Aşk her yaşta vardır...
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2020 163. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2020 20:03
Merhaba Dostlar! Nobel ödüllü yazar Gabriel Garcia Marquez 'in son eseri olan Benim Hüzünlü Orospularım, isminden dolayı merak edip okumak istediğim bir kitaptı. Pandeminin başladığı zamanlar İnternetten almıştım, ama okumak için sıra şimdi geldi. Aslında kitapçıdan almayı çok isterdim. Çünkü gelecek tepkiyi merak ediyorum. (Bu merakımı gidermek için özellikle bir gün kitapçıya soracağım) Ne garip değil mi, bir kitabın ismini bile telaffuz edememek. Sanırım bu sadece bizim toplumumuza has bir özellik. Kitapçıya gidip isminden dolayı istemeye utanan insanlar var aramızda. Hatta 'Ne kadar ayıp, bu kitap okunur mu?' diye düşünenler bile vardır. Yok demeyin, olduğunu biliyorum. Çünkü bizde ahlak bekçiliği çok meşhurdur. İsminden dolayı bir kitabı istemeye, hatta okumaya utanırsın ama, sokak ortasından bir kadını döven hatta öldüren kişiye sesini çıkaramazsın. Neden çünkü onun karısı ve her şeye hakkı vardır. Beni yanlış anlamayın, konuyu şiddete getirmeyeceğin. Ama bir kitaba isminden dolayı ön yargılı olmak çok saçma. Yazara karşı ön yargılı olmayı anlarım, ama sırf isminden dolayı okuyanları yargılamak bana çok göre çok yanlış. Gabriel Garcia Marquez 'in okuduğum dördüncü kitabı. Onunla tanışma kitabım ise, #k:1356. Çok kişiden kitabı yarım bıraktığını duydum. Oysa ben çok sevdim. Yüzyıllık Yalnızlık'ı bitirdikten sonra, kitapçıda gördüğüm bir kitabını hemen düşünmeden almıştım ( Kırmızı Pazartesi ) Onu da sevdim. Kolera Günlerinde Aşk ise muhteşemdi, tıpkı Yüzyıllık Yalnızlık gibi. Kitabımızın baş kahramanı, 90'lık bir delikanlı, aynı zamanda gazeteci. 90 yaşında delikanlı mı olur dediğinizi duyar gibiyim. Ben de biliyorum, biz de yaş yetmiş iş bitmiş dendiğini, ama okursanız 90 yaşında bile hala delikanlı olacağınıza inanabilirsiniz. Bu sadece erkekler için geçerli değil tabii, kadınlar için de geçerli. Yeterki İçimizdeki yaşama sevincini yitirmeyelim. "İnsan gerçekte olduğu değil, hissettiği yaştadır." (s. 54) Bizim 90'lık delikanlı hayatında çok kadınla birlikte olmuş, ama hiç âşık olmamış. Aşık olmadan ölüp gideceğini düşünürken 90. yaş gününde tanıştığı bir kız sayesinde aşkı bulmuş. Bana göre çok yanlış bir aşk ama, gönül ferman dinlemiyor ne yazık ki. Okurken keşke kızın yaşı bu kadar küçük olmasaydı dedim. Her kitapta bizi rahatsız eden olaylar mutlaka vardır. Bu kitapta da aradaki yaş farkından çok, kızın yaşının küçük olması beni rahatsız etti. Elli yaşına kadar beş yüz on dört kadına dokunan ama hiç aşkı tatmayan bizim 90'lık delikanlı, ismini dahi bilmediği küçük kızda aşkın büyüsünü keşfetti. Hem de dokunmadan. Garip olan ise sokakta yüzünü görse tanıyamayacak. Tıpkı gözleri görmeyen birinin aşkı gibi. Görmeden, dokunmadan aşk da olabilirmiş. Yeter ki duygularımız ölmesin. "Sonunda gerçek yaşam buydu işte, kalbim kurtulmuş, yüz yaşından sonra herhangi bir gün mutlu bir can çekişmesi içinde aşktan ölmeye mahkûm olmuştu." (s. 94) Anlayacağınız bizim 90'lık delikanlı artık çok mutlu. Çünkü hayatının son demlerinde hiç tatmadığı aşkı buldu. Darısı aşktan ümidini kesenlerin başına. Okursanız hala bir ümidiniz olduğunu anlarsınız. Şimdiden keyifli okumalar.
Edebiyat
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 201925bin okunma
·
581 Gösterim
20 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
“Tutkuların manevileştirilmesi aşk demektir” der Nietzsche ve ekler Candan Erçetin “Aşka gönül vermem, aşka inanmam, yıllarca boş yere ağlayıp yanmam” :D Velhasıl kelam aşk değildir o, tutkudur ama önceki yanmışlıkların acısından artık takati kalmamıştır, o nedenle uzaktan tutkularını küçük kalp balonlarına çevirmiştir. 100 bin baloncuk sevgimsi :D Ruhtur genç kalan, sanırım bir tek buna katıldım kitapla ilgili, kalemine yüreğine sağlık Sultan ablacım 💗
Sultannn
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim canım. Nietzsche amcam ne derse doğru der, onun fikirleri benim için son noktadır. Her ne kadar aşka innamasak da eninde sonunda gönül veriyoruz, kaçınılmaz bir son. Yine de aşk güzeldir diyorum. Özellikle gençlere tavsiye ederim ❤️
Günaydın öğretmenim.. Marquez’i okumayı seviyorum ama bu kitabını masumca okuyamamıştım hatırlıyorum, "Doksanını bulmuş çok yaşlı bir gazete köşe yazarının ağzından müthiş bir aşk serüveni" diyor tanıtım yazısı ama ben hiç katılamamıştım buna. Evet aşk güzel şeydir okumasını pek sevmesem de:) Marquez başarılı ve cok sevdigim, yüzyıllık yalnizlik gibi bir kitapla beni kendisine hayran biraktiran bir yazardir. Ama bu kitabinin olmamış olduğu kanisindayim.. Alıntılariiniz beni okudugum zamana goturdu o zaman da 90 yasinda bir adami, genç kız bile demiyorum 14 yaşında bir kiz çocuğuna istismari olarak okumustum. Ayrıca bunu kendi incelememde de belirtmiştim 90 yaşındaki karakterin yaşamına zıt olarak kadını her fırsatta aşağılaması, bakireliği yüceltmesi beni ihtiyardan soğutmuştu. :)) Ek olarak kitabın adı hoşuma gidiyor içeriğini beğenmemiş olsam bile, marquez candır😁
Sultannn
Gönderi Sahibi
Tünaydın canım. Söylediklerine katılıyorum. Kızın yaşının küçük olması, bakireliği yüceltmesi benim de hiç hoşuma gitmedi. Tek sevdiğim taraf aşkı buldu. Ama keşke beraber olduğu kadınlarda bulsaydı.
Kendini 1.000 yaşında hissedenler için de ümit var mı hocam :))
Sultannn
Gönderi Sahibi
Nefes aldıkça ümit vardır :))
Hocam, liseye gidiyordum sanırım, o zamanlar, okulun yakınlarında bir kitapçıya gidip, Nâzım Hikmet’in bir kitabını sormuştum. “Biz kırmızı kitaplar satmıyoruz.” demişti bana. :))) İncelemenizi okuyunca o geldi aklıma, kitabı isminden dolayı istemeye utanır olmuşuz, içinde ne yazdığını, ne anlattığını bile bilmeden.
Sultannn
Gönderi Sahibi
Çok komikmiş. Kırmızı ile sanırım Nazım Hikmet'in kominist olduğunu ima ediyorlar. Hala öyle düşünen insanlar var ne yazık ki.
Ne güzel hep istediğim mesleği yapıyorsun.
Sultannn
Gönderi Sahibi
Mesleğimi seviyorum. Bence siz de ümidinizi kaybetmeyin.