Merhaba arkadaşlar. Alvina Houhgton’un kullanılarak 20. yüzyıl toplumunda kadının konumunu gözler önüne seren bir Lawrence romanını daha geride bıraktık. Bizler onun adeta bir isyan niteliğinde olarak evlenmediğini ve evliliğin saçma olduğunu düşündüğünü görürüz. Zaten şöyle biraz geçmişe dönersek 2000’li yılların başına kadar bizler de çocukluğumuzda 20’li yaşlarda evli kadınları görürdük. Şimdi 30 yaşlarında bekar insanlar, özellikle de kadınlar görebiliriz. Alvina adeta bu direnişin bir temsilcisidir. Ve acımasızlığa bakalım ki bizde de başta ‘Evde Kalmış’ yorumları olmak üzere hakaret içerikli yorumlar ve toplum baskısının geldiği noktayı görmek mümkün. Belki kadın korkuyor, belki şiddet göreceğinden çekiniyor, belki de insan yalnızca sevildiği bir kalpte olmak için bekliyor ama hiçbiri yok. Kendilerinin sahip olmadıklarına başkalarının da sahip olmalarını istemeyenler yalnızca konuşuyor. Belki edebi olarak çok da parlak olmayan ama verdiği mesaj bakımından öne çıkarak ilgi çeken bir roman olduğunu burada belirtebiliriz.
Rahatlıkla söyleyebileceğimiz ilk durum, yazarın neden döneminde eleştirildiğini anlamamızı sağlayacak bir eser olduğu. Çünkü ilk bakışta kadınları eleştiren hatta onları aşağılayan bir roman olarak görülse de hikayenin içine girdiğimizde görürüz ki bu aşağılama, kadının toplum içindeki rolünü kabullenmesine ve sessiz kalmasına yapılır. Siz hakkınızı savunursanız kimse hakkınızı yiyemez ama siz hakkınızı korumazsanız kimse de sizin hakkınızı korumaz, diye özetleyebileceğimiz bir durumdur bu.
Ancak bizler gerek hikayeye gerekse de yazarın eserlerinin geneline baktığımızda erkeğin ve egemenliğinin bir noktada yüceltildiği algısını da görürüz. Buna algı dememin birkaç sebebi olduğunu söylemek istiyorum. Hassas bir mesele olan şu mesele dikkat çekicidir. Freud okuyanlar şimdi kendilerini belli edecek. Güç, üzerine eğildiğimiz en iyi kavramlar listesinde başı çeker. Ve hatta bir kadın, eğer bir erkeği seçecekse öncelikle ondaki güce bakar. Güçsüz, sefil (parasal olarak değil), değersiz, hiçbir başarısı veya hedefi olmayan bir erkek asla içgüdüsel olarak seçilmez. Bir kadın bu ‘Güç’ unsuru özelinde kendisini güçlü hissedebileceği ve kendisine bir şey katacak bir erkeği daima tercih etmiştir, ediyor ve gelecekte de tercih edecektir. Bu bir doğa kanunu gibidir. Ve her şeye karşı çıkan Alvina’da kendisine bir şey katabilecek, güçlü gözüken bir erkeği bulduğunda bunu tercih edecektir. Bu başarının adımlarından biridir. Hangi kadın, kendisinde gelecek görmediği bir erkeği tercih eder. Bu zaten kadının kendine saygısızlığı olur. Peki, bu söylediklerimde kadına veya kadınlara bir hakaret var mı? Bence yok. Güzel. O halde Lawrence’de kadınlara hakaret etmiyor, bir uyanışın toplumsal bir fark edişin öncüsü oluyor diyebiliriz.
İncelemeler:
#44393159#290427507#290939181#291133155#291803527#292324097#292499264#292860126#292918843#293508755#293726130#293902467
Okumalar:
Aaron’ın Asası
Adaları Seven Adam
Ak Tavus Kuşu
Anka Kuşu
Aşık Kadınlar (Brangwen Ailesi Serisi 2)
Atını Sürüp Giden Kadın
-İki Mavi Kuş
-Güneş
-Atını Sürüp Giden Kadın
-Gülümseme
-Sınır Hattı
-Jimmy ile Umutsuz Kadın
-Son Kahkaha
-Aşık
-Adaları Seven Adam
-Mutlu Hayaletler
-Hiçbiri
-Şampiyon Sallanan At
-Hoş Hanımefendi
Bakire ile Çingene
Çizgiyi Aşmak
Deniz ve Sardinya Adası
Gökkuşağı (Brangwen Ailesi Serisi 1)
Harman Yerinde Aşk
-Harman Yerinde Aşk
-Uğur Böceği
-Tilki
-Yüzbaşının Bebeği
İtalya’da Alacakaranlık
Kayıp Kız
Hepimize iyi okumalar dilerim..
Kayıp KızD. H. Lawrence · İletişim Yayınevi · 201244 okunma