Nobel ödüllü yazar Doris Lessing in Hayatta Kalma Güncesi ile buradayım. Öncelikle belirtmek isterim ki distopya eserlerini çok severim. Başta distopik eser denilince ilk akla gelen 1984, Cesur Yeni Dünya, Fahrenheit 451 gibi eserler olmak üzere Biz, Damızlık Kızın Öyküsü, Uyandığında neredeyse tüm distopya kitaplarını okudum. Hayatta Kalma Güncesi de bu doğrultuda bir eser ama ben bu kitabı beğenmedim.
Eser bir çeşit kıyamet sonrası dönemi anlatıyor. Bir çeşit diyorum çünkü yazar eserin çerçevesini okuyucuya net olarak sunmamış, pek çok şey karanlıkta kalmış. Kıyamet sonrası, medeniyetin ortadan kalktığı bir çeşit anarşi ortamında ana kahramanımız orta yaşlı bir kadın ve bir anda ortaya çıkan bir kız çocuğu ve onun sarı kedisi hugo ertafinda eser ilerliyor.
Bu kısımdan sonrası SPOİLER içerir.
Yukarıda da kısmen değindiğim üzere eserde ortama hakim değiliz. Ne oldu da dünya bu hale geldi, yetişkin erkek ve kadınlar nerede, devlet ve kurumlar ne yapıyor hepsi kalın bir sis perdesi altında. Yazar tüm bu soruları bana göre kolaya kaçarak eserde "şey" adını verdiği olguyla açıklıyor. Ne olduğunu anlatıcının da bilmediği bir "şey" oldu ve dünyada medeniyet ortadan kalktı! Eserin geçtiği ortam ve mevcut durum bence yeterli şekilde olusturulmamis. Yazar güzel olabilecek bir fikri bence başarısız şekilde işlemiş.
Bir diğer sevmediğim taraf da eserde yer alan fizik ötesi/fantastik kısımlardi. Emily ve hugo nereden, niye geldi, boyutlar arası geçiş yapılan duvarın esere katkısı ne, Emily nin geçmişini de okuduğumuz kopuk diğer boyut eseri bölüp uzatmaktan başka ne işe yariyor ben anlamadım.
Dediğim gibi ben eseri beğenmedim ve tavsiye etmem. Yazarın dili akıcı, eser kolay okunuyor olsa da yukarıda saydığım distopya örneklerine ek olarak otoritenin ortadan kalktığı, insanın doğal vahsiligine dair bir kitap için büyük yazar José Saramago nun müthiş başyapıtı Körlük ü, bu eserde de önemli bir yer tutan çocuklar ve onların doğustan iyi mi kötü olduğu felsefesine dair Sineklerin Tanrısı ni öneririm.