Kitaba tek kelimeyle Ba-yıl-dım. Yeni favori yaAram Amin Maalouf. Semerkant kitabından sonra Doğu'nun Limanları'nı merak edip almıştım. Uzun zamandır okunmayi bekliyordu. Daha önce nasıl okumamıştım dedim kitabı okuduğumda. Bu yılın açık ara en sevdiğim kitabı oldu. Nasıl başladı? Nasılsın bitti? Olaylar nasıl buralara geldi? Hiç anlamadım doğrusu. Kitap aktı gitti. Kitap hakkında övgüm bitmez o yüzden gelelim kitabın kısa bir ozetine. Daha doğrusu kısa tutmaya çalışacağım ama çok Zor olacak. Kitap aslında genel anlamıyla bir röportajın gölgesinde ilerliyor. Tarihe ve Osmanlı'nın son dönemindeki direniş hareketlerine ilgisi olan anlatıcı karakterimiz bir Fotoğraftaki direnişçi ile Paris'te karşılaşır. Onu tanır ve tarihi bilgiler edinmek için ana karakterimize yanaşır. Fakat beklemediği bir hikayenin ortasında bulur kendini. Ana karakterimizin adı İsyan. Ne garip değil mi? Kendisi de utanıyor bu isimden. Babası bir isyancı olmasını istediği için ona bu adı vermiş. İsyan'ın büyük dedesi bir Osmanlı şehzadesi. Daha doğrusu tahttan indirilmiş bir hükümdar. Daha sonra intihar ediyor ama şüpheli bir intihar bu. Cesedini kızı İffet buluyor ve deliriyor. İffet sonuçta bir Osmanlı kızı. Annesi kızının itibarını korumaya çalışıyor. O zamanın doktorlarından biri İffet'i iyilestirecegini söylüyor. Ama tımarhaneye yatırılmasına karşı çıkıyor anne. Doktor Kitabdar ise anneye Iffet'i kendi himayesinde Adana'daki götürüp iyileştirmeyi öneriyor. Anne bunu kabul ediyor. İffet ve Kitabdar arasında nikah kıyılıyor. Kitabdar Iffet'i iyileştirme çabalarına devam ederken kız hamile kalıyor. İnsanlar bu konudan rahatsız. Bu hamilelikle dünyaya Isyan'ın babası geliyor. Baba hep evde eğitim görmüş. Çünkü insanlar bu aileden vebalı gibi kaçmış. Hekim Kitabdar ölünce evin yönetimi babaya
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
"Ölümü son çıkış olarak düşüneceksin. Bil ki kimse seni bundan alıkoyamaz ve tam da bu nedenle, elinin altında olduğu için ony yedekte tut, sonuna kadar."