168 syf.
·6 günde·8/10
inci Hanımın sitede başlatmış olduğu geniş katılımlı Tolstoy etkinliği, benim adıma da artık ustayla gerçek anlamda tanışmak için bir vesile oldu. İncelemeye başlarken kendisine emekleri ve desteği için çok teşekkür ederim.

Çocukluk adlı bu eserimiz, İlkgençlik ve Gençlik 'le beraber bir üçlemenin ilk kitabı aslında... Bazı yayınevleri bu üç kitabı tek bir ciltte birleştirmişler. bence de böylesi çok daha mantıklı... Benim gibi Tolstoy'u kendi elleriyle büyütmek ve dev eserlere bu şekilde hazırlanmak isteyenler için güzel bir başlangıç serisi...

Çocukluk, Tolstoy'un da ilk eseri olarak geçiyor aynı zamanda... Konu ne zaman Tolstoy olsa, Dostoyevski'nin de ruhu bir şekilde gelir girer ortama... Adet yerini bulsun diye mini bir karşılaştırma da ben yapayım;

Bu seriden de anladığımız gibi Tolstoy edebiyat dünyasına biraz daha kıyıdan, denizin sığ sularından girmiş. Yavaş yavaş açılmış ve neredeyse görünmeyecek kadar derinlere gitmiş zamanla... Dostoyevski ise ilk kitabı olan İnsancıklar ile direkt denizin en lacivert yerinden dalmış suya. Onun hiç kıyıyla işi olmamış, hep derinlerde yüzmüş:) Netice de ikisi de yüz yıllar boyunca okunacak harika eserler yazmışlar... O yüzden ikisini sürekli karşılaştırmak yerine ikisinden de olabildiğince faydalanmak benim bakış açıma göre en mantıklısı...

Kitap yarı otobiyografik olduğu için kişilerin ve olayların hangisinin gerçek, hangisinin kurgu olduğu konusunda yüzde yüz bir bilgiye sahip değiliz. Ancak bir şekilde orada anlatılan hikayenin Tolstoy'un çocukluk yıllarıyla öyle ya da böyle ilişkili olduğunu biliyoruz. Peki bundan nasıl bir çıkarım yapabiliriz diye düşünürsek belki şunları sıralayabiliriz;

* Tolstoy çocukluğundan itibaren çok iyi bir gözlemci olmuş. Hane halkını ayrı ayrı gözlemlemiş, her biriyle ilgili kafasında geniş bir dünya kurmuş.

* Çok duygusal bir çocuk. Yani şaşırtacak derecede duygusal ve hassas... Olumsuz en ufak bir olay göz yaşı olarak dışarıya akıyor şelale gibi:) Bir o kadar da utangaç...

* Sınıf farkına daha çocukluk yıllarından itibaren anlam verememiş. Yaşadığı evde, o dönemin şartları içinde efendiler ve hizmetçiler/köleler var. Tolstoy, efendiler tarafında. Ancak hizmetçilerin pek çoğuyla duygusal ve sevgiye dayalı bir bağ kurmuş. Buna karşın, ufak tefek çatışmalarda bir anda kendisinin konumunu göstermek zorunda hissediyor karşı tarafa. Ancak genel olarak neden böyle olması gerektiğine de tam bir anlam veremiyor. Gözünü açtığından itibaren beraber yaşadığı insanların bir günde asıl efendi (baba) tarafından işten çıkarıtılabiliyor olması bu sınıf farkına olan bakış açısını tetikliyor. Buna benzer başka detaylar da var.

* Kendini hem fiziksel olarak hem de karakter olarak oldukça yetersiz görüyor. O yüzden hayatındaki insanları fazlasıyla yüceltirken kendini aşağılara çekip duruyor. Mesela erkek kardeşi onun gözünde daha yakışıklı, her şeyi başarabilen örnek bir çocuk. (Büyükanneye hediye verme sahnesi bu duyguyu çok iyi yansıtıyor.)

* Kendine olan güvensizliği ve başkalarını yüceltme huyu arkadaşı Seryoja hayatına girdikten sonra zirveye varıyor. Onun yerini başka biri alana kadar neredeyse bütün hayatı Seryoja'nın etkisi altında geçiyor.

* Az önce de bahsettiğim gibi hanenin alt tabakadan olan insanlarıyla çok daha yakın ilişkiler kuruyor. Bunun nedeni belki de annesini çok erken yaşta kaybetmiş olmasıdır. Natalya Savişna adlı evin erzak sorumlusu kadınla kurduğu derin bağ, bu durumla ilişkilendirilebilir.

* Yeri gelmişken, kitaptaki anne tamamen kurgu olduğu için onunla olan ilişkisine fazla girmiyorum. Ancak kitapta en etkilendiğim bölüm bir cenaze sahnesi ardından yapmış olduğu iç tahlilin dile getirildiği bölüm oldu... Burada en yakınlarını kaybeden insanların dahi cenaze ortamında, bazı durumlarda nasıl hem kendilerini hem de başkalarını kandırabildikleri konusunda gerçekten çok farklı ve ilgi çekici bir tahlil var.

Tolstoy'un 'çocukluğundan' bana kalanları kısaca böyle özetleyebilirim. Açıkçası, 'Dede' bana güzel bir yolculuk vadediyor ve uzun bir Tolstoy yolculuğu için kendimi hazır hissediyorum. Bu çocuğun büyümesini seyretmek ve ileride yapacaklarını yaşayarak, okuyarak görmek istiyorum.

İlerleyen yaşlarda görüşmek üzere...

herkese keyifli okumalar dilerim...