Bekleyişin Zamanı Yok
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 12:00
Bekleyiş, zamanı değil kişinin içinde hiç kapanmayan boşluğu temsil ediyor bu kitapta. Metne başladığımda bekleyişi ilk olarak zaman temasıyla ilgili düşünmüştüm. Sanki karakterler zamanın içinde asılı kalmış şekilde bir şeyi bekliyor gibiydiler. Kitap ilerledikçe bekleyişin zamanla ilgili bir olmadığını fark etmeye başladım. Bekleyiş burada bir olayın gerçekleşmesini beklemekten ziyade gerçekleşmeyen ya da gerçekleşmeyecek olan bir şeyin etrafında dolaşmaktan ibaret. Beklenen şey hiçbir zaman tam olarak gelmiyor ama bekleyiş de sona ermiyor: “Bekleyişte, her zaman beklenen şeylerden daha fazla beklenecek şey vardır.” (s. 86) Kitap ilerledikçe bekleyiş zamanla ilgili bir kavram gibi değil daha çok arzunun kendi hareketi gibi görünmeye başladı. Bekleyiş bir sonun yaklaşması değil eksikliğin etrafında dönüp durama hâline geldi. Bu yüzden ilişkide de doğrudan bir kavuşma yok; hep bir aralık, hep bir gecikme var: “Görmek ile söylemek arasındaki bu aralıkta, bu boşlukta bekleyiş yoluyla gayri meşru olarak birbirlerine doğru taşınmış hâlde.” (s. 102) Bence metnin asıl teması görmek ile söylemek arasında, yakınlık ile mesafe arasında, varlık ile yokluk arasında dönüyor. Kitap boyunca iki kişi birbirine yaklaşmaya çalışıyor fakat tam olarak ulaşamıyor. Kitabın beni en çok etkileyen yanı fiziksel yakınlığın dahi mesafeyi ortadan kaldırmayı başaramaması: “Hiçbir zaman yeterince yakın ve fazlasıyla yakın olmayacaksınız ve buna rağmen birbirlerine tutulmuş ve bitişik.” (s. 87) Bu durum bana günlük hayattaki ilişkileri de düşündürdü. İnsanlar çoğu zaman birbirlerine çok yakın durduklarını sanırlar; konuşurlar, birlikte zaman geçirirler, hatta aynı mekânı paylaşırlar. Ama buna rağmen aralarında görünmeyen bir mesafe kalır. Bu kitap da bu mesafeyi anlatıyor. Üstelik bu mesafe yalnızca fiziksel ya da duygusal bir uzaklık değil aynı zamanda eksiklik ve talep duygusuyla da ilgili görünüyor. Bazı kısımlarda bu bekleyiş hâli açıkça talep ve eksiklik duygusuna bağlanıyor: “Sahip olmadığım şeyi size veremem.” (s. 84) Bu cümle bana psikanalizde sıkça karşılaşılan bir düşünceyi hatırlattı. İnsan çoğu zaman tam da sahip olmadığı şeyin etrafında konuşur, ister, talep eder. Bekleyiş de buradan doğuyor çünkü verilemeyen, söylenemeyen ya da tamamlanamayan şey, bekleyişin sürmesine vesile oluyor. Metnin sonlarına doğru ölüm fikri de daha belirgin hâle geliyor. Ama burada ölüm kesin bir son gibi değil bitmeyen bir süreç gibi düşünülüyor: “Çok hızlı. Fakat ölmek uzun sürüyor.” (s. 103) Kitabı bitirdiğimde Bekleyiş Unutuş’un zaman üzerine değil de arzu, eksiklik ve söylenemeyen şey üzerine kurulduğunu düşündüm. Bekleyiş burada bir süre olarak kullanılmamış. Kişinin içinde hiç kapanmayan bir boşluğu temsil ediyor bana göre. Okurken sık sık metinlerarası bağlantı kurdum. Bekleyişin arzuyla ilişkisi bana özellikle Jacques Lacan’ın arzu ve eksiklik üzerine düşüncelerini hatırlattı. Metindeki tekrar eden bekleyiş ve gecikme fikri ise yer yer Søren Kierkegaard’ın Tekerrür düşüncesini çağrıştırıyor. Bu yüzden kitabı okurken Blanchot’nun yalnızca bir ilişkiyi anlatmadığını, aynı zamanda arzunun, eksikliğin ve bekleyişin felsefesini kurduğunu düşündüm. Kitap boyunca beklenen şey hiçbir zaman gelmez çünkü bekleyişin amacı bir sona ulaşmak değil, eksikliğin etrafında dönmeye devam etmek. Maurice Blanchot Jacques Lacan Soren Kierkegaard Martin Heidegger Tekerrür Şato
Edebiyat
Bekleyiş UnutuşMaurice Blanchot · Monokl Yayınları · 2018838 okunma
·
717 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yine müthiş bir inceleme olmuş hocam, alıntı seçimlerin ve açıklamaların süper. Özellikle 'Hiçbir zaman yeterince yakın ve fazlasıyla yakın olmayacaksınız ve buna rağmen birbirlerine tutulmuş ve bitişik' kısmı üzerine yazdıkların beni çok etkiledi. İnceleme sonunda başka kitaplarla kurduğunuz bağı pekiştirmeniz artık imzanız niteliğinde, o kısma hiç girmeme gerek yok sanırım :) Teşekkürler paylaşım için, keyifle okudum.
Dilek Bilgin
Gönderi Sahibi
Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Metinlerarası bağlantı kurarak okumayı çok seviyorum, zaten eserler özünde hep metinlerarası değil midir? 😊 O seçtiğiniz alıntı benim de favorilerimden... Bazen kelimelerin bittiği yerde o mesafe çok daha belirgin hale geliyor. Bu çabayı imza olarak nitelendirmeniz beni çok onore etti. Keyifle okuduğunuza çok sevindim. 🙏😊
Dilek Bilgin kesinlikle öyle. Kurduğunuz bağ sayesinde sizi takip eden okur arkadaşlar için ayrıca kolaylık sağlıyor🙏
Dilek Bilgin
Gönderi Sahibi
Sorgulayan Okur M. Işık Çok teşekkür ederim, bunu sizden duymak ayrıca sevindirici. 😊