Orijinal benzetmelerle örülü betimlemelerin ilk defa bu kadar bolca karşıma çıktığı serinin bu sekizinci kitabında hemen hemen tüm bölüm sonları doğa betimlemeleriyle bitiyor. Yazarımızın bu sonları, bölümün içine yayılan ve okuyucuda da fazlasıyla uyanan gerilim duygusunu bir nebze olsun hafifletmek ve okuyucuyu diğer bölümün aksiyonuna hazır hâle getirmek için stratejik bir hamle olarak uyguladığını düşünüyorum. Kitabın en sonunda da bu stratejiyle, zihni yorulan okuyucuyu derin bir rahatlama seansı hediye ederek uğurluyor.
Kitaba genel olarak baktığımda sürükleyicilik açısından kusursuz bulsam da serinin diğer kitaplarıyla karşılaştırdığımda en iyiler arasına sokamıyorum ne yazık ki. Gelişme bölümünde çok fazla detaya yer verildiği hâlde kafada oluşan bütün soru işaretlerinin bir anda cevap bulması çözümün vereceği tatmin duygusunu sekmeye uğratmış. Sonuç bölümünde ortaya çıkan ve acımasızlığı, onun yanında da çevresinin genişliğiyle nam salmış düşmanımızın sonunun çok çabuk getirildiği hissiyatına kapıldım. Gerçek suçluyu bulmak için yazarımızın yaptığı zoraki kafa karıştırma, aydınlatılmamış birkaç noktada kendini açıkça belli ediyor. Fark edebildiğim en bariz hatayı aşağıya bırakıyorum. Kim bilir böyle kaç tane daha var da fark edemedim.
ÜST PARAGRAFIN SPOİLER:
Lenny Lerman’ın akrabası olduğu iddia edilen acımasız katil Valdez, aslında Ziko Slayde’ın oğlunu kendisinden koparan Ian Valdez’in babası çıkıyor. Fakat Gurney’in İan Valdez’e durumu açıklarken bunu hiçbir şekilde belirtmemesi, İan’ın da bu durum hakkında en ufak bir şey söylememesi ağır fiyaskoydu bence.
Yılan Avı, ilk kitaplara göre daha karanlık ve kişisel risklere dayalı bir anlatı sunar. Gurney sadece davayı çözmekle kalmaz, bir cinayet soruşturmasının baş şüphelisi olarak görüldüğü için kendini de savunmak zorunda kalır. Bu, serideki önceki kitaplarda daha az gördüğümüz bir durumdur. Ve yine diğer kitaplardan farklı olarak Dave Gurney’in gerçek manada içsel yolculuğuna ve kendini bulmasına şahit oluyoruz. Kendini bulmaya çalışırken kaybettiği kişilere de üzülerek tanık oluyoruz.
Serinin diğer kitaplarıyla karşılaştıracak olursak: Aklından Bir Sayı Tut serinin zekâ oyunları en bol kitabıyken bu kitapta zekâ oyunları ona oranla daha basit seviyede kalıyor. Gözlerini Sımsıkı Kapat karanlık temasıyla ön plana çıkarken bu kitabımızda karanlık, en son kısma kadar çok ön plana geçmiyor. Fakat kitabımız sistematik soruşturmasıyla okuyucuyu Şeytanı Uyandırma gibi içine çekmeyi başarıyor. Mahkeme ve kapalı alan gerilimiyle de Peter Pan Ölmeli kitabıyla ortak mekan ögeleri fazlasıyla mevcut. Psikolojik ve metafizik temaların ağırlığını hissettiğimiz Kurt Gölü Yılan Avı'ndan temasal olarak ayrı düşmekteyken, serinin toplumsal gerilim, ırkçılık gibi konulara yöneldiği tek kitabı Fırtınada Yanacaksın bu kitapla benzerliğini en az görebildiğimiz kitap. Son olarak, karanlık atmosferiyle bizi içine çeken Tepenin Laneti ile Yılan Avı arasındaki karanlık atmosfer büyük benzerlik taşımakta.
Dave Gurney’in özel hayatında bu sefer oğluyla ve karısıyla ilişkisinin yanında geçmişinde babasıyla olan kopuk ilişkisine de yer verilmiş kitap boyunca. Bu anlar okuyucuyu suç bulmacasından az da olsa uzaklaştırdığı için rahatlatıcı oluyor. Ayrıca bu baba oğul arasındaki özel ilişki kitabın geneline yayılan baba oğul temasını da çok güzel yansıtıyor. Lenny Lerman ile oğlu Sonny Lerman ve Gurney’in temyize götürmek istediği kişi olan ünlü tenis oyuncusu Ziko Slade’i babası gibi gören arkadaşı Ian Valdez ile ilişkileri bu temayı daha da ön plana çıkartıyor. Hatta sonuçlanan davanın temelinde bile yazarımızın sayfalar aktıkça daha da olgunlaştırdığı ve belirgin hâle getirdiği baba oğul ilişkisi var.
Serinin tüm kitaplarında olduğu gibi baş karakterimiz emekli NYPD dedektifi Dave Gurney’in kitabın başından sonuna kadar iki dünyası arasında denge kurmaya çalıştığını görüyoruz. Bir yandan karısı Madeleine ile birlikte çiftlik işleriyle uğraşırken diğer yandan Ziko Slade’in masum olduğunu kanıtlamaya çalışırken üstüne yıkılan cinayet suçu ve bu suçtan aklanabilmek için bölge savcısı Cam Stryker’ın siyasi hırsından kaynaklanan tehditlerinden gizli yürüttüğü soruşturmaya tanık oluyoruz.
Anlamadığım bir nokta kitabın ismindeki ‘avı’ kitapta avlanmak fiili olarak değil de bir yılan türü olarak geçiyor fakat hiçbir yerde böyle bir türe rastlamadım. Yazarımız okuyucuyu şaşırtacağım diye bu noktada biraz saçmalamış sanki.