Puan vermedi·80 syf.··
2024 28. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2024 14:35
“Çünkü aşıklar, bütün bu yoksunluğu ve düşkünlüğü sürdürmek isteyen hainlerdir; onlar olmasa, yoksunluk ve düşkünlük sona erer.” s.64 bu cümleyle başlayıp Schopenhauer için daha fazla düşman toplamış olayım :) Schopenhauer’un felsefesini bilmeden, aşka dair övgülerle karşılaşacağını sanıp bu kitabı okuyanlar hayal kırıklığına uğramış, kitabı yerden yere vurmuş. O halde önce onun felsefesini bilmek gerek. Yani İsteme(İrade) ve Tasarım(Tasavvur) olarak dünyayı tanımak gerek. Dünya bir tasarımdır, bu tasarımın devamının sağlanması için kozmik bir irade(güç) bizi sürekli istemeye ve arzulara sürükler. Hep bir şeyler isteriz ve isteklerimize kavuşunca hayal kırıklığı yaşarız ve başka şeyler isteriz. Bu döngü içinde dünya acı dolu, kötü bir yerdir. Ne zaman bu kozmik iradenin farkına varır ve istemekten feragat ederiz, o zaman bir miktar huzura kavuşuruz. #239360907 Aşkın Metafiziği’ne gelince, burada da aynı felsefe işliyor. Yani bütün aşk serüvenlerinin, arzuların nihai amacı gelecek kuşakların oluşturulmasıdır. Aslında o şiirler, öyküler, romanlara konu olan büyük aşklar, tutkular, “türün en iyi temsilcisini” doğurmak için bizi birbirimize yaklaştıran bir içtepi. Bunu oluşturan şey de “TÜR RUHU/İRADESİ” dediği bir kavram. Yani tür ruhu bizi tutkuyla, aşkla kandırıyor; türün devamını en iyi temsilcilerle sağlamak için. Bu devamlılık için de birincil eğilimimiz, temelinde doğurganlığın da olduğu bir “güzellik”. Bu nedenle aşk için eğilimi belirleyen ilk şey yaş; Kadınların tercih edilme yaşı 18-28 yaş, erkeklerin ise 30-35 yaş arasıdır çünkü bu yaşlar iki cins için de en doğurgan yaşlardır. Ardından erkeklerin, kadınlarda sağlıklı oluş, ayak küçüklüğü, dişler, zayıf ya da şişman olmayan bir ten, biçimli burun, küçük ağız, güzel gözler ve alın gibi fiziksel özelliklerin, türün sağlıklı bireylerini devam ettireceği için tercih edilme eğilimini artırdığı söyleniyor. Kadınların ise çirkin olsa bile erkeksi, kuvvetli, cesaretli ve iyi kalpli erkeklere eğilimi olduğunu hatta entelektüel üstünlükten pek de etkilenmeyeceklerini anlatıyor. Tabi bu noktada kadın okuyucular muhtemelen Schopenhauer’u “kadın düşmanı” olarak nitelemeye başlıyorlar bile. Kadının ve erkeğin sadakati için söylediği şeyler ise zirveye ulaştırıyor bu düşünceyi, sinirlerimizi oynatıyor :) Diyor ki; Erkeğin aşkı doygunluğa ulaşınca ilgisi azalır hatta başka kadınları elde etmeye kayar. Kadının aşkı ise doygunluğa ulaşınca daha da artar. Bunun sebebi de biyolojik olarak, erkeğin bir yılda yüzden fazla çocuğu olabilecekken, kadının ancak bir çocuk doğurabilecek olmasıdır. Böylece kadının sadakatsizliği çok daha büyük bir suçtur çünkü doğanın kadına yüklediği bu besleyici, koruyucu davranışa aykırı davranmış olur. İşte Schopenhauer’un kadınları rahatsız eden bu söylemleri hem o dönemin kadın algısı bağlamında hem de kendi kişisel geçmişi, annesi ve kadınlarla olan olumsuz ilişkileri açısından ele alınması gerekir. Oraya hiç girmiyorum. Evlilik için de özetle; Aşk evliliği mutsuzlukla sonuçlanır, çünkü tutku ile başlar, doygunluk sonrası da bunun diğer hazlardan farklı olmadığı anlaşılır. Bir de anne baba öğüdü ile rahat bir hayat sürme amacı göz önünde tutularak yapılan evlilikler vardır. Bu evlilikler ‘bireysel bencilliğin’ özüne uygundur, türün menfaatleri göz önüne alınmamıştır. Zaten rahat bir hayatla, tutkulu bir aşk da yan yana çok nadiren bulunur. Schopenhauer’un felsefesini seviyor olmama rağmen çok da eleştirebilirim. Birincisi, Schopenhauer biraz kafası karışık biri olabilir; aslında hem aşırı doğacı bir görüş ortaya atmış hem de bunu daha metafizik bir kavram olan ‘türün ruhu/iradesi’ ile açıklamış. Tuhaf bir harmanlama yapmış. Ve eleştiri kabul etmediğini en baştan bize söylüyor; saf ve yüce aşka sahip olan kişiler, aşkı asırlardır coşkuyla anlatan o şairler bana istedikleri kadar karşı çıksın, kandırılıyorsunuz siz, diyor. Mutlu olmak için aşkın peşinden koşuyorum sanıyorsunuz ama sizi koşturan “tür iradesi”, yani birlikte tüm sahip olduğunuz özelliklerle türün tipine uygun kişileri oluşturabileceğiniz kişilere tutku duyuyorsunuz. Onlarla üremeniz gerekiyor, bu yüzden o kişilere sahip olursam mutlu olacağım sanıyorsunuz. Ama doygunluk gerçekleşince; “fark yokmuş”, şaşırıyorsunuz, çünkü kandırıldınız :) İkincisi, elbet üreme amaçlı hormonların aktivitesi yadsınamaz (Schopenhauer hormonlardan değil türün iradesi gibi metafizik bir kavramdan bahsediyor) ancak insanın iradesinin bu kadar etkisiz kabul edilmesi de diğer eleştirdiğim nokta. Güzelliğin, karşı cinste tercih edilme açısından en büyük eğilim olacağı konusu, Schopenhauer’e en çok katıldığım konulardan biri. Bununla ilgili birçok bilimsel çalışma da var. “Halo etkisi” ile güzel olan birinin her açıdan arzulanır olduğunu, iyi ve olumlu olduğunu, değilse bile güzelliğin etkisiyle olumsuzluklarını, açıklarını kapatma eğilimi gösterdiğimizi biliyoruz. Güzel kavramı da tabi toplumlara, çağlara göre değişen bir durum. Schopenhauer da kendi dönemine göre bir çerçeve çizmiş muhtemelen. Son olarak, yine Platon (Eflatun) ve Immanuel Kant diyelim. Çünkü Schopenhauer bu iki isimden çok etkilenmiş ve burada da etkilerini, çağrışımları görüyoruz. Kendisi de atıf veriyor bu iki isme. Zaten Platon’un Şölen - Dostluk kitabı ile ele alınan fikirlerin benzerlerini burada da çok net görüyoruz. Bir örnek: #240765647 Platon’un İdeaları ve Kant’ın Fenomenler dünyası ile ilgili şöyle ilgi çeken bir harmanlama yapıyor: Doğacak yeni bir birey “İdea”dır, yani henüz maddesel değil, düşüncededir. Ancak bu doğmamış birey idealar dünyasından, “fenomenler” yani duyularla algılanabilen görüngüler dünyasına giriş yapmaya çalışır. Onun bu çabası ve amacı, birbirine aşık olan anne babada tutku olarak görünür. İdealar ve fenomenlerin çok ilgi çekici bir uyarlaması bu. Bu kitaptan çok eleştiri de çok yerinde tespitler de çıkarılır. İyisiyle, kötüsüyle, aşırılıklarıyla, doğacı tavrıyla, cinsiyetçi yaklaşımıyla bile okunmaya değer bir kitap. Düşkünlüğü sürdüren “hainler” dediği aşıkların, bulutlardan yeryüzüne inmesine, acılarının hafifletilmesine bile yardımcı olabilir :)
Felsefe-Düşünce
Aşkın MetafiziğiArthur Schopenhauer · Yapı Kredi Yayınları · 201916,8bin okunma
·
1 +1'leme
·
1.061 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
👏🏻👏🏻💯
E.
Gönderi Sahibi
🙏🌼
Schope’nin düşüncelerini özetlediğin ilk kısım boyunca hep şu soru döndü zihnimde: insan iradesiz, algoritmik bir varlık mı da şu olursa bu olur gibi iddialı cümleler kurmuş? Nihayet sen de bir yerde iradeyi göz ardı ettiğinin eleştirisini yaptın :) Benim için kilit nokta burası: irade :) Bu sayede doğrudan olmasa bile dolaylı yoldan kontrol alanımızı genişletebiliyoruz.
E.
Gönderi Sahibi
Megasonik Siklon Schopenhauer’un felsefesindeki bir sorun da burada işte. Kötülükler, acılar içindeki dünyada doğanın iradesine hapsolmuş insanın kendi iradesinden çok az bahsetmesi. Yine de bahsetmiyor değil, o da kontrolü ele alın diyor :) Doğanın iradesi bazen ciddi sınırlar çizse de bize, kendi irademizi hiç de küçümsememek gerek tabii :)
Çok iyi bir inceleme olmuş 👌🏼 Yorumlarınıza da sonuna kadar katılıyorum. Emeğinize sağlık🪻😊 Schopenhauer gibi böyle, iddialarına sıkı sıkı sarılan, "huysuz" filozoflar 😄 bize kendi çerçevelerimizi oluşturma ya da değiştirme imkânı sunuyor. Onun kurduğu çerçeveye bakıp "Bu biraz büyük geldi" ya da "Fazla küçük" diyebiliyoruz. Hem bu çerçeveleri incelemek de çok eğlenceli ve kendi çerçevemize dahil etmediğimiz ya da çerçevemizden dışladığımız unsurlar üzerinde düşünmemizi sağlıyor. Bu nedenle bu tarz düşünürler hiç ama hiç tasdik etmediğimiz fikirleri olsa bile göz ardı edilmemeli. Çünkü tam olarak da bu zıt fikirleri sayesinde bizim dikkate almadığımız, başka bakış açılarını onlar önceleyip bize gösterebiliyor. Akıl akıldan üstündür, ne doğru söz. Lafı uzatmayı pek severim😅 Ek Not: Erkeklerin çok eşli doğasını bir türlü kabul etmek istemiyorum😁
E.
Gönderi Sahibi
Monsilya Tam olarak düşündüklerim bunlar benim de, bu yüzden "huysuz" filozofları seviyoruz :) Ve ek not için: Aşırı doğacı fikirlere sahip olanların ortaya atmayı çok sevdiği bir argüman poligami. Doğa ile ilişkisi zayıflamış, toplumsal yapı içinde zihinsel olarak da evrimleşmiş insan için asla kabul etmiyorum çok eşlilik kavramını :) artık toplumsal yaşamın faaliyetleri, anlamlı bağlar kurabilmek ve psikolojik ihtiyaçlar, fiziksel ihtiyaçların bazen çok daha önünde. Poligami şu an daha ilkel topluluklarda devam eden bir durum. Ya da modern toplulukların ilkel zihinlerinde :) Harika yorumunuz için teşekkür ederiiim 🌼😇
Güzel bir anlatım tebrik ederim emeğinize sağlık
E.
Gönderi Sahibi
Güven Savcı teşekkür ederiim