Gönderi

9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2025 15:12
İNSAN OLMAK , Kitap İncelemesi Bir dönem çokça denk gelmiştim 1000Kitap’ın akışında bu kitaba. Hemen hemen okuyan herkesin üzerinde hoş bir his bıraktığını farkettim. Bütün bir yaşam mücadelesi, tek bir ifadede toplanmıştı sanki: İnsan Olmak Kendi türümüzün atalarımızdan genetik aktarımla bize kötü bir miras olarak bırakılanların tamamlanabilememişliklerimizin ruhumuzun üzerine sinmesine neden olan o pis kokudur - hala tamlan(a)mamış bir insan olabil(e)memek -. Gaddarlık yapana "Az biraz insan ol be kardeşim!" denir; karşı taraftan nankörlük görmesine rağmen yine de karşılıksız yardım eden kişi "İnsanlık gör! İnsanlık!" der. Yoldan çıkmış/sapıtmış insanlara "İnsanlıktan çıkmışsın artık, kendine gel!" derler; sanki insanın salt özü herşeyi kendisine yontan bir kör bencil, merhametsiz değilmiş de pirüpak bir yeryüzü meleğiymiş gibi muamele yapılır, olur da bu yeryüzü meleği arasıra yoldan çıkarsa o kısımları usulüne uygun bir şekilde düzeltir sonra kaldığı yerden devam eder diye düşünülür. Evrimiyle atalarından tamamlan(a)madan kusurlarının enkazıyla devralınan insan türüne hep güzellemeler yapılır, herşeyin en güzeline layık görülür. Eee bu kusurlu ve aciz tür, hala düzelemediği için de İnsan Olmanın kitabını yazmak gereği, Engin Geçtan Hocamıza düşmüştür. Az biraz insan olup da okuyalım o halde . . . İnsan Psikolojisi'nin MR'ını çekmiş, Engin Hoca. Birçok psikoloji kitabındaki bazı bilimsel terimlerin fazlalığı bir okuru okuma esnasında zaman zaman boğabiliyorken Engin Geçtan , bilimsel verilerin ışığında insan psikolojisini sade bir vatandaşa nasıl anlatabilirim'in derdiyle bu kitabı yazmış, Psikolojik/Psikiyatrik bir kitabın, sanki bir edebi esermiş gibi okunmasına olanak sağlamıştır ; bu bahsettiğim kısmı, çok önemsiyorum. Çünkü bilimsel içerikli kitapları her kesimden okura sevdirebilmek için onu güzelce edebiyat sosuyla marine edip okura yedirebilmek gerekir. Bilimin mesafeli, soğuk ciddi duruşlu yüz ifadesini ancak edebiyat karnından gıdıklayarak güldürebilir, okuyucuya okunması daha sevimli hale getirir, sıcaklık hissi verir. Sessiz terapist gibi hastasına (okuruna) sokularak hissettirmeden bir hipnoz yaparak çekim alanına alıveriyor, Engin Geçtan Hoca. Kitabı artık okumaya başladığınızda ise sessiz terapi seansı da başlamış oluyor. “İnsanı anlamadan tedavi edemezsin” felsefesiyle hareket eden Engin Geçtan , ruh sağlığını, sadece hastalık değil, bir anlam arayışı ve kimlik oluşumu açısından ele alıyor. Geçtan’a göre çoğumuz “toplum tarafından şekillendirilmiş benliklerle” yaşıyoruz; bu da gerçek benliğimizle temas kurmamızı engelliyor; tam da buralarda ortalama bir insanın davranışlarının ardında çalışan dinamik güçleri, insanın içindeki psikolojik mekanizmaların çalışma prensibini anlatmış; hangi mekanizma hangi çarka etki eder, ne neyi tetikler, içeride çarklar nasıl döner, içiçe geçmiş zıt mekanizmalar çalıştığında bunu istemiştim ama sonucu bu geldi diyen bir psikoloji makinasını bir düşleyin bakalım. Olay, durum, insan...Hepsi el ele vermiş bir psikoloji makinası içine giriyor ve en sonunda makinanın sonundan ortaya bir davranış çıkıyor - sanki kıyma makinasının çalışma prensibi gibi - o makinanın içinde tam olarak neler oluyor, insanın davranışları neye ve nasıl dönüşüyor... Tam olarak bunu anlatmış Engin Hoca. Kitapta "Çünkü..." ile başlayan cümleler, çok değerli; "Çünkü..." ile başlayan cümlelerin neredeyse tümünün altını çizdim. Doktor edasıyla hastalığı teşhis ettiği sonucu "Çünkü..." ile başlayan cümlelerinde titiz bir doktor edasıyla tane tane açıklamış. Son olarak Engin Geçtan Hocamızla ilgili birşeyi söylemeden edemeyeceğim; bende bıraktığı his bunu söylememe biraz da mecbur etti beni; elbette her bir bilim insanının/yazarın kendine has bir üslubu, yaratıcılığı ve yorumu vardır ama dilimin ucuna sürekli Engin Yalom diyesim geliyor ve demek istiyorum ki "Haydi şu anlattıklarını biraz romansal kurguya dönüştür de bir Irvin Yalom hissiyle okuyalım şunları. Şöyle bir göğsümü kabartarak onların Irvin Yalom'u varsa bizim de Engin Geçtan'ımız var, ne olmuş ki yani diyesim geliyor. Lakin ifadeler, arzular içeride düğümleniveriyor işte. 2018'de Kendi Kendisinin Efendisi (ruhu) azad olup arşa yükselmiştir. Türk Psikiyatri Derneği Başkanı, Geçtan’ı “ dünya psikiyatrisinin sayılı isimlerinden biri ” olarak tanımlamış; onun “güle oynaya ve hakkını vererek yaşayıp veda ettiğini” vurgulayarak onu bu dünyadan uğurlamış, geride bıraktığı bizlere ise kendi varlık sorumluluğumuzu üstlenebilmek ve insan olabilmenin derdine düşmek kalmıştır. * * * Türk psikiyatri mütehassısı hekim, akademisyen ve yazar Prof.Dr.Engin Geçtan hocamıza sonsuz saygı ve minnetle. İnsan Olmak Engin Geçtan
Psikoloji
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,4bin okunma
·
1.076 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çünküler önemli insanlar o bağlantıları o kadar az farkediyor ki🙌🏻
Yine ufuk açan, büyük bir iştahla okumaya teşvik eden ve dolu dolu bir inceleme🌟✨📚 Hep merak ettiğim ve okumak için zamanı var deyip beklettiğim bir yazardı,öne çekmenin zamanı geldi🎊🥳
Engin Mavi
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim Bahar. ✨🙏🏻✨ Beğenmene çok sevindim. Engin Hocayı okumanın zamanı geldi demek ki :)
Her zamanki gibi çok güzel bir inceleme olmuş, emeğinize sağlık. Önceki okuduğum incelemelerinize göre daha kısa olsa da anlatımınızın lezzeti hiç eksilmemiş. Uzun incelemelerinizin yeri ise benim için her zaman ayrı:)
Engin Mavi
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim İlayda . Çok naziksin. Bazı eserlerde daha butik niş işler çıkartırken ilhamı daha büyük eserlerde ise uzun incelemeler çıkıyor. Bu arada uzun incelemelerimin benim için de yeri ayrı :) . İyi okumalar dilerim 📖
Vefat ettiğini bilmiyordum, şaşırdım bu yüzden. "İnsan eksiktir" düşüncenizi tebessümle okudum. Belki de bu yüzden hep bir aidiyet duygusu arar, böylece bir mekanla, sevdiği insanlarla, bir çift masum gözün sahibi bir patiliyle belki benimki gibi bir minik pençeliyle (papağanım var) kendini tamamlanmış hisseder. İnsanların kendinde de bulunan eksiklikleri, bir başkasında gördüğünde onu hizaya sokma istemesi aslında bir ihtiyaçtır. "Bir başkası" olmasaydı, insan nasıl olurdu? İnsan ne melektir çünkü iradesi var, ne de şeytandır salt kötülükle hareket eder. Bizi de zaten hizaya sokan bu ikisinin dengesi ve mücadelesidir. Kimin ayarı bozulursa şahit olan müdahale etmelidir ki, düzen devam etsin. Düzen ve huzur. Bu kez çok uzun olmayan bir incelemenize denk geldiğim için şaşırdım. Sizin incelemeleriniz bana göre tez niteliğinde olduğu için çoğu zaman hakkını verip, nihayete erdiremiyordum. Bu kez bitebildiğim için memnunum. Emeğinize ve kaleminize sağlık.
Engin Mavi
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim Kübra Hanım değerli yorumlarınız için. Evet, Engin Hoca sadece eserleriyle yaşıyor artık. Zaten bir insanın en büyük yaşam gayesi de geride bıraktığı eserleri, hayattayken dokunduğu insanlar ve izleri oluyor. Evet, insanın acziyetinden bahsettim inceleme yazımda. İnsan, daha gözünü dünyaya açar açmaz aciz muhtaç konumda, yetersizlik duygularıyla kendini bulur. Müsait olduğunuzda Alfred Adler'in İnsan Tabiatını Tanıma adlı kitabı hakkında yazdığım inceleme yazım hakkındaki değerli yorumlarınızı okumak isterim memnuniyetle: #208267531 Bu sefer bu incelemem kısa oldu. Eskiye oranla biraz daha butik işler çıkarmaya gayret ediyorum belki de. Sanırım şunlar en kısa olan incelemelerim: #256710149 #258703611 Yakın zamanda gelecek olan incelemelerim pek butik iş olmayacak gibi. Lakin söz konusu yazar: Gabriel Garcia Marquez :) 100.incelememe Yüzyıllık Yalnızlık yakışır diye düşünüyorum. Sizin gibi değerli okurlara bu platformun ihtiyacı var Kübra Hanım. Çok teşekkür ederim. İyi okumalar dilerim.