____AustenJane ile birlikte okuduğumuz Rainer Maria Rilke 'nin Malte Laurids Brigge'nin Notları kitabının söyleşisini sizin ilginize sunuyoruz.
Galeyan: Kitabı okumanın üzerinden zaman geçse de aksaklıklar için özrümü dileyip başlayalım diyorum.
AustenJane : Bugün bir öğrencim dert yakındı bana “hocam çok hızlı unutuyorum okuduklarımı” diye. Ah dedim kelin ilacı olsa :) Unutmak bir lütuftur aslında insana dedim illa bir şeyler kalır insana, insandan ve de kitaptan. :)
Galeyan : Geçen burada okumuştum ya her şey unutulsa kitabı okuduktan önce ve sonra insan iki farklı kişidir diyordu.
AustenJane: Okuduklarımızla varız bir nevi, törpü gibi değil mi okumak? Bir bağ kuruluyor bu aşikar alıntılar da içte bir yere değiyor ki paylaşıyoruz. Anlaşılalım istiyoruz. Rilke sağlam bir törpü bu manada.
Galeyan : İçte bir yere değdiği konusunda elbette hemfikiriz özellikle okudukça kendimizde var olan ancak kelimelere dökemediğimiz alanın anlamlandırılması bazen bir dize bazen bir cümle ile karşılığını buluyor. Rilke'nin seni törpülediğini düşünüyorsun o zaman ? Törpülendiğin noktalardan bahsetmek ister misin?
AustenJane : Törpülenmek kelimesini; şekil almak, dönüşmek ben sahiplenmek özdeşim kurmak manasında kullandım. Bazen şöyle hissediyor buluyorum kendimi okurken; bunu ben de söylemiş olabilirdim. Bunu demek istemiştim illa bir zamanımda ama dememişim yine de bu, o cümleyi benim cümlem yapmaz mı diye.
Galeyan: O cümle bizim ruhumuzda bir fetih gerçekleştirip anlamını buluyorsa, bizim cümlede kendimizi bulduğumuz kadar, cümle de bize aittir artık.
AustenJane : Galeyan neden Rilke seçti okumak için? Okuduğun ilk kitabı mı? Nasıl vardı yolun elin Rainer Maria Rilke 'ye?
Galeyan : Ben Lou Andreas-Salomé ile hikayesini duyduktan sonra merak edip okumuştum, Salome gibi bir kadın, Friedrich Nietzsche ve Sigmund Freud 'ye rağmen Rilke' yi seçtiyse bir şey vardır bu adamda diye. Karışıp bütünleştiğin Rainer Maria Rilke 'ye saygılarla başlayalım o zaman, kitabın başında "Asıl sorun yaşamaktı." S.10 diye bir ibare var Malte'nin veya Rilke 'nin derdi veya sorunu yaşamak mıydı?.
AustenJane : Rainer Maria Rilke bu yarı otobiyografik romanında aslında Malte'nin ta kendisi. Yaşamak böyle hassas bir ruh için her daim sorundur derttir.. Bunu hissettirdi.
Galeyan : Yaşamak için anlama mahkum olanlardan. Ama yaşama mağlup olmuş hissettirmedi de değil.
AustenJane : Mağlup hissettirildi ailesi tarafından ve bunun üzerine inşaa etti yaşamını. Başka çaresi yoktu. Baskın, zengin, aristokrat bir anne; daha pasif memur kafasında bir baba.
Galeyan : Ötekileştirilmeye boyun eğmek yerine öteki olmakta irade gösterse şık bir galibiyet olmaz mıydı?
AustenJane : Çok hassas bir ruh olduğunu hissettim her kitabında Rainer Maria Rilke 'nin . Başka türlüsünü bulamazdık ondan gibi geliyor.. Kendim açısından bakacak olursam her daim kendim olma adına baskın bir karakter oldum..
Galeyan : Hassas insanları baştan mağlubiyete mahkum mu ediyor o zaman hayat?
AustenJane : En son okuduğum kitaptan bir alıntı ile geliyorum bu bahse; Didem Madak şöyle diyor:
“Ne eğere gelirsin ne de semere... Bu bendim ama Rilke değildi”Galeyan : Yerinde bir tanımlama, Rainer Maria Rilke 'nin Malte'si, Franz Kafka 'nın Josef K'sı mağlup mevzi komutanları. Ancak ben yine de aynı cephede mevzisini kendi seçen İsmet Özel gibi "Fırlamayım bıktım tanımlanmaktan." duruşunun mağlubiyeti kabullenmeyip tercihen öteki olmayı sağlayacağını düşünüyorum.
AustenJane : Empat kişilerle sen de sıkça rastlaşıyorsun işin gereği diye düşünüyorum. Sen ne düşünüyorsun hassas insanlar konusunda? Kararlarında ne kadar özgürler? Ne derecede kendi hayatlarının baş rolündeler?
Galeyan : "Her şeyi fazlası ile anlamak hastalık" diyen Fyodor Dostoyevski 'ye inat öncelikle bunun hastalık değil bir lütuf olduğuna inanıyorum empat olmanın. Ancak hassas olmak insanın kendi hikayesini yazmaya engel değil, ve durum hastalık değil lütuf olarak görüldüğünde fiyakalı bir Öteki olunur sanki.
AustenJane : Tanımlanmaktan bıkan bir fırlama fikri ile örtüşmüyor bu ama. :)
Galeyan : Tanımlanmaktan bıkmak anladığı kadar anlaşılmayanın çığlığı ise nasıl örtüşmüyor?
AustenJane : Rainer Maria Rilke kişilik oluşumunun diğer insanlar sayesinde meydana geldiğini anlatmak ister. Şekli ne olursa olsun, ilişkiler var oldukları sürece bir insanın kişiliği de var olur. Lou Andreas-Salomé 'nin özgüveni ve kişiliği de büyülemiştir ve Rainer Maria Rilke daha erkeksi ve daha güçlü görünmek için Lou'nun önerisini kabul ederek Rene olan adını Rainer olarak değiştirir. Bu husus yıllar önce çok etkilemişti..
Galeyan : Her insan, ilişkilerinden ilişkilerinin ruhunda bıraktığı izden ibaret ise özgürlükten mahrum biri haline gelmez mi? İddialı bir söz söylemek istemem ama erkeksi ve güçlü görünmek için bir kadının özgüvenine ihtiyaç duymak güzel görünürlükten çok eleştirilebilir bir durum benim açımdan.
AustenJane : "Ne adımız var artık ne atımız." (#295770135) bir arkadaş paylaşmıştı :)
Galeyan : Başkasının hikayelerine yama olmaktan öteye geçemediğimiz sürece atımız da adımız da olmayacak doğru:)
AustenJane : Kesinlikle hemfikiriz. Rainer Maria Rilke 'nin karamsarlığı çocukluğundan geliyor diye düşünüyorum. Ne dersin?
Galeyan : Rainer Maria Rilke 'nin çocukluğu ile ilgili kitapta beni sinirlendiren kısmı söyleyebilirim açıkçası, annesi kendisinin kız olmasını arzu ettiği için zaman zaman kız kıyafetleri içinde Sophie olarak annesiyle sohbetlerinin olduğu kısım. Rilke belki ne olmadığının farkında olarak büyütülse idi olduğunda irade gösterebilirdi.
AustenJane : Annesi tarafından Bir kız çocuğu gibi giydirilir, saçları örülür ve hatta o şekliyle sohbet sesini değiştirerek sohbet ettirilirdi.
Galeyan: Evet bunun başlı başına hastalıklı bir hareket olduğunu ve onu hassas ama özgüvensiz birine dönüştürdüğü kanaatindeyim. Sen ne düşünüyorsun bu hareket hakkında?
AustenJane : Baskıcı bir ebeveynin derdi çocuğunun kişiliğini bulması değildir ki annesi de onun bireyselliğini hiçe saymış. Kaybettiği önceki kız çocuğunun yasını oğlunu başkalaştırarak tutmuş. Bu sebeple kişiliğinde kadınlar adını dahi değiştirebilmiş..
Galeyan : Ve bu hiçe saymak kendine bir yer bulamamaya, kendi yerini inşa edemeyecek bir güçsüzlük içinde yaşamaya mahkumiyete dönüşmüş yıllar içinde. Ama her şeye rağmen Rilke ruha maya çalabilen görünme telaşına düşmeden görerek nefes alacağına inandığı için görmeye odaklanmasıyla başlı başına saygıyı da hak ediyor.
AustenJane : Hastalıklı şizofrenik denecek bir hareket annesininki. Rilke, ruha maya çalabilen ender kişilerden kesinlikle…
Galeyan : Annesi bir şair ısmarladı dünyaya ama benliğini çalarak, büyük cinayet.
AustenJane : Bir şair doğuracağım senden,
acını çek hapsedildiğin fistanlarda..
dışında ara bul kalbini bedeninden..
Ve de adını bambaşka adlarda, (AustenJane : e aittir.)
Galeyan : Başlığı Rainer'e cenaze türküsü mü :)
AustenJane : Rainer’e Sone ;)
Galeyan : Maya çalmak için mayalanmak lazım, "Mısralar sanıldığı gibi duyguların değil, yaşamış olmanın verimidir." S.21 , Yaşayarak mayalanmış "kimselerce bilinmeyişinden faydalan" diyerek mayalanmanın da bilinirlik ve görünme güdüsüyle zıt olduğunu ifade etmiş. Rainer'den Malte'ye biraz geçiyorum izninle "Yalnızlardan söz etmemiz insanlardan fazla anlayış beklemektir." S.146, Yalnızlardan söz etmek insanlardan anlayış beklenildiğinden mıdır?
AustenJane : Yalnızlık hak edilmiş bir varıştır bence. O raddede insan bir anlayışın da ötesindedir artık..
Galeyan : Yalnızlık hak edilen bir şeydir yani?
AustenJane : Bana göre öyle. Kutsal olma halimiz.
Yalnızlık bir yağmura benzer,Yükselir akşamlara denizlerdenUzak, ıssız ovalardan eser,Ağar gider göklere, her zaman göklerdedirVe kentin üstüne göklerden düşer.
Rilke'nin şiirindeki derinlik.. Bir başka dizelerinde de;
Erselik saatlerde yağar yereYüzlerini sabaha döndürünce sokaklar,Umduğunu bulamamış, üzgün, yaslıAyrılınca birbirinden gövdeler;Ve insanlar karşılıklı nefretler içindeYatarken aynı yatakta yan yanaAkar, akar yalnızlık ırmaklarca...Galeyan: Rainer Maria Rilke o zaman sana göre yalnız değildi? Hak ederek değil mahkum edilerek yalnız oldu çünkü. Hak edilmiş bir varışa elbette katılmıyor değilim ama yalnızlık kendi özünde gürleşen açısından hak edilmiş bir varıştır elbet, ama kendi özüne mahkum edilen hak edilmiş bir yalnızlık içinde midir?
AustenJane : Hak hukuk meselesi olarak bakmıyorum ki yalnızlığa. Bir varış diyorum, Kişi yalnızlığına varır.
Yollar yürür..ürür..ve yalnız olur yalnız ölür. Savaşını vermiştir.
Galeyan: Ya varamayan?
AustenJane : O kalabalık arasında kendine yer aramaya devam ediyordur.. Yürüyecek yolları alacak dersleri bitmemiş kendisine varamamıştır. Asla yeri yoktur kendini bulamayanın.
“Bizlere gereken yalnızlıktır, büyük, içsel bir yalnızlık.Kendi içine yürümek ve saatler boyu kimselere rastlamamak...İşte erişilmesi gereken şey bizler için.”Rainer Maria Rilke 'nin Genç Bir Şaire Mektuplar 'ndan bir alıntı.
Galeyan: Niçin yürüdüğünü bilemediği müddetçe de varılacak bir yalnızlığı olmayacak ne yazık ki.
AustenJane : Maalesef, her daim hayatı kaçıranlar olacaktır..
Galeyan : Başlangıca gebe bir varış, belki de aşk gibi bir eşik yalnızlık. Nihayetinde kendini kendiyle durulayanın hikayesi eşikten geçince başlıyor.
AustenJane : O sebeple edebiyatın ana malzemesi belki de.. öze özlem
Galeyan : Öz'ü bulursak atımız da bizi bulacak.:)
AustenJane : O atlar ki dört nala beklediler
özümüze dönmemizi..
adımız atımıza vardı dört nala.
Galeyan: Atların vardığı adların çoğalmasını diliyorum, Malte'den devam o zaman "Bütün kitapları okumayı görev saymıyorsak bir kitabı açmaya hakkımız olmamalı." S. 157 bu konuda ne düşünüyorsun?
AustenJane : Okumak eylemi onu doyurdukça inanılmaz bir açlık veriyor. Okudukça bir şey bilmediğimize ikna oluyoruz ve asla doymuyor bu açlık. Mükemmel bir haz bunu bilmeden yaşama devam edenlere şaşıyorum... O yüzden “Bütün kitapları okumayı görev saymıyorsan bir kitabı Açmaya hakkın yok..”Galeyan: Kadın olduğunuz için yaklaşımınız çok demokratik diyorum ama Rainer Maria Rilke yumuşaklığından böyle bir yaklaşım getirmiş bana kalırsa.:)) Okuma eylemi özelinde evet arayışı olan okur okudukça oluşur ve oldum deme lüksüne sahip olmadığını bilir. Ancak çoğu paçavranın kitap zannedilmesi durumunda insanları bu cümleyle aldatmak çok olası. Son bir dans o zaman Malte'yle "seven kadın, sevilen erkeği daima aşar" s.162 mı?
AustenJane : Aşar, Galeyan. Ben aştım o sebeple biliyorum cevabı.. Seven erkek de sevilen kadını aşar ama Seven her türlü aşandır demek o.
Galeyan: Didem Madak 'ın "Adanmak iyidir, yalandan" dizelerindeki gibi Sevmek de bir adanış olursa aşılır diyip Rainer Maria Rilke 'nin anlayışını sulandırarak düştüğü yere düşmeden sohbeti burada sonlandıralım o zaman. ("Herkese yetsin diye anlayışımızı sulandırıyoruz boyuna." S.182)AustenJane : Teşekkür ediyorum yoldaşlığın için.
Galeyan : Ben teşekkür ederim.
1k sevmez böyle kaliteli edebi sohbetleri:)
Kitabı okumadığım halde sohbet doyurucu geldi bi okur olarak bana. Son kısım özellikle okudukça doyumsuzlaşmak konusu... Okumak bu olmalı bence de okudukça kitaba açlığımız çoğalmalı.👏🏻🙃 AustenJaneGaleyan
Sevenler derneği kuralım okunmaya konuşulmaya değer kitap ve sohbetlerden ibaret:)) teşekkürler, hepimiz nihayetinde okudukça cahilliğimizle tanışıyoruz:)