10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 157. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 02:40
"33 PENCERE" Edebiyat, bazen aklın sınırlarını zorlayan bir fikri, kalbin en derin hissiyatıyla buluşturduğunda gerçek büyüsüne kavuşur. Ne sadece bir tefekkür metninin tercümesi, ne de kuru bir şerh. O, hakikat okyanusunda süzülen damlaların, bir şairin gönül fırtınasında yeniden hayat bulmuş hali. Hakikatin farklı veçhelerine açılan 33 ayrı kapı, 33 ayrı nefes, 33 ayrı tefekkür anı. Yazar, okuyucuyu bir binada dolaştırıp her odada farklı bir pencereyi aralamaya davet ediyor. Her bir pencere, insanın iç dünyasından evrene, inançtan âhlaka, varoluşsal sorgulamalardan gündelik hayatın inceliklerine uzanan geniş bir perspektif sunuyor. · Kiminde âyet ve hadislerin şiirle yoğrulduğu bir tefekkür var · Kiminde gönül fırtınalarının billurlaştığı lirik bir sızlanış · Kiminde çağın sorunlarına İslami bir perspektiften bakış · Kiminde sadece bir gülü, bir kuşu, bir çocuğu seyretmenin huzuru Eseri anlamak için sadece gözle değil, gönülle de okumak gerekir. “Kalbin ve hissiyatın, akıl ve fikriyatın ikisine birden” sesleniyor. Şeair-i İslamiye okyanusunda derin bir iman şuuruyla yüzen şair, hikmeti asla kafiyeye feda etmemiş. Her beyitte mana önce gelmiş, duygu şiirin kalıbına sığmayacak kadar engin olmuş. Her cümlesi insanın içinde fırtınalar koparan bir eseri manzum hâle getirmek; ilim, irfan, edebî zevk ve büyük bir cesaret istiyor. Belki de en kritik soru şu: Bir gayeye koşmanın şevkiyle hareket etmiyor musunuz? Gayeniz engin bir deniz (bahr-i muhit), siz de bir balık gibi hissediyorsanız ancak o zaman bu iş becerilebilir. Bu eser, okyanusun derinliklerinden süzülüp gelen billur damlalar gibi. Kimi aklı, kimi kalbi, kimi de her ikisini birden titretiyor. Ve belki de en önemlisi, okuru kendi iç yolculuğuna çıkmaya cesaretlendiriyor. Peki ya siz? Bir damla mı olacaksınız,
Edebiyat
33 PencereHikmet Erbıyık · Foliant Yayınları · 20261 okunma
6/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 15:39
Fransız şair, matematikçi, dil teorisyeni, yazar #RaymondQueneau ‘dan #ZorluBirKış kitabı gerçekten zorlu bir okuma süreci yaşattı bana. Birkaç gördüğüm inceleme de aynı fikirde olduğundan gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki çeviri çok zorlayıcıydı. Roman bizi Birinci Dünya Savaşı’nın ortasına, 1916-1917 yılının o meşum kışına, Le Havre liman kentine götürüyor. Queneau burada savaşı cephedeki kurşunlarla değil, cephe arkasındaki insanların ruhlarındaki o boğucu bekleyişle anlatıyor. Kitabı okurken o liman kentinin rutubetini, soğuğunu ve her an bir şey olacakmış gibi hissettiren ama aslında hiçbir şeyin değişmediği o monotonluğu iliklerinizde hissediyorsunuz. Demokratik, mason ve Yahudileşmiş bir Fransa var. Lehameau’ya göre Fransa’yı çürümüşlükten ve düzensizlikten kurtarmak için gereken bir Alman Himayesi. Bernard Lehameau, başkahramanımız, 33 yaşında, yaralı bir asker, ayağı kırıldığı için aksamaya başlamış ve yürümek için bastona ihtiyaç duyuyor, bu süreçte çevirmenlik yapıyor. Saygıdeğer bir insan, sivil yaşamda oldukça yükselmiş bir memur, askerlikteyse savaş yaralısı ve belki de kahraman. Ama oldukça kötümser ve yabani. Annesi, ilk yengesi (abisi daha sonra tekrar evleniyor) ve karısı bir yangında hayatlarını kaybediyor. 13 yıl boyunca dul kaldığı süreçte eline kadın eli değmiyor. Bir gün tramvayda iki çocuğa rastlıyor Annette 14 kardeşi Polo ise 6-7 yaşlarında, bir başlarına okula gidip geliyorlar. Bu çocuklar ile bir bağ kuruyor Lehameau ve ablaları ile Madeleine (hafifmeşref bir kadın profili var) ile de tanışıyor. Onları sinemaya götürüyor birlikte vakit geçiriyor. Bir de ordudan sarışın ingiliz Helena var. Ona aşık oluyor, birkaç kez buluşuyorlar ama kadın bakire, bu devirde onunla evlenmeyi göze alamıyor ve zaten kadının tayini çıkıyor. Birkaç ay
Zorlu Bir KışRaymond Queneau · Sel Yayıncılık · 200325 okunma
Reklam
O'nu (SAV) tanımak için bir adım daha at.
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
Prof. Dr. Ali Yardım’ın, İslam kültür ve medeniyetinin önemli kaynaklarından biri olan Tirmizî’nin Şemâil eserini esas alarak günümüz okuyucusuna yeniden kazandırdığı bu kıymetli çalışma, 55 bölümden oluşmaktadır. Eser, Peygamber Efendimizin (SAV) mübarek simasını ve fizikî özelliklerini anlatarak başlamakta; kullandığı kılıç, kalkan gibi eşyalarından bindiği atlara ve develere kadar hayatına dair pek çok ayrıntıya yer vermektedir. Kitap, rüyada Peygamber Efendimizi görme bahsiyle son bulmaktadır. Eser, bütünüyle Hz. Muhammed Mustafa’nın (SAV) beşerî yönünü ele almakta ve onun günlük hayatındaki davranışlarını, alışkanlıklarını, ahlakını ve insanlarla olan ilişkilerini samimi bir üslupla okuyucuya aktarmaktadır. Bu yönüyle kitap, yalnızca bilgi veren bir kaynak olmanın ötesine geçmekte; Allah Resûlü’nün örnek şahsiyetini daha yakından tanıma ve hayatımıza rehber edinme imkânı sunmaktadır. Peygamber Efendimizin (SAV) insanlığa örnek olan kişiliğini bütün yönleriyle ortaya koyan bu eser, okuyucusuna adeta “Siz de O’na benzemeye çalışmalısınız.” mesajını vermektedir. Kitabı okuyan herkesin mutlaka istifade edeceğine, kendi iç dünyasında yeni ufuklar açacağına ve Allah’ın Resûlü’ne duyduğu muhabbeti daha da derinleştireceğine inanıyorum. Peygamber Efendimizi daha yakından tanımak ve onun örnek hayatından ilham almak isteyen herkese bu kıymetli eseri gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.
Din
Peygamberimiz'in ŞemailiAli Yardım · Damla Yayınevi · 2013115 okunma
9/10
·144 syf.··
2026 4100. kitabı
Bazı kitaplar vardır; okurken bir yazarın hayat hikâyesini değil de karşılıklı oturup uzun uzun sohbet ettiğiniz bir insanın iç dünyasını dinliyormuş gibi hissedersiniz. Anne Bir Sabah İyiler Kazanacak benim için tam olarak böyle bir kitaptı. İrfan Değirmenci bu kitapta yalnızca yaşadıklarını anlatmıyor; korkularını, umutlarını, kırgınlıklarını, mücadelelerini ve en önemlisi annesiyle kurduğu o güçlü bağı tüm samimiyetiyle okuyucunun önüne bırakıyor. Bunu yaparken de ne acılarını büyütüyor ne de yaşadıklarını dramatize etmeye çalışıyor. Tam tersine, son derece doğal, içten ve dürüst bir anlatımla yaşadıklarını paylaşıyor. Kitabı okurken sık sık kendimi satırların içinde durup düşünürken buldum. Çünkü anlatılanlar sadece İrfan Değirmenci'nin hikâyesi değil; aynı zamanda toplumun önyargılarıyla, kalıplarıyla ve kabulleriyle yüzleşen birçok insanın da hikâyesi. Bu yüzden kitap zaman zaman hüzünlendirse de içinde güçlü bir umut taşıyor. En çok etkilendiğim şeylerden biri de annesine duyduğu sevginin ve saygının her satırda hissedilmesiydi. Kitabın merkezinde yalnızca bir bireyin yaşam mücadelesi değil, aynı zamanda koşulsuz sevginin, anlayışın ve aile bağlarının gücü de var. Bir kadın olarak okurken kendimi bu yolculuğun içinde hissettim ve yazarın cesaretine hayran kaldım. Yaşamını böylesine açık yüreklilikle anlatmasının ne kadar zor olduğunu düşündüm. İnsan kendi hikâyesini anlatırken en çok da kırılgan yanlarını ortaya koymaktan çekinir. Ancak İrfan Değirmenci bunu büyük bir cesaretle yapmış. Üstelik bunu yaparken okuyucudan acıma beklemiyor; sadece yaşadıklarını olduğu gibi paylaşmayı tercih ediyor. Kitabın dili son derece akıcı. Sayfalar ilerledikçe sanki karşınızda oturan biri size hayatını anlatıyormuş hissi veriyor. Bu samimiyet de kitabın en güçlü yanı olmuş.
Anne Bir Sabah İyiler Kazanacakİrfan Değirmenci · Destek Yayınları · 2025137 okunma
Roza Dorea ve Devrimin Kanatları / Berna Güzel
Puan vermedi·430 syf.··
2026 34. kitabı
Bir serinin final kitabı, çoğu zaman bütün hikâyenin kaderini belirler. Ne kadar etkileyici bir başlangıç yapılmış olursa olsun, okurun zihninde kalacak son izlenim genellikle finaldir. Berna Güzel’in Roza Dorea serisinin üçüncü kitabı Devrimin Kanatları ise seriyi yalnızca başarılı bir şekilde tamamlamakla kalmıyor; önceki iki kitabın üzerine çıkarak anlatının bütünlüğünü ve gücünü pekiştiriyor. Fantastik edebiyatta sıkça karşılaşılan sorunlardan biri, seri ilerledikçe karakterlerin tutarsızlaşması ya da ilk kitaplarda kurulan yapıların yeterince karşılık bulamamasıdır. Devrimin Kanatları bu açıdan oldukça sağlam bir yerde duruyor. İlk kitaptan itibaren işlenen temalar, verilen ipuçları ve karakter gelişimleri finalde anlamlı bir bütün oluşturuyor. Kurulan evren derinleşirken hikâye de kendi iç mantığını koruyarak ilerliyor. Roman boyunca yalnızca büyük bir savaşın sonucunu değil, karakterlerin içsel dönüşümlerini de takip ediyoruz. Kehanet Çocukları’nın, Lefter’in ve Vasilis’in büyüme hikâyeleri; aile bağları, aidiyet duygusu, kayıplar ve yeniden kurulan hayatlarla iç içe geçiyor. Özellikle yan karakterlerin dahi yalnızca hikâyeyi ilerleten figürler olarak kalmayıp kendi motivasyonları ve çatışmalarıyla varlık göstermesi, anlatıyı daha güçlü kılan unsurlardan biri. Ancak benim için seriyi benzerlerinden ayıran asıl nokta, fantastik kurgunun altında taşıdığı düşünsel katmanlar oldu. Hikâye; iktidarın yozlaştırıcı etkisini, gücü korumak adına meşrulaştırılan zulmü, sömürüyü ve ayrıştırıcılığı sorgularken; buna karşı dostluğu, dayanışmayı, inancı ve özgürlük arzusunu öne çıkarıyor. Bu yönüyle yalnızca bir macera anlatmıyor, aynı zamanda güçlü bir direniş ve umut anlatısı kuruyor. Sedna başta olmak üzere birçok karakterin inandıkları uğruna göze aldıkları fedakârlıklar,
Roza Dorea ve Devrimin KanatlarıBerna Güzel · Perseus Yayınevi · 20262 okunma
9/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
Benim için tam anlamıyla bir "iyi ki okumuşum" kitabı oldu. Yazar bildiğimiz bir kıssayı alıp, mitoloji ve dinler tarihinin büyüleyici süzgecinden geçirerek muazzam bir anlatıya dönüştürmüş. Yusuf'un hikayesindeki sembolizmi ve dönemin sosyokültürel yapısını o kadar akıcı işlemiş ki, bir solukta okundu. Klasik kalıpların dışına çıkan, ufkunu genişletmek isteyen her okura gönül rahatlığıyla öneririm.
1000Kitap
Düşlerin Efendisi YusufAlbert Hirsch · Yurt Kitap Yayın · 200367 okunma
Reklam
Reklam