaltı dünyası sayfalarda kendini gösteriyor. Lineer bir çizgide ilerlemeyen, belki de postmodern roman öncesi de yeni bir anlatım şekliyle okuru şaşırtıyor. Kitabı okurken sıkılıp, kitabı köşeye koyup şöyle bir on, on beş dakika kestirdim ve rüyamda aynı romandaki anlatım şekline benzer cümleleri söyler halde buldum kendimi. Uyanıp kitaba kaldığım yerden devam ettiğimde fark ettim ki, rüyamdaki sayıklamalardan hiç de farklı değilmiş bu okuduğum cümleler, paragraflar. Bilinçaltından bilince bir yolculuk gibi bir kitap Ulysses.
Yazar kendisi de kitabı için ilginç ifadelerde bulunmuş. Kitabın içine öyle bulmacalar, bilmeceler koydum ki profesörler birleşip çözemeyecekler, diyor. Hatta çağındaki kimi yazarları, eleştirmenleri ikiye dahi bölmüş kitabıyla. Bir kısmı kitap için övgüler düzüyor. Ernest Hemingway Ulysses için en harika kitap diyor ve Joyce'u dünyanın en iyi yazarı ilan ediyor. Ancak bir kısım da yerden yere vuruyor. Bu kadar sıkıcı bir kitap daha okumadım diyor. İçerisindeki argo ve küfüre lanetler ediyor. Yazara türlü hakaretler ederek Ulysses romanını yerden yere vuruyor.
Peki kitabın ismi Ulysses nereden geliyor? Tabii ki konuya hakim olanlar bu da soru mu, Homeros'un Odysseia destanından geliyor, diyecekler. Doğru olmakla birlikte, kitapta sıkça alıntılanan Shakespeare eserlerinden Troilus ve Cressida oyununda bir karakter olarak karşımıza çıkıyor Ulysses. Troilus ve Cressida'daki Ulysses, etrafındakileri kolayca manipüle eden kurnaz ve sinsi bir adam olan Yunan liderlerinden biridir. O, Yunanlıların en zekisidir ve dolayısıyla en tehlikelisidir. James Joyce Odysseia'dan esinle yazdığı bu romanında ikinci olarak bana kalırsa Shakespeare'den etkilenmiştir. Romanın üç ana karakterinden Stephen Dedalus'un sabah uyandığı Mortello kulesiyle, Hamlet'in şatosu Elsinore'un özdeş olması James Joyce'un Shakespeare'den, özellikle Hamlet oyunundan ne denli etkilendiğinin bir başka kanıtı.
Benim düşüncem keşke İngilizce dilinde uzmanlaşsak ve Ulysses'i aslından okuyabilsek. Ancak bunun için İngilizce bilmek yetmez bana kalırsa. İleri düzey dil bilgisine sahip olmamız gerektiğini düşünüyorum. Ben ne yazık ki bu konuda eksiğim. O yüzden kitapları ana dilimden Türkçe olarak okuyorum. Kaldı ki karşılaştırmalı okumalar da akademik düzeyde bir iş bana kalırsa. Bırakalım onu da lisansüstü öğrencileri ve profesörler yapsınlar. :) Ya da edebiyata, kitaplara gönül vermiş, zamanının çoğunu buna adayabilen kişiler yapsınlar.
Fuat Sevimay'ın çevirisinden Ulysses'i okurken, eskimiş ve artık tedavülden kalkmış kelimeler kullanılmadığını sevinerek söylemek istiyorum. Zaten zor bir yapıtı bir de eski Türkçe, Osmanlıca ya da ağdalı bir dille okuyucuya aktarmak en basit tabiriyle manasızdır bana kalırsa. Birkaç istisna da yok değil. Mesela benim aklımda kalan 'handiyse' kelimesi. Neredeyse demek olan bu kelimeyi neden sıklıkla kullandığına anlam veremedim Fuat Sevimay'ın. Ancak dediğim gibi bir iki eski kelime hariç, yapıtın bütünlüğünü bozup, okumayı zorlaştıracak herhangi başka bir kelime bulamadım.
Bütün bunları bir kenara koyup da senin kitap hakkındaki düşüncen ne kardeşim, diye soracak olursanız vereceğim yanıt şöyle olur; yazarın verdiği olağanüstü emeğe saygımın haricinde beni okurken çok zorlayan bu kitaptan yer yer cidden çok sıkıldım ve kitap artık bitsin diye dua ettim. Bu muhtemelen benim bir kitaba bu denli kafa patlatamayacağımdan kaynaklı bir düşünce.
Farklı bir roman okumak isteyenlere, bir romanı bulmaca gibi ele alıp onu bölüm bölüm çözmekten zevk alanlara, klasik yapıtların dışında değişik bir roman okumak isteyenlere ve daha benim de algılayamadığım birçok neden yüzünden bu kitabı okuruna öneriyorum.