Dar Zamanlarımda "Yola Düşürdüğüm Gölgeler"
10/10
·144 syf.·
2019 10. kitabı
Yola Düşen Gölgeler yaklaşık üç yıllık bir aradan sonra piyasaya çıkan romanım oldu. Bu üç yıl benim açımdan hayatımın en berbat, en sıkıntılı dönemiydi. Üstelik geleceğin ondan iyi olacağına dair ümitli değilim. Pek çok sorunla, acıyla ve olumsuz durumla, hayal bile edemeyeceğim şeylerle karşılaştım. Ancak şunu söyleyebilirim ki, eğer bu üç yıl olmasaydı böyle bir romanı asla yazamazdım! Belki de bu haksızlıklara, böyle eserler verebilmek için maruz kalıyoruzdur. İlk romanım olan Bir Gün benim romantik dönem eserimdi. Gençlikten ve ilk yazarlık dönemimden kesif izler ve acemilikler taşıyordu. Yine de Bir Gün’ün hikâyesiyle, memleketimde geçiyor olmasıyla ve onu yazmış olmakla gurur duyuyorum. Tuna'nın Türküsü ise iyimserlik dönemi eserim oldu. Tuna’nın Türküsü’nü ve kahramanlarını çok seviyorum ancak hayata, onu yazdığım yıllardaki gibi bakamıyorum artık. Yola Düşen Gölgeler’e gelirsek: Sanırım acılarla piştiğim, gerçeklik dönemi eserimdir. Bir bakıma, kırk yaşıma girdiğim şu zaman diliminde, bir olgunluk dönemi romanı da diyebilirim. Aralıksız devam eden okuma sürecimde, son yıllarda daha evvel hiç okumadığım yahut az okuduğum, çok farklı yazarlarla ve onların tarzları ile karşılaştım. Bu yazarların hemen hepsi daha önceki yıllara ait dünya görüşümün dışında olan isimlerdi ve kabul etmeliyim ki, çoğundan etkilendim. Yola Düşen Gölgeler, postmodernist tarafları da olan bir roman. Bir üst anlatıcı var. Bu anlatıcı İstanbul’dan çıkıp Ankara’ya gidecek olan bir otobüste bulunuyor ve bu otobüste seyahat eden bazı yolcuların, belki de gölgelerin birbirinden bağımsız gibi görünen hikâyelerini anlatıyor, anlattırıyor. Biz bu yolcularla birlikte kâh Bosna Savaşı yıllarına gidiyoruz, kâh Ankara’nın gecekondu mahallelerine. Irak’tan Samsun’a uzanan bir yolculuğun acılarını yaşıyoruz. Amsterdam’a giden, iki farklı insanın hikâyesini okuyoruz. Gencecik iki aşığı bir şehit çocuğu üzerinden görüp, toplumsal değerleri utanmazca kullanabilen bir yerel siyasetçi ile haksızlığa uğramış bir akademisyeni, genç ve tecrübesiz bir kızcağızın aldatılmışlığını ya da ne bileyim, bir dargınlığı okuyabiliyoruz. Aslında romandaki karakterlerin hepsi yolda yürürken yanından geçtiğimiz, aynı tramvaya bindiğimiz, aynı okullarda okuduğumuz veya komşusu olduğumuz insanlar. Dışarıdan bakıldığında herhangi biri gibi görünen insanlar ki, başkaları için hepimiz öyle görünmüyor muyuz? Her sanat eserinin bir meselesi vardır, anlatmak istediği bir şey. Yola Düşen Gölgeler’de de çektiğim sancıları dışa vurmayı amaçladım. Hepimizin öncelikleri var, bundan on yıl önce olsa önceliklerim farklı olurdu. Ancak artık önceliğim insan olmak ve insan kalmak merkezde olmak suretiyle adalet, iyilik ve özgürlük kavramları. Bu romanda evrensel bir sonuca varabilmek adına iyilik nedir, adalet neden gereklidir ve insanlık nasıl anlaşılmalı gibi sorulara cevaplar aramaya çalıştım. İçimde biriken, beni yaraladığı gibi olgunlaştıran pek çok meselem vardı, pek çok acım… Bir romancı olarak bunları ifade etmeye çalıştım. Böylece ortaya Aida ve İbrahim Spahiç, Musa, Zeliha, Kemal, Bahar, Abdullah Sami, Marko Markoviç, Ceylan Maaruf, Ömer ve Merve gibi karakterler çıktılar. Neler yaşamış olursam olayım hep şuna varıyorum. Beni andıran Abutalip Kuttubayev gibi bir karakter oluşturan, hayranı olduğum Cengiz Aytmatov’un dediği gibi aslında: gözlerimi kapayabilir, kulaklarımı tıkayabilirdim ama düşünmeden edemezdim. Ayrıca bu romanda 1000kitap.com'un ve değerli üyelerinin ciddi bir etkisi ve katkısı olduğunu ifade etmeliyim. Sadece okuma değil yazma serüvenime de dokundular. Son vermeden evvel, Yola Düşen Gölgeler’deki mottolarımızdan birini paylaşmak isterim, kitap onunla başlayıp, onunla bitiyor zaten. “Bazı acılar vardır. Geçtiğine siz bile inanırsınız ama geçmez. O sızı hiç dinmez ve bir yerlerde gizlenir kalır.”
Edebiyat
Yola Düşen GölgelerMehmet Yılmaz (Samsunlu) · Roza Yayınevi · 2019173 okunma
··
366 Gösterim
25 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Hayırlı olsun Mehmet Bey, en kısa zamanda edinip okumayı çok isterim. Daha öncekileri de sevmiştim. Bunu da seveceğimden eminim. İnsanın yazgısında her zaman acı çekmek vardır demiş Rousseau. Ben de her gecenin bir sabahı var diyorum... Okurunuz bol olsun... Selâmlar...
Mehmet Y.
Gönderi Sahibi
Eksik olmayın. Açıkçası bu sitede yer alan ya da almayan iyi okurların, destek dolu sözleri beni ayakta tuttu.
Edebiyatımızın son yüz yılına bakarsak hangi düşüncede olursa olsun en iyi yazarların fikirlerinden ötürü haksızlığa uğradığı, hapis yattığı ve çile çektiğini görürüz. En iyi eserlerini de bu zamanlarında yazmışlardır bir Nazım Hikmet bir Necip Fazıl hapse girmeseler kendileri olamazdı bence. Her zaman söylerim güllük gülistanlık edebiyat olmaz. Dediğiniz gibi sıkıntılar problemler yasadiysaniz hele ki bu kitabı oluşturmanızı bunlar sagladiysa eminim çok güzel bir kitap olmuştur. İlk fırsatta alıp okuyacağım inşallah
Mehmet Y.
Gönderi Sahibi
Salih Bey kardeşim tespitiniz yerinde. Sanatçı bizatihi yaşadığı ya da şahit olduğu dertlerden, acılardan besleniyor kuşkusuz. Ben de artık böyle düşünüyorum. Değerlendirmenizi sabırsızlıkla bekleyeceğim.
Bu habere çok heyecanlandım abi, kitapta geçmişindekileri roman kurgusuna nasıl yedirdiğini az çok tahmin edebiliyorum ve bunları senin üslubundan okumak yine keyif verecek, biliyorum. Tuna'nın Türküsü'nü çok beğendiysem bu kadar yıl deneyimden sonra yazılan bu kitabı muhtemelen daha çok beğenirim diye düşünüyorum. En yakın zamanda okumayı düşünerek, kalemine sağlık şimdiden. :)
Mehmet Y.
Gönderi Sahibi
Buna benim karar vermem doğru olmaz elbette ancak Oğuz kardeşim, belki anlattığım şeyler değilse de anlatış tarzım Tuna'nın Türküsü'nden daha başarılı oldu bence. Senin yorumun benim için ayrıca önemli ve kıymetli olacak.
Mehmet Y.
Gönderi Sahibi
i.hizliresim.com/GmmdqZ.jpg Miço Bey adlı üye, daha bugün matbaadan çıkan kitabı temin edip okumuş, yetmemiş 7 puan vermiş. Ne tuhaf insanlar var bu dünyada?
Mehmet hocam şimdiden hayırlı olsun yeni kitabınız. Tuna'nın Türküsü - Bir Gün bu iki kitabınızı okumuş ve çok sevmiş biri olarak -üzerine inceleme altında biraz konuşmuştuk- (#26539000) kesinlikle bu kitabınızı da okuyacağım. İlk kitabı siz hediye etmiştiniz ancak imzalatamamıştım. Bu kitabı alıp ikisini birden imzalatmak isterim. Toplantılara da gelmiyorsunuz artık, oysa ne de güzeldi geldiğiniz toplantı.
Mehmet Y.
Gönderi Sahibi
Şartları zorlayıp yine katılmak isterim. Ancak bunun dışında mekanımız belli, çayımız var, kitaplardan konuşacağım dostları her zaman beklerim :)
Reklam
Mehmet Hocam hayırlı olsun öncelikle. Piyasaya çıktığı gün itibariyle siparişimi verip, kitabın ilk okurlarından biri olup, kütüphanemin en güzel köşesinde, Tuna’nın Türküsü’nün hemen yanında muhafaza edeceğim inşallah:) Bu kitap, sizin de ifade ettiğiniz gibi acının ön planda olduğu, olumsuz bir dönemin hafızası olmuş... Yepyeni ve daha aydınlık, daha umut dolu bir dönemin de başlangıcı olur inşallah... Şimdiden ellerinize, emeklerinize sağlık... Selam ve Sevgilerimle...
Mehmet Y.
Gönderi Sahibi
Yorumlarını beklediğim özel kişilerden biri de sizsiniz Necip Bey. Karanlık bir roman olmadı aslında lakin sert bir roman oldu diyebilirim. Tuna'nın Türküsü'ndeki iyimser kahramanlar yerine daha realist karakterler var. Balkanlarda bu kez Bosna'ya gideceğiz. Samsun'dansa vaz geçemedim yine... :)